Bisikletten güç aldı; ‘Farklı bir yaşam ve kariyer mümkün’ diyor

Alper Benli (Rüzgar Yolgezer), bisikleti bir yaşam biçimi haline getirmiş olan; gerekmedikçe para kullanmadan yolculuklar yapan, yaşam alışkanlıklarında ekolojik dengeleri gözeten ve bu anlamda farklı bir ‘’kariyer’’in peşinde giden sıradışı bir Boğaziçi Üniversitesi mezunu…
Fotoğraflar: Ali Özlüer

Alper Benli ve yol arkadaşı Filiz, Bisikletli Sahaf adını verdikleri bir iş kurarak İstanbul sokaklarında bisikletleriyle ikinci el kitaplar satıyorlar. Daha az tüketerek yaşamanın mümkün olduğuna inanan; basit ve doğal bir hayatın peşinde pedal sallayan ikili, şimdilerde Bisikletli Sahaf projesine 9 aylık bir ara vermeye ve tüm Türkiye’yi köy köy, kasaba kasaba dolaşarak masalların peşine düşmeye hazırlanıyor. Geçen yıl bisikletle 17 ülkeyi kapsayan Ekolojik Avrupa turu yapan ve 9 bin km yol kat eden Alper, bu yolculukta hiç fosil yakıt harcamadan, et tüketmeden hatta gerekmedikçe para bile kullanmadan bu uzun yolculuğu tamamladıklarını söylüyor. Alper ile "Masal anlatılmazsa, tohum ekilmezse ölür" diyerek başlayacakları yeni yolculukları öncesinde kampüste buluştuk ve hikâyesini dinledik.

Geçen yıl Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’nden mezun olduktan hemen sonra bisikletinizle 9 aylık bir Avrupa turuna çıktınız. Daha sonra  Bisikletli Sahaf projesiyle bir anda tüm Türkiye’de tanındınız. Mezuniyet sonrası pek çoğumuzun yaptığı gibi iş aramak, kariyer edinmek yerine farklı bir yol izlediniz. Bu açından alışılagelmiş bir Boğaziçi mezunundan epey farklı bir profil çizdiğiniz söylenebilir.

Ben de başlarda "normal" bir Boğaziçi öğrencisiydim. Mezuniyet sonrası bol maaşlı bir işte çalışacağım, pahalı arabalar kullanacağım ve istediğim kadar tüketebileceğim diye düşünüyordum. Bu birkaç sene böyle gitti. Zamanla bu isteklerimin bir anlamı olmadığını, beni özgürleştirmeyeceğini gördüm. Para, kariyer vs. bana eskisi kadar arzu edilir gözükmedi.

Okuldan 2014 Ocak'ta mezun oldum. Bisikletin de verdiği güçle uzunca bir yolculuğa çıkıp "Ben nasıl bir hayat istiyorum?" sorusuna cevap vermek istedim.

İlk cevabım, Bisikletli Sahaf oldu. İstanbul içinde kitap satıp bisikletle adrese ulaştırdığımız bir girişim. Yol arkadaşım ve ortağım Filiz ile kendi kitaplarımızı internetten satışa çıkarmıştık. Kitapları da bisikletle biz teslim edecektik. Bit pazarlarını dolaştığımız da oldu, gecenin son sabahın ilk saatlerinde. Daha sonra iş, arkadaş çevremizden çıktı ve gazete röportajları, TV haberleri derken iyice tanındı.

Aslında kendime bir iş arıyordum ve kariyer edinmek istiyordum. Sadece işim ve kariyerim biraz alışılagelmişin dışındaydı... Belki de buna "bir başarısızlık hikayesi" demeliyiz.

Sahaflığı nasıl seçtiniz peki?

Avrupa turundan dönünce, günlük hayatımızı sağlamak için para kazanmamız gerekiyordu. Elimizde de sahafiye değeri olan kitaplarımız ve bisikletlerimiz vardı. Biz de ikisini birleştirerek, Bisikletli Sahaf'ı kurduk.

Böylece hem para kazanabileceğimiz, hem de dünya görüşümüzü destekleyen bir girişim ortaya çıktı.

İstanbul gibi bir megapolde bisikleti yaşam biçimi olarak benimsemek nasıl mümkün oldu?

Bisiklete üniversiteye gidip gelmek için yeniden başlamıştım. Her gün üç saatimi alan ulaşım, iki saate inince kar kış demeden her gün kullanır oldum. Hatta gitmeyeceğim derslere bile bisiklete binmek için gittiğim oluyordu. Bu bir yandan da her gün iki saat düzenli spor demek oluyor. Ruhu, bedeni dinçleştiriyor ve beni mutlu ediyordu.

İstanbul birçok metropolün aksine, bisikletin faydalarını henüz kavrayamamış bir zihniyet ile yönetiliyor. Bisiklet yolu olduğu yerlerde de insanlar piknik yapsın diye, arabalar park etsin diye var. Trafikte de büyük olan haklıdır, hegemonyası işliyor zaten. Bisiklet trafikte istenmiyor, yol dışına atılmaya çalışılıyor. Tüm bu karamsar duruma rağmen, ben yine de bisiklet bağımlısı oldum.

Öte yandan bana harekete geçme gücü vererek tüm bu yolculukları yapmam da, hayatımı istediğim tarafa çekmemde yardım etti. Yani bisiklet sadece mekanik bir eşyadan öte, tılsımlı bir obje. Her planımda bana bisikletimin eşlik etmesi de bu yüzden.

Şimdi de Türkiye’yi turlayarak masallar toplamaya hazırlanıyorsunuz. Bu yolculuk fikri nasıl oluştu?

Yol arkadaşım Filiz bana Belçika'da katılmıştı. Onunla 4 bin km pedallayarak İstanbul'a dönmüştük. Yeni yolculuk fikri biz Avrupa'dayken oluştu. İnsan uzun zaman yollarda olunca kolayca yerleşik hayata geçemiyor. Hep bir sonrakini planlıyor. Masal toplamak ise bizim edebiyata ilgimize dayanan bir fikir. Türkiye turumuza sadece yolda olmaktan başka bir amaç daha ekleyelim dedik. "Masal anlatılmazsa, tohum ekilmezse ölür" diyerek yolda organik tohum da takaslayacağız.

Peki nasıl bir güzergah izleyeceksiniz? Köy okulları ve öğretmenleriyle işbirliği çağrınız var; biraz bundan bahseder misiniz ?

Türkiye çevresinde tam tur atacağız. Sırasıyla, Trakya - Ege - Akdeniz - Güneydoğu - Doğu Anadolu - Karadeniz bölgelerini geçip yaklaşık dokuz ay sürecek bir yolculuk sonrası İstanbul'a döneceğiz. Köylere uğrayacağız. Kabaca 12 bin km yol yapacağız.

Masal toplamak kapsamlı bir iş. Bu yüzden yardıma ihtiyacımız var. Bizi masal anlatıcılarına yönlendireceğini düşünerek, öncelikle köy öğretmenlerine yöneldik. Daha yola çıkmadan, çocuklara bu konuda ödev verdiklerini ve okullarına beklediklerini yazan mektuplar aldık.

Katkı sunmak isteyenler yoldayken size nasıl ulaşabilir ?

Yaptıklarımızı bisikletlisahaf.com üzerinden inceleyebilir, yine oradaki iletişim sayfamızdan mektup yazabilirler.

Haber: Duygu Durgun Köseoğlu-Duygu Öksünlü /Kurumsal İletişim Ofisi