Boğaziçi Üniversitesi ile (MIT) Massachusetts Institute of Technology’den hibrit çavdar üretimi konusunda önemli iş birliği

Küresel ısınma ve iklim değişikliği sofralarımızdaki temel besinlere erişimimizi etkileyecek düzeyde olumsuz sonuçları beraberinde getiriyor. Bu riski gören bilim insanları değişen iklim şartlarından daha az etkilenecek, dayanıklı ve uzun süre ekimi yapılabilen alternatif besin maddeleri arayışını global ve yerel düzeyde, farklı projelerle sürdürüyor. Bunlardan biri de Limak Vakfı desteğiyle sürdürülmekte olan; Boğaziçi Üniversitesi ile MIT-MISTI programı ortaklığıyla geliştirilecek hibrit çavdar üretimi projesi…

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Raşit Bilgin’in iklim değişikliğinin gıda güvenliğine olan etkilerini inceleyecek olan ‘’Developing Perennial Crops for Food Security in the Face of Climate Change’’ başlıklı projesi Limak Vakfı tarafından fonlanan ve Boğaziçi Üniversitesi ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında ortak araştırma projeleri yapılması hedefiyle 2016’da oluşturulan MISTI (MIT Science and Technology Initiatives) - Boğaziçi Uluslararası Araştırma, Eğitim ve Destek Programı kapsamında 2018-2019 döneminde desteklenecek.

Doç. Dr. Raşit Bilgin bu proje kapsamında MIT’den David L. Des Marais liderliğindeki araştırmacı ekiple çalışmalar yürütecek. Araştırması hakkında bilgi aldığımız Doç. Dr.Bilgin, günümüzde iklim değişikliğinin gıda güvenliği gibi önemli bir sorunu da beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın gelecekte temel besin kaynakları açısından hayli bir olumsuz tablo yaratacağını ifade etti. Bu şartlar altında iklim değişikliğinden daha az etkilenecek ve uzun süreli ekim yapılabilecek besin kaynaklarının gündemde olduğunu aktaran Bilgin, bu çerçevede çavdar bitkisi üzerine bir araştırma projesi başlattıklarını belirtti.

‘’İklim değişikliğiyle birlikte ortaya çıkmakta olan sorunlardan biri de gıda güvenliği. Değişen iklim şartlarında gıdalarımızın üretim miktarı ve kalitesini nasıl etkileyecek? Bununla ilgili modeller gıdanın geleceği ile ilgili karamsar bir tabloyu ortaya koyuyor. Sıcaklık arttıkça canlıların daha fazla büyümesi bekleriz ancak modellemeler iki derecenin üzerindeki sıcaklık artışlarının olumsuz sonuçlar yaratacağını gösteriyor.

Hali hazırda şu andaki yaşam ve tüketim alışkanlıklarımıza devam edersek bu artışın iki derecenin de üstünde olması kaçınılmaz görünüyor. Bu da temel besin kaynaklarımızın ciddi oranda azalması gibi sorunları beraberinde getirecek’’ diyen Doç. Dr. Bilgin, buğday başta olmak üzere daha uzun ömürlü, aynı ekim alanında birkaç sene boyunca ekilebilecek bitkiler geliştirmenin global anlamda da gündemde olduğunu belirtti.

Çavdarın her sene baştan ekilen bir tür olmakla birlikte yabani olarak bulunan pek çok çeşide sahip olduğuna dikkat çeken Raşit Bilgin, yabani çavdarın hem dayanıklı hem de çok yıllık bitki olarak avantajları olduğunu belirtti.

Araştırma konusu kapsamında daha önce doktora öğrencileriyle çavdar bitkisinin genetiği üzerine çeşitli çalışmalar yaptıklarını ve çavdar bitkisinin Türkiye coğrafyası bağlamında oldukça yüksek genetik çeşitliliğe sahip olduğu sonucuna ulaştıklarını aktaran Bilgin şu bilgileri verdi:

‘’ABD Tarım Bakanlığı’nın Tohum Bankası vasıtasıyla dünyanın farklı bölgelerinden çavdar tohumlarını Türkiye’ye getirip, burada yetiştirip genetik çeşitliliklerini karşılaştırmıştık. Hatta gelen örnekler arasında 1960’larda Türkiye’den toplanmış örnekler de mevcuttu. ABD’den gelen yerel tohumları Adana’da Çukurova Üniversitesi’nde ektik ve hasadını yaptık. Tüm bu çalışmayı ve safhalarını doktora tezi çalışması olarak enstitümüzden Öncü Maracı yaptı ve bu çalışma sonucunda Türkiye’nin çavdar için, buğday örneğinde olduğu gibi, önemli gen merkezlerinden biri olduğunu, genetik çeşitliliğin yüksek olduğunu gördük. ‘Değişen iklim şartlarından daha az etkilenecek, çok yıllık bir bitki elde edebilir miyiz?’ sorusu çerçevesinde düşünerek şu anda kullandığımız tek senelik çavdar ile çok yıllık yabani çavdarın hibritleştirilmesi yönünde bir çalışma yapılabileceği sonucuna vardık’’.

Gıda güvenliği ve iklim değişikliği konusunun çok disiplinli bir bakışla ele alınmasının gerektiğini ve bu bağlamda Boğaziçi Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün çok disiplin araştırmalarda öne çıkan iki önemli kurum olduğunu ifade eden Bilgin şöyle devam etti:

‘’Projenin daha çok başındayız. Boğaziçi ve MIT ekipleri olarak bu projeyi geliştirirken ilk öngörümüz çavdardı ancak ilerleyen safhalarda bu başka bir bitkiye de dönüşebilir. Biz daha çok proje kapsamında aldığımız seyahat desteği kapsamında karşılıklı ziyaretler yaparak ekiplerimiz arasında bilgi alışverişi gerçekleştirmiş olacağız.

Yine bu proje kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde 2019’un sonuna doğru bir çalıştay düzenleyeceğiz. Aynı zamanda bizim için bir yol haritası sunacak olan bu çalıştayda iklimsel modellemelerden tarım perspektifine, gastronomiden genetik ve genom çalışmalarına uzanan farklı disiplinlerden bu konuya yaklaşacak Boğaziçi’nden ve MIT’den uzmanlarla gıda güvenliği ve iklim değişikliğini çok çeşitli boyutlarıyla ele almayı hedefliyoruz’’ .