Aylin Vartanyan’dan yeni bir çalışma: Sanat yoluyla kimliğe dair yolculuklar

Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu İleri İngilizce Birimi öğretim üyesi Aylin Vartanyan, İstanbullu Ermeni kadınlarla dışavurumcu sanat aracılığıyla uzun soluklu bir çalışma gerçekleştiriyor.

Çalışma ‘’Suskunluk, kendini saklayarak yaşamak ve günlük hayatın pratiği içerisinde bunu artık sorgulamadan yapmak ruha neler yapar? ‘’ sorularını cevaplamayı hedeflerken hikâye anlatımının ve kendi kendini temsil etmenin özgürleştirici ve güçlendirici tarafını ortaya çıkarmayı hedefliyor.

Vartanyan, Çatlak Zemin’de yer alan söyleşisinde araştırma hakkında bilgiler veriyor. Vartanyan bu araştırmada üç yaş grubundan seçtiği altı kadınla beraber kendi seçtikleri iki mahalle içerisinde sessiz yürüyüşler yapıyor. Katılımcı kadınlar yürüyüş esnasında onlara dokunan imgelerin fotoğraflarını çekiyorlar. Fotoğraflardaki benzerliklerin bir hikâye anlattığını söyleyen Vartanyan, bu hikâyelerin bugünden yapılandırılmış ve geçmişten etkileşim almış anlatılar olarak okunması gerektiğini belirtiyor. Katılımcıların çektiği fotoğraflar ve oluşturdukları hikâyeler birleştiriliyor ve ‘’Gündelik hayatta Ermeni bir kadın olmak ne demek?’’ sorusu bu çalışma üzerinden tartışılıyor.

Çalışmanın yapıldığı mahalleler Ermeni nüfusun geçmişte ve günümüzde hala yaşadığı ve katılımcıların çeşitli deneyimlerinin olduğu mahalleler. Vartanyan, çalışma alanını seçerken, dışavurumcu sanattaki “decentering” kavramından yola çıktıklarını belirtiyor.

“İçinde bulunduğunuz çatışmanın / sıkışmanın merkezinden çıkarma olarak açıklanabilir “decentering”. Tanıdık bir yerde, bir mesafe alarak yürümek söz konusu olan. Belki büyüdüğünüzde o mahallede kimliğinizden ya da kadınlığınızdan ötürü yaşadığınız olumsuz bir deneyim olabilir, olumlu da olabilir tabii, ama bir saat için o deneyimleri unutup o mahalleye bir turist gözüyle, yeni giriyormuş gibi bakmanız önemli.”

Vartanyan, çalışma esnasında kadınların mekânla özdeşleşmesine odaklanıyor ve çok sayıda taciz hikâyesinin anlatıldığını ve bu hikâyelerin görünmez olma hissiyatı ile oldukça ilişkili olduğunu belirtiyor.

Çalışmanın birincil göstergeleri; inkârcı bir ortamda yaşamanın zorlukları, kendi kimliğini öne çıkarmamak, fazla görünür olmamak, devamlı bir güvende olma halini aramak şeklinde ortaya çıkıyor. Vartanyan’a göre, burada kalmaya karar verenler aslında bir anlaşma yapıyorlar, sessiz kalma ve “makbul vatandaş” olma anlaşması.

Her şeye rağmen bir dönüşüm yaşandığına dikkat çeken Vartanyan, suskunluk ortamından en azından konuşulan ortamlara geçildiğinde birbirini bulan grupların olduğunu ve bu türlü ortamlarda travmanın aktarılmasının tartışıldığını belirtiyor ve bunun umut verici bir gelişme olduğunu söylüyor.

http://catlakzemin.com/nereye-giderse-gitsin-yasayabilecek-kadinlar-aylin-vartanyan-ile-soylesi/