Bebekler müziği algılamaya anne rahminde başlıyor

Hayatımızın her alanında ve her döneminde yanımızda olan müziğin bebekler üzerindeki etkisi, Boğaziçi Üniversitesi Kültür ve Sanat Komisyonu’nun düzenlediği Açık Ders serisinin 18 Aralık’ta gerçekleşen seminerınde tartışıldı.

Dünya üzerindeki her kültürün sahip olduğu bir öge olan müzik aslında sadece eğlence kaynağı değil; aynı zamanda eğitici ve sakinleştirici özelliklere de sahip. Sarıyer Belediyesi ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nin katkılarıyla BU+ Etkinlikleri kapsamında düzenlenen açık ders serisinin geçtiğimiz haftaki konuşmacısı Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gaye Soley idi.

Müzik kültürü, ritim algısı gibi alanlarda çalışan Soley, “Yaşamın İlk Yıllarında Müzik” başlıklı Açık Ders'i 18 Aralık’ta Sarıyer Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde sundu.

Müziğin her kültürde büyük yer ettiğinden bahseden Soley, “Anne karnından ölümümüze kadar hayatımızda sürekli müzik var” dedi. Müziğin sakinleştirici bir etkisi olduğunun altını çizen Soley, bebekleri sakinleştirmede müziğin konuşmadan daha etkili sonuçlar verdiğini kaydetti. “Müzik, duygu durumunu düzenlemede en etkili araçlardan biri. Hatta öyle ki, bazı araştırmacılar müziğin bebekleri sakinleştirmek için ortaya çıktığını savunuyor. Ağlayan bebeğini sakinleştirmek isteyen anne, tekrarlı ve melodik şekilde bebeğiyle konuşmaya başladığında müziğin ilk örneği ortaya çıkmış olabilir” diyen Soley, ebeveyn ve bebek arasındaki duygusal iletişimin kuvvetlenmesinde büyük etkisi olan müzik bebeğin ebeveynle senkronize olmasına yardımcı olduğunu belirtti.

Aradan geçen onca zamana ve teknolojik gelişmelere rağmen ebeveynlerin bebeklere şarkı söylemeye devam ettiğini söyleyen Soley, bebek şarkılarının da tüm dünyada benzer özellikler gösterdiğini, evrensel olduğunu belirtti: “Bebek şarkıları, ninniler, yüksek frekansa sahip yani tiz sesli, basit yapılı ve tekrar içeriklidir.

Müziğin sakinleştirici etkisinin yanı sıra bebeklerin gelişimini de pozitif yönde etkilediğini açıklayan Soley konuşmasına şöyle devam etti: “Müzik ve şarkı bebeklerin uykusunu, beslenmesini ve nefesini düzenler, özellikle prematüre bebeklerin daha hızlı kilo almasına yardımcı olur. Ancak bebeğe bir müzik çalardan şarkı dinletmek, bir insanın şarkı söylemesiyle aynı etkiye sahip değildir. İnsanın söylediği şarkılar bebek üzerinde daha etkili olur.” Bebeklerin doğmadan önce bile müziği algılayabildiğini, bunun da çeşitli çalışmalarla kanıtlandığını söyleyen Soley, doğduktan sonra bu bebeklerin anne karnında dinledikleri müziği ayırt edebildiklerini açıkladı.

Konuşmasına “Mozart Etkisi” olgusuyla devam eden Soley, insanlar arasında çok yaygın olan “çocuklara ve bebeklere Mozart dinletmenin pozitif etkisi”nin aslında doğru olmadığını vurguladı: “Yapılan araştırmalar özellikle Mozart’ın değil, daha önceden bilinen müziğin zihinsel gelişimde daha etkili olduğunu gösteriyor. Çocukların matematik, genel zeka, uzamsal zeka alanlarında müziğin etkisi tartışmalı bir mevzu. Fakat sözel bellek, gürültülü ortamda konuşma anlama,  okuma becerisi, ikinci dil öğrenimi, sosyal yetilerin gelişimi gibi konularda müziğin pozitif etkisi ve önemi tartışılamaz.

Çocukların aktif müzik eğitimi almasına da değinen Soley, müzik eğitiminin pozitif etkisinin altını çizdi: “Aktif müzik eğitimi alan insanlarda beynin iki lobunu birleştiren ‘corpus callosum’ adlı bölge daha çok gelişir, daha büyük olur. Bu bireyler daha iyi ritim tutar ve melodi algıları daha çok gelişmiştir.

Seyircilerin soruduğu soruların cevaplanmasının ardından etkinlik sona erdi.


Haber: Kurumsal İletişim

Fotoğraflar: Kenan Özcan