‘’Blogger’lık ünlü olmak anlamına gelmiyor, yaratıcı olup farklı işler peşinde koşmalısınız’’

Yönetim Bilişim Sistemleri 2010 mezunlarımızdan Buket Güler, üç buçuk yıldır PukFashion adını verdiği moda/lifestyle blogunu yürütüyor. Kurumsal kariyerin ardından modaya ilgisinin daha ağır basmasıyla bloguyla tam zamanlı ilgilenmeye başlayan Buket Güler ile Boğaziçi’ndeki okul hayatı ve blog macerasıyla ilgili söyleştik.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki yıllarınızı biraz anlatabilir misiniz? Neler yapmayı
severdiniz?

2004 girişliyim. Üniversite yıllarım çok hareketli geçti, hayatımın en güzel yıllarıydı. Okulda çok vakit geçirdim çünkü birçok kulübe üyeydim. Hazırlıktan itibaren kayak ve yelken takımında yer aldım. İki takımla da birçok yarışa katıldım. Ayrıca değişim programıyla bir yıllığına Avustralya’ya gittim. Çok keyif aldığım bir deneyim oldu. Üniversite yıllarımda moda aklımda olan bir şey değildi, spor kıyafetleriyle kampüste koştururdum hep. Okul benim için rahatlık demekti.

Bloggerlığa nasıl başladınız?

Mezun olduktan sonra başladım. Modaya hep ilgim vardı. Aynı zamanda okumayı,
araştırmayı çok seviyordum. Okul bitince modayla ilgili makale, dergi ve blog okumaya
başladım. “Ben neden yapmayayım?” diye düşündüm. Blogumda stil ve kombin önerilerine, moda dünyasındaki trendlere yer veriyorum. Modayı tiye alan yazılarım da var. Bu konuda en sevdiğim blog Man Repeller. Bir yandan çok fazla tüketime ve sürekli yenilenen trendlere karşıyım. İnsanların eski kıyafetlerini değerlendirmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum.

Çalıştığınız pazarlama sektörünü bırakıp tam zamanlı bloggerlığa geçiş süreciniz nasıl oldu?

Altı yıllık bir kurumsal tecrübem oldu. İlk olarak stratejik marka danışmanlığı yaptım. İki yıldan sonra Vodafone’da pazarlama alanında çalıştım. Sonrasında Avon’dan bir teklif aldım. Güzellik sektörü olduğu için ilgimi çekti, bloguma da yardımcı olacağını düşündüm. Avon’daki üç buçuk yılımda çok şey öğrendim. Yönettiğim birçok markanın sosyal medya hesaplarında, reklam çalışmalarında söz sahibi oldum, projeler hazırladım. İki aydır freelance pazarlama iletişimi ve stratejik marka danışmanlığı veriyorum. Hep böyle bir hayalim vardı. Arkadaşlarımın da önerisi oldu biraz. “Sen neden böyle bir şey yapmıyorsun?” diyorlardı. Bloga da daha fazla vakit ayırmak istiyordum. Gün içerisinde blogla ilgili bir etkinlik olunca ben gidemiyordum. 


Kurumsal kariyerinizin bloggerlık kariyerinize bir katkısı oldu mu?

Kurumsal tecrübem sayesinde blog projelerine 360 olarak bakıp, markaya en iyi katma değer verecek servisi sunabiliyorum. Ayrıca işim gereği Avon’da kendim de bloggerlar ile çalıştım. Böylelikle işin iki tarafını da görüp, beklentiyi iyi tartar hale geldim. Yeri geldiğinde proaktif bir şekilde markalara proje önerilerinde bulunabiliyorum.

Hayatınızda neler değişti?

En güzel tarafı networkum gelişti ve birçok farklı alandan insanla tanışma fırsatı yakaladım. Ayrıca güçlü bir mecraya sahip olduğum için kendimi duyurmam daha kolay oldu. Bunun yanı sıra moda ile ilgili daha önce hayal bile edemeyeceğim yurtiçi ve yurtdışında birçok etkinliğe katılma şansı yakaladım.

Bir blogger olarak sosyal medya ve toplum ilişkisini nasıl yorumlarsınız?

Bu mecrada farklı bir kimlik yaratmıyorum, bunu doğru da bulmuyorum. Samimi olmak
önemli. Bloggerlığın ünlü olmak anlamına gelmediğinin altını çizmeliyim. İnsanlar öyle
sanıyor. Burası bir paylaşım yeri, farklı işler yapabilmek için farklı şeyler sunmak lazım.
Kendimi kimseden üstte veya farklı bir yerde görmüyorum. Aynı zevkleri paylaşan insanların buluşma noktası benim blogum.

Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Bazen arkadaşlarım geliyor ve “Bizim ofiste seni takip eden varmış, çok seviyorlarmış”
diyorlar. Aynı okullardan, aynı sektörlerde çalışan, kısacası aynı şekilde yaşadığım
insanlardan geri dönüş alıyorum. Hayatımız sadece giyinmekten ibaret değil. Kitleyle beraber şekilleniyorum. Bazen “Bir yerdeyim, şunu denedin mi?” gibi öneriler geliyor. Gelişen etkileşim sayesinde hedef kitleyle beraber ilerliyorum.


Yaklaşık 25 bin takipçiniz var, bu sayıya nasıl ulaştınız?

Belli bir çizgide ilerledim hep. Benim tarzımı, stilimi bilen, anlayan insanlar benimle devam etti. Aslında hedefim de çok büyük bir kitleye ulaşmak değil, beni anlayan kişiler takip etsin istiyorum. O yüzden hiçbir zaman çok takipçim olsun gibi bir hevesim olmadı. Hala da yok.

Gelecek projeleriniz nedir, ajandanızda ne var?

Markalarla ufak ufak bir şeyler oluyor. Bloggerlarla çalışan bir ajansla bloggerlar için projeler geliştirdim. Belki bu alanda etkileşimi daha da arttıran projeler yapmaya devam edebilirim. Başka bir blog yöneterek bir markaya o şekilde destek olabilirim. Hem kalemimin gücünü kullanabileceğim hem de sosyal medya yönetimi yapabileceğim işleri tercih ediyorum. Bloggerlıkta çok yönlü projeler geliştirmek elinizde. Freelance işlerim de aynı zamanda çok yoğun gidiyor.


Son olarak, blog açmak isteyenlere önerileriniz var mı?

Kesinlikle tavsiye ederim. İnsanın kendisini tanımasını sağlıyor ve yazı yazma becerisini geliştiriyor. Yazılarım üç yıl içerisinde çok değişti, gelişti. Blog, makale okumak, o alandaki dergileri takip etmek çok önemli. Bir blogger her ne kadar benim kendime ait bir tarzım var dese de insanlara yeni bir şeyler sunabilmek için ilgilendiği konuyla ilgili gelişmeleri takip ediyor olmalı. Samimi bir dil kullanmalı ve kendini iyi ifade edebilmeli.

Buket Güler'in blogu: http://pukfashion.blogspot.com.tr/

Söyleşi: Süveyda Ece Çil / Kurumsal İletişim Ofisi 

Fotoğraflar: Kenan Özcan