Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan ile ''24 Kasım Öğretmenler Günü'' röportajı.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan 24 Kasım Öğretmenler Günü ile ilgili soruları yanıtladı.

 

Bu yıl öğretmenlerin icra ettiği mesleğin yasasının çıktığı bir yıldır. Öncelikle Öğretmenler Günü vesilesiyle “Öğretmenlik Meslek Kanunu” adıyla çıkan yasaya dair ne söylemek istersiniz.
Öncelikle tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun. Öğretmenliğin mesleki olarak icrasını tayin eden birçok yasal düzenleme vardır. Bahsi geçen yasayı öğretmenlik kariyeri ile ilgili bir düzenleme olarak görmek gerekir.

Söz konusu yasanın önemsiz olduğunu mu söylemek istiyorsunuz?
Hayır… Söz konusu yasanın öğretmenliğin kariyer basamakları ile ilgili olduğunu ifade ediyorum. Sayıları bir milyonu aşmış olan bu topluluğun kendi içinde hiyerarşik olarak guruplara ayrılması bu mesleği icra edenler nezdinde bir hareketlilik yaratabilir.

Öğretmenler zaten kıdemlerine göre gruplanmış değil miydi?
Hayır… Otuz kırk yıla her yılı temel alarak yayılan kıdem sistemiyle bu bir değildir. Yeni düzenleme ile öğretmenler üç ayrı kademeye ayrılarak daha işlevsel bir kümelenmeye tabi olacaklardır. Bu uzun vadede öğretmenliğin daha akademik bir meslek haline dönüşmesini sağlayabilir ve öğretmenler için daha motive edici olabilir.

Böyle bir kademelendirme sistemi örneği var mı dünyada?
Evet yardımcı öğretmenlik, usta öğretmenlik gibi kademelere dayalı bir kariyer sınıflaması olduğunu görüyoruz.

Peki, Türkiye’de bu yönde bir kariyer basamağı sistemi ilk kez mi hayata geçiriliyor?
Bu şekilde bir gruplama olmamıştır. Ancak daha önceden Osmanlı’nın son dönemlerinde öğretmenliğin hiyerarşik olarak gruplandığını görüyoruz. Muin, Muallim, Ser Muallim gibi adlar altında hiyerarşik sınıflamalar olduğunu biliyoruz. Bu sıfatların yardımcı öğretmenlik, usta öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi bugünkü konumlandırmalara yakın anlamlar içerdiğini söyleyebiliriz.

Öğretmenlik mesleği açısından bu düzenlemenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Öğretmenlik mesleğinin hiyerarşik yapısının kurulmasını olumlu bir adım olarak görüyorum. Ancak sistemin iyi işlemesi daha sonra atılacak adımlara ve gerçekleştirilecek uygulamalara bağlıdır. Bu manada uygulanan sınav sisteminin tayin edici rolünün yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Önemli olan sistemin kurulmasıdır. Bir takım aksaklıkların zaman içinde düzeleceğini düşünüyorum.

MEGA SİSTEM
Bu iyimserliğinizin nedeni nedir?
Türk eğitim sistemi bir mega sistemdir artık. Sistemin aksayan yönlerinin sisteme dokunan sihirli ellerle değil kendi büyüklüğü ve işleyişi ile düzeleceğini düşünüyorum. Bu mega eğitim sisteminin kolayca bozulamayacağına inanalım artık.

Bugünün yani 24 Kasım Öğretmenler Gününün anlam ve önemine gelecek olursak; neler söylemek istersiniz?
Kasım Türkiye’nin Öğretmenler Günü’dür. Bu tüm öğretmenlerimize kutlu olsun. Bu günün yani bizim öğretmenler günümüzün çağrıştırdığı derin anlamlar vardır. Bu gün öncelikle Türk Harf İnkılabını çağrıştırır. Bu inkılabın hayata geçmesi için açılan Millet Mekteplerini hatırlatır.
Çünkü 1 Kasım 1928 yılında gerçekleştirilen inkılapla birlikte kabul edilen Türk alfabesinin çok çabuk öğrenilmesi gerekiyordu. Bunun için hızlı bir eğitim seferberliği yapıldı ve yeni alfabeyi öğretecek şekilde çok kısa süre içinde binlerce öğretmen yetiştirildi.
Sıra bu ülkü sahibi öğretmenlerin görev yapacağı millet mekteplerinin açılmasına gelmişti. Bu şekilde harf devriminden bir yıl kadar önce açılan Halk Dershaneleri adıyla bilinen eğitim kurumları dönüştürülerek Millet Mektepleri adını aldı.
Eğitimli, kültürlü ve üretken Türk yurttaşlarını yetiştirme gayesi ile açılan bu okulların çok sistemli ve pedagojik esaslara göre hizmet vermesi planlanmaktaydı. Bu bilinçle 24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Talimatnamesi yayınlandı.
Bu talimatnameyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de Millet Mekteplerinin “Başöğretmenliği” unvanı verildi. Hemen ardından 1929 yılının ilk aylarından itibaren yurt sathında yeni Millet Mektepleri açıldı.
Bu okullarda görev yapan öğretmenler bir mucize yarattı adeta. Çünkü bu öğretmenler kısa sürede milyonlarca vatandaşı okuryazar yaptı. Yurt sathındaki tüm vatandaşları aydınlatmak için ant içmiş olan bu idealist öğretmenler Cumhuriyet tarihinin belki de en işlevsel eğitimini gerçekleştirdi. Zira halk bu fedakâr öğretmenler sayesinde fonksiyonel okuryazar oldu. Bu eğitim ruhu ve heyecanı sadece okuma yazma öğretmekle kalmadı; kültürlü ve bilinçli üreticiler yetiştirdi. Özellikle kırsaldaki yurttaşlarüretime dönük çok önemli beceriler edindi. Millet Mektepleri ile başlayıp Halk Evleri ile devam eden bu eğitim atılımı ilerili yıllarda açılan ve özgün birer Türk Eğitim Modeli olarak tarihe geçen Öğretmen Okullarının ve Köy Enstitülerinin de esin kaynağı oldu.
Kutladığımız 24 Kasım’ın hikâyesi işte budur… Her şeyden önce bugün yani 24 KasımTürk öğretmenlerinin günüdür. Çünkü bugün yani 24 Kasım, bir yüzyılı geride bırakıp yeni bir ikinci yüzyıla hazırlanan Türkiye Cumhuriyetinin idealist öğretmenleriyle anlamlanmaktadır.

Boğaziçi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak bugün vesilesiyle neler söylemek istersiniz?
Öğretmenler günü vesilesiyle öğretmen olmaya aday öğrencilerimiz için bir şeyler söylemek isterim. Hepsinin Türkiye’nin seçilmiş başarılı öğrencileri olduğu malum. Mezun olduklarında öncelikle Türk eğitim sistemi içinde kalmalarını diliyorum. Milli eğitim sistemimizin üst kademelerinde daha çok sorumluluk almalarını arzu ediyorum. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken Boğaziçi mezunları arasından bakanların, genel müdürlerin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlarının çıkmasını diliyorum. Aynı şekilde Boğaziçi Eğitim Fakültesinden mezun İl, İlçe Milli Eğitim Müdürlerininve özellikle okul yöneticilerinin sayılarının daha fazla olmasını diliyorum. Çünkü bu güzide topluluğun Türk Milli Eğitim Sistemi üzerinde daha çok etkili olması gerektiğine inanıyorum.

....

Haberin devamı için tıklayın.