Boğaziçi Üniversitesi’nde “İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri” verildi

Boğaziçi Üniversitesi personeline yönelik gerçekleştirilen iş sağlığı güvenliği eğitimleri sona erdi. Eylül ayının ilk haftasından beri sürdürülen ve 1150 kişinin katıldığı eğitimlerin amacı, içeriği ve önemi ile ilgili Boğaziçi Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörü ve aynı zamanda Endüstri Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Mahmut Ekşioğlu’ndan bilgi aldık
Kenan Özcan

“Eğitimlerde temel hedefimiz farkındalık yaratmak ve güvenlik kültürü oluşmasına katkıda bulunmak”

İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörü olarak, Mayıs 2017´den beri ekibiyle birlikte çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Mahmut Ekşioğlu, Koordinatörlük olarak verdikleri iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin amacına ve içeriğine dair şu ifadeleri kullandı: “İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerimizin amacı, olası kaza ve meslek hastalıklarından korunmak ve acil durumlara karşı hazırlıklı olmak konusunda personelimizi bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmaktır. Böylece, yerleşkelerimiz, kazalar ve meslek hastalıkları açısından daha sağlıklı ve güvenli hale gelecektir. Şunun da altını çizmek gerek: Biz, her ne kadar buna iş sağlığı ve güvenliği eğitimi veya kısaca İSG eğitimi diyorsak da, aslında alınan eğitimin faydası işle sınırlı değildir; çünkü kazalar işyerleri ile sınırlı değil. Bu nedenle, kazalara karşı hayatın her alanında, evde, sokakta, okulda vb. yerlerde de tedbirli olmak durumundayız.  Sağlığımız ve güvenliğimiz herşeyden önce gelir. Eğitimlerde şu konular üzerinde duruldu: 6331 sayılı İSG yasası ve ilgili mevzuat, işveren ve çalışanların sorumlulukları, kaza ve meslek hastalık istatistikleri, kaza, risk ve meslek hastalığı tanımı, İSG´nin önemi, kazaların ve meslek hastalıklarının nedenleri ve bunlardan korunma çareleri, tehlike türleri ve bunlardan korunma, çalışırken vücudu doğru kullanmak, güvenlik ve sağlık işaretlerini tanıma, kişisel koruyucu donanım ve iş ekipmanlarının doğru kullanımı, iş stresi, güvenlik kültürü, acil durumlarda yapılması gerekenler ve kaza durumunda ilk yardım.”

Prof. Ekşioğlu İSG´nin temel yaklaşımları konusunda ise şunları söyledi: “Kaza ve meslek hastalıklarını önlemede, güvenli çalışma koşullarının ve güvenli davranış kültürünün oluşturulması esastır. Çalışma ortamlarında mevcut tehlikeleri tespit edip riskleri belirlemek ve buna göre fiziki ve idari önlemler almak, iş sağlığı güvenliğinin en önemli faaliyetidir; fakat yeterli değildir. Kazaları ve meslek hastalıklarını önlemek için çalışanların tehlikeler, riskler, acil durumlar ve önlemler konusunda eğitilmeleri de gerekmektedir.  İSG Koordinatörlüğü olarak, Üniversitemiz personeline yönelik verdiğimiz eğitimlerin amacı da bu idi: Personelimizin bilgi ve farkındalığını artırmak, olası tehlike ve risklere dikkatlerini çekmek ve acil durumlarda yapılması gerekenler konusunda gerekli bilgilerle donatmak. 

“Güvenlik kültürü eğitimi anaokulunda başlayıp eğitimin her kademesinde verilmedikçe, İSG sorunlarına kalıcı ve sürdürülebilir çözüm bulamayız.”

Boğaziçi Üniversitesi’nde verilen iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ile çalışanlar arasında güvenli davranışlara yönelik bir bilinç oluşturulmasının hedeflendiğini kaydeden Mahmut Ekşioğlu, bu eğitimlerin üç senede bir kere tekrarlanacağının, çeşitli nedenlerden dolayı eğitim alamamış kişiler ve üniversitede yeni çalışmaya başlamış kişiler için de önümüzdeki nisan ayında bir eğitim oturumunun düzenleneceğinin altını çizdi. Mahmut Ekşioğlu, güvenlik kültürünün önemi ve oluşturulmasına dair ise şu noktalara değindi: “Bir kurumda, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanarak, kaza ve meslek hastalıklarının en aza inmesinde kurumun sahip olduğu güvenlik kültürünün önemi büyüktür. Güvenlik kültürü ile şunu kastediyoruz: Kurumun sahip olduğu çalışan sağlığı ve güvenliğini iyileştirici yönde uygulamalar, altyapı ve yapılar,  politikalar ve kontroller ile kurum üyelerinin sağlığa ve güvenliğe dair değer, inanç, tutum ve davranışlarıdır. Bu kültürün temelini de İSG eğitimi oluşturur. İSG konusunda bilinçlenme, yönetimden başlayarak her kademedeki çalışanlar için elzemdir. Örneğin, inşaat ve alt yapı ile ilgili her faaliyette İSG ilkelerinin gözönünde bulundurulması, kurum olarak, güvenlik kültürünün olduğuna dair önemli bir işaret olacaktır. Tabii çalışanlara da İSG kurallarına uygun davranmak konusunda önemli görevler düşmektedir. Öncelikle şunun bilinmesi gerek: Kaza ve hastalık risklerinden kendimizi en iyi kendimiz koruyabiliriz. Kişi, bilgi ve farkındalığı ile tehlikelerin bir kısmından uzak durabilir. Bu bizim kendimize yönelik birinci görevimizdir ve olmalıdır. Yüksekte çalışıyorsunuz ama kemersiz, tehlikeli gazları soluyorsunuz ama maskesiz, gürültülü yerde çalışıyorsunuz ama kulak tıkacınız yok, iskele kuruyorsunuz ama standartlara uygun değil, yük kaldırıyorsunuz ama kuralıyla değil, ofiste çalışıyorsunuz ama masanız, sandalyeniz, bilgisayarınız, klavyeniz vücut ölçülerinize ayarlı değil. Tüm bunların farkında değilseniz veya umursamıyorsanız ortada bir güvenlik kültürü sorunu var demektir. Bir örnek daha verecek olursak, ülkemizde  yetişkinlerin yarısından fazlası kırklı yaşlardan sonra birikimli travma rahatsızlıkları dediğimiz, bel ve boyun fıtığı, karpal tünel sendromu vb. kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarından muzdarip durumda. Bu rahatsızlıkların kök nedeni, genç yaşlardan ve hatta çocukluktan itibaren vücudu doğru kullanmamaktır. Güvenlik kültürü eğitimi anaokulunda başlayıp eğitimin her kademesinde verilmedikçe, İSG sorunlarına kalıcı ve sürdürülebilir çözüm bulamayız.

Kampüslere ait risk analiz raporları

Boğaziçi Üniversitesi’nde güvenli çalışma ortamları sağlamak için teknik çalışmaların da yapıldığını aktaran Mahmut Ekşioğlu, üniversite kampüslerinde bir buçuk yıldır yapılan risk analizi çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirtti. Risk analizleri kapsamında, kampüslerdeki yüzden fazla bina ve alan için sağlık ve güvenliği tehdit eden sorunların tespit edilip, gerekli düzeltici/önleyici öneriler ile birlikte raporlanarak ilgili birimlere teslim edildiğini ifade eden Prof Ekşioğlu, sürecin de takibinde olduklarını vurguladı. Mahmut Ekşioğlu, yine kampüsler dahilinde acil durum planlarının bina amirlerine iletildiğini ve kimya laboratuvarları gibi özellik arz eden birimlerde de iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini aktardı. Prof. Ekşioğlu, “Hazırladığımız raporların ilgili birimlerce hayata geçirilmesi gerekmektedir; bunlar yapılırsa, İSG konusunda, Üniversite olarak epey mesafe katetmiş olacağız.” Dedi.

“İSG konusunda çalışanlarımıza önemli görevler düşmektedir”

Bu bilgilendirme süreçlerinde çalışanlara da büyük rol düştüğünü söyleyen Mahmut Ekşioğlu, Boğaziçi Üniversitesi’nde İSG eğitimleriyle çalışanların, iş esnasında oluşabilecek tehlikeleri fark etmelerini ve gerekli önlemlerin alınması konusunda bilgi akışını başlatmalarını teşvik amacıyla da bu eğitimlerin düzenlendiğini ifade etti. Mahmut Ekşioğlu sözlerine şu şekilde devam etti: “Fiziki altyapı ne kadar sağlam olursa olsun, meslek hastalıkları ve iş kazalarının en aza indirilebilmesinde çalışanların katkısı çok önemli. Sekiz-saat süreli bir günlük eğitimle personelimizin iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzmanlık kazanmasını amaçlamadık. Temel önceliğimiz farkındalık yaratmak ve olası tehlikelere dikkat çekmekti. Personelimizin verdiğimiz eğitimlerde edindikleri bilgiler hayatlarının her alanında işlerine yarayacaktır. Örneğin, ilkyardım konusunu da eğitim programına dahil ettik. Bugün dünyada kanserden ölen insan sayısı kadar insan soluk borusuna birşey tıkanması sonucu boğularak hayatını kaybediyor. İlkyardım bilgisi, bu gibi durumlarda hayat kurtarmak için gerekli. Kan kaybını durdurma, soluk borusuna kaçan cisim için müdahale vb. konulardaki bilgiler çalışanlarımıza her daim faydalı olacaktır.”

Kaza ve meslek hastalıklarının ekonomik boyutu

İş sağlığı ve güvenliği eğitiminin öğrencileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi üzerine çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Mahmut Ekşioğlu, yöneticilerin ve işverenlerin öncelikli olarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilinçli olmaları gerektiğine dikkat çekerek şu sözleri ekledi: “İş sağlığı ve güvenliği konusunda bilinç kazanılmadıkça ülke ekonomisi de zarar görmeye devam edecektir. Uluslararası Çalışma Örgütüne göre, ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının %4´ü kaza ve meslek hastalıklarının neden olduğu kayıplara harcanmaktadır. Türkiye için bu maliyet, 2018 yılı için, 35 milyar dolara karşılık geliyor. İşverenlerin iş güvenliğine gerekli yatırımı sağlamaları, sözkonusu ekonomik kayıpların da önüne geçecektir. Çünkü yatırım maliyeti kayıplardan çok daha az olacaktır. Sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmak her çalışanın hakkıdır, işverenler de bunu sağlamakla yükümlüdür. Biz de Üniversitemizde, imkanlarımız dahilinde, bunu yapmaya çalışıyoruz.

Son olarak şunu tekrar vurgulamak isterim: İSG Koordinatörlüğü olarak amacımız, Boğaziçi Üniversitesi’nde, personelle birlikte öğrencileri de kapsayacak sağlıklı ve güvenli bir kampüs ortamı oluşturmaktır. Amacımızın gerçekleşmesinde, personel ve öğrencilerin bizlere katılımı önem arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği bir takım ve farkındalık işidir. Eğitimlerimizde de katılımın ve farkındalığın önemini vurguladık. Herkese sağlıklı ve güvenli günler dilerim.”

Galeri 2 Fotoğraf