Boğaziçi mezunları, üniversite adaylarına seslendi: “Boğaziçi’nde deneyimleyecek çok şey var”

Pandemi tedbirleri nedeniyle bu yıl online olarak düzenlenen ve bölüm tanıtımlarının yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi'nin akademik ve sosyal olanaklarının tanıtıldığı “Boğaziçi Üniversitesi Tanıtım Günleri,” 7 Ağustos’ta “BÜ Mezunu Olmak” başlıklı seminerle sona erdi. Seminerde Boğaziçi mezunları Mehmet T. Nane (BÜ’90), Sertaç Şener (BÜ’99) ve Harun Tekin (BÜ’01), Boğaziçi’ndeki anılarını ve mezun olduktan sonraki kariyer yolculuklarını üniversite adaylarıyla paylaşarak üniversite tercihi için tavsiyelerde bulundu.

Mezunlar Ofisi Koordinatörü Nihal Albayrak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte konuşmacılar, Boğaziçi Üniversitesi’nin renkli kampüs hayatını ve kattığı değerlerle tüm mezunları arasında ortak bir dil kurduğunu vurguladılar. 

“Boğaziçi en büyük şansım”

1999 yılında Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Yemeksepeti.com Satış Müdürü Sertaç Şener, Boğaziçi’ndeki ilk gününü hâlâ çok net hatırladığını ve kampüsten oldukça etkilendiğini belirterek üniversite günlerini şu ifadelerle anlattı: “Boğaziçi’nin sosyal hayatı bana çok şey öğretti ve gelecekte ne yapmak istediğim açısından öğrenci kulüpleri bana yol gösterdi. Benim için Boğaziçi Spor Kulübü’ndeki günlerim çok değerlidir. Spor Bayramı etkinliğinin de ilk kadın başkanı olmuştum. Zaten spor yaptığında belli değerleri alıyorsunuz: Kaybetmeyi, kazanmayı, ekip çalışmasını öğreniyorsunuz. Spor Kulübü üyeliğime ek olarak üniversitenin Halkla İlişkiler Ofisi’nde de çalışmıştım. Pazarlama ve Halkla İlişkiler alanına yönelmeye o yıllarda karar vermiştim.”

Sertaç Şener ayrıca üniversite adaylarına tavsiyelerini şu şekilde sıraladı: “CV’nin Latince anlamı hayat döngüsü demektir. O çemberi Boğaziçi’nde birçok şekilde doldurabilirsiniz. Burada deneyimleyecek çok şey var. Sadece akademik anlamda değil, kendinizi tanımanız anlamında da Boğaziçi’nin sunduğu liberal ve paylaşımcı ortam kişiliğinizi etkiliyor. Ayrıca Boğaziçi mezunları nerede olsa birbirlerini bulurlar ve o aidiyeti her zaman hissederler. Boğaziçi en büyük şansımdır.”

“Bilgiye nasıl ulaşılacağını Türkiye’de en iyi Boğaziçi öğretiyor”

2001 yılında Felsefe ve Psikoloji bölümlerinden mezun olan şarkıcı, şarkı yazarı ve prodüktör Harun Tekin ise Boğaziçi’ndeki günlerini şöyle değerlendirdi: “Meslek edinmenin ötesinde Boğaziçi, bana farklı bölümlerin sentezini yapmayı öğretmiştir. Ben müzisyenim ama daha çok şarkı yazarıyım. Şarkı yazarlığı, edebiyat ve müzik gibi ayrı dalları içeren bir alan. Okuduğum bölümler de bu ayrı dalları bir araya getirme konusunda bana yol göstermiştir.  

Bilgi dallarının biriktirdiği dağarcıklar bugün daha büyük hızla iki katına çıkabiliyor. Aslında üniversitede hayatımız boyunca bileceğimiz bilgileri öğrenmiyoruz. Bilgiye ulaşım metotları ve bunlara adaptasyonu öğreniyoruz. Ben bunun Türkiye’de en iyi Boğaziçi’nde öğrenileceğini düşünüyorum. Üniversite tercihlerinde bölümün o kadar da önemli olmadığı fikrine katılıyorum. Doğrudan mesleğe işaret etmeyen ancak hayat görüşü anlamında geniş baktırabilen bölümlerin de tercih edilebileceğini düşünüyorum.

Ayrıca Boğaziçi kampüsünün hem şehrin içinde hem de fiziksel olarak güzel olması başlı başına bir konu. Bunu da vurgulamak lazım.”

“Boğaziçi’nde kendimi evimde gibi hissediyorum”

1990’da Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan, Pegasus Hava Yolları Genel Müdürü Mehmet T. Nane, Boğaziçi mezunu olmanın iş hayatında yarattığı farkları şu cümlelerle paylaştı:

“Boğaziçi mezunları olarak ortak bir platform yakalayabiliyoruz, bizi biz yapan değerler değişmiyor ve bu iş hayatına da yansıyor. Bunun da sebebini Boğaziçi’nin bir müessese olması ve bu kurum kültürünü sürdürebilmesi olarak görüyorum. Ayrıca mezunları arasındaki dayanışma çok önemli ki bunun az üniversitede olduğu bir gerçek. Yıllar sonra bir Boğaziçiliyle karşı karşıya geldiğinizde aranızda pozitif bir elektrik oluşuyor. Çünkü senin soluduğun ortamı o da solumuş oluyor. Aynı ortamda ders aldığınız ustalarınız yani hocalarınız hemen gözünüzün önüne geliyor.

Boğaziçi’nde kendimi evimde gibi hissediyorum. Bunu hissetmediğiniz vakit tanımlanması çok zor olan bir duygu. Bunu özellikle sonradan başka üniversitelerde bulunduğunuzda fark ediyorsunuz.”

Son olarak Mehmet Nane, adaylara bölümden ziyade üniversitenin kendisine odaklanmaları ve tercih yaparken kendi iç seslerini dinlemeleri tavsiyesinde bulunarak konuşmasını tamamladı.