Blockchain teknolojisinin geleceği var mı?

Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker ve Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu yönetiminde düzenlenen “Blockchain Talks”, 27 Aralık 2018’de global stratejist Şant Manukyan’ı ağırladı. Blockchain Talks, Blockchain ile ilgili farkındalığı artırmak ve ilgili kesimleri bir araya getirmek için Boğaziçi Üniversitesi ve BtcTurk iş birliğinde düzenleniyor.

 

“What is next in Blockchain?” başlığı altında Blockchain teknolojisinin ve kripto paraların geleceğini konuşmak üzere 27 Aralık Perşembe günü Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Görevlisi Yusuf Öç’ün moderatörlüğünde Albert Long Hall’da düzenlenen etkinlik, Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Blockchain komitesi için 2018’in zor bir yıl olduğunu ifade eden Karaömerlioğlu şunları ekledi: “Blockchainin cisimleştiği kripto paralar 2018’de ciddi bir bunalım geçirdi. Bunun bir radikal düzenleme mi yoksa bir balon mu olduğunu önümüzdeki süreç gösterecek.” Karaömerlioğlu açılış konuşmasının ardından, 2019’un Blockchain teknolojisi ve kripto paralar açısından nasıl bir yıl olacağına dair görüşlerini almak üzere sözü İş Bankası Uluslararası Piyasalar Bölümü Direktörü Şant Manukyan’a bıraktı.

2019’da global piyasaların durumu ne olacak?

Konuşmasına global piyasaların güncel durumu ve 2019’da yaşayabilecekleri üzerine görüşlerini paylaşarak paylaşan Şant Manukyan, gelecek sene piyasalarda global bir yavaşlama olacağını belirtti. Amerika Birleşik Devletleri piyasasının resesyona girip girmeyeceği üzerine devam eden güncel tartışma üzerine ise Manukyan şunları ekledi: “2019’da Amerika tarafında bir resesyonun mümkün olduğunu çok düşünmüyorum, çünkü getiri eğrisi tek başına bir gösterge değil. Öncü indikatörlerde de uyarıya geçilmesini belirten net sinyaller olmalı; ama şu anda henüz böyle bir durum yok.”

2019’a dair beklenen global yavaşlamanın 3 ana bölgede farklı nedenlerle olacağını ifade eden Şant Manukyan, Amerika tarafında yavaşlamanın ağırlıklı olarak vergi indirimlerinin etkisinin kaybolmasıyla geleceğini paylaştı. Manukyan, Amerika tarafından momentum kazanan bir büyüme söz konusuyken Avrupa tarafında çok büyük bir momentumun olmadığını ve yatay giden bir senaryonun söz konusu olduğunu ekledi: “Ben Euro bölgesinin hatalı bir dizaynı olduğunu düşünüyorum. Bunu söyleyen de sadece ben değilim, önemli ekonomistler de ilk asimetrik şok da dağılmasının mümkün olduğunu söylüyorlar. Hala bu sorunlu yapı devam ediyor.” Çin tarafı hakkında ise Şant Manukyan, yıllardır yavaşlayan büyümenin 2019’da da yavaşlamaya devam edeceğini ve bunun Çin için doğru ve gerekli olduğunu dile getirdi: “Önemli olan ekonomide kimin ne kadar pay aldığı, sağlıklı olan tüketici tarafının daha zenginleşmesi. Özel sektörden haneye doğru bir kayma olması gerekiyor ki Çin ekonomisi sağlıklı bir hale gelebilsin.”

Şant Manukyan, 1980’li ve 1990’lı yıllara kadar kur hareketlerine olan talebin büyük ölçüde ticaretten gelirken, bu dönemlerden sonra cari açıktan çok sermaye hareketlerinin belirleyici olduğunu vurguladı: “Eskiden paraya ve ülkelerin dinamiklerine cari açık yön verirken artık sermaye hareketleri yön veriyor. Örneğin Amerika cari açık veren bir ülke olmasına rağmen sermaye hareketlerini çekebildiği için dolar değer kaybetmiyor.” Manukyan, sermaye hareketlerinin mal ve hizmet hareketlerinin önüne geçmiş olmasının alternatif bir para sistemine duyulan ihtiyaçlar birlikte düşünülmesi gerektiğini vurgulayarak sunumunu sona erdirdi.

Neden alternatif bir para sistemi gerekiyor?
Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu ve Öğretim Görevlisi Yusuf Öç’ün sorularıyla ilerleyen söyleşide Şant Manukyan neden alternatif bir para sistemine ihtiyacımız olduğunu şöyle açıkladı: “Bu sistem dengelenmeyi sağlamıyor ve bu sorunun çözülmesi için sistem dışında bir şeye ihtiyaç var. Çözüm olarak önce altın düşünüldü ama altın kaos sırasında çok iyi bir ürün olsa da bu problemleri çözmek için yeterli değil.”

Kripto paralarla ilgili gidişatın ise olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yola ayrılabileceğini belirten Manukyan, devletlerin kripto paralara sahip olmasının iyi ve kötü yanlarının olduğunu ekledi: “Devletin dijital paraya geçmesinin iyi yanı, suç unsurlarının ve kara paranın aradan çıkartılabilecek olması. Vergi toplama konusunda da dijital para avantajlar sağlıyor; ancak bunların da ötesinde dijital paraya geçilirse merkez bankalarının elinde para politikalarıyla ilgili çok ciddi bir alet olacak, aynı zamanda tüketim alışkanlıkları merkezi bir şekilde devlet tarafından izlenebilecek. Bu da bizi çok tehlikeli bir yere götürebilir.”

Blockchain teknolojisinin var olan sistemin dışına çıkmaya izin veren bir sistem olarak bilindiğini hatırlatan Yusuf Öç, Manukyan’ın çizdiği senaryoda tersi bir durum görüldüğünü belirtmesi üzerine, Şant Manukyan devletlerin kripto paraların verebileceği yetkiyi isteyip istemeyeceğinin ancak süreç içinde görülebileceğini vurguladı: “Bana göre tartışmamız gereken bu sistemin çalışılabilir bir sistem olup olmadığı. Altın gibi Bitcoin de sistemin dışında olduğu için manipüle edilmekten uzak. Devletler bunu bir para birimi olarak kabul etmediği sürece gerçekten para yerine kullanılamaz; ancak altın gibi bir referans kaynağı olacağı kesin.”

Bitcoin’in değeri ne kadar kullanıldığına bağlı”

Bir ürünün değerinin hesaplanmasında ölçütün o ürünün ne kadar kullanıldığı olduğunu belirten Şant Manukyan, Bitcoin’in değerlendirme sisteminin de bu anlayışa dayandığını ifade etti. “Altını alıp kasaya atsak ve kullanmadan yıllar sonra çıkarsak bile değerli olacaktır. Bitcoin’deki problem ise hala nasıl bir yola gireceğinin bilmiyor oluşumuz, ancak ben kendi değerini bulabileceğini düşünüyorum.” İfadeleriyle kripto para teknolojisinin geleceği üzerine görüşlerini paylaşan Manukyan, konuşmayı takip eden izleyicilerin de sorularını cevaplandırdı. Blockchain teknolojisinde Türkiye’nin konumu üzerine gelen bir soru üzerine, Manukyan liberal bir yaklaşım yakalanabilirse bu işi yapmak isteyen insanların Türkiye’ye çekilebileceğini ve bunun için de netleşmiş bir tanımın gerekli olduğunu ifade etti.

Konuşmayı takip edenlerin sorularının cevaplanmasının ardından, Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu’nun “Asıl zenginlik bu teknolojileri üreten beyinlerdir. Şant Manukyan da bunlardan biri” sözleriyle Şant Manukyan’a ve katılımcılara teşekkür etmesiyle etkinlik sona erdi.

 

Haber: Gizem Seher / Kurumsal İletişim Ofisi