Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’nden yeni kitaplar

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi iki yeni kitabı okurlarla buluşturdu. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri Olcay Akyıldız ve Murat Gülsoy’un Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi bünyesinde hazırladıkları ‘’Şiir Dünyadan İbaret’’ başlıklı edebiyat incelemesinin yanı sıra Alan Barnard’ın ‘’Tarihöncesinde Dil’’ başlıklı kitabı Mehmet Doğan çevirisiyle okurlara sunuldu.

Şiir Dünyadan İbaret

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nce   “Şiir dünyadan ibaret” diyen Nâzım Hikmet, edebiyat serüveninin en başından itibaren her şeyin şiire mevzu olabileceği düsturuyla yazdı. Bu bağlamda “Benerci Kendini Niçin Öldürdü” şiirinde ifade ettiği gibi gereksiz sanatlara başvurmadan “güneşin güneş gibi yükseldiği”, sözünü doğrudan söyleyen dizeler yazarken aşka, doğaya, teknolojiye, siyasete, tarihe dair meseleleri farklı sanat dallarından taşıyıp getirdiği deneysellikle harmanlayarak her zaman güncel kalabilen eserler verdi. Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi bu çeşitliliği ortaya koyabilmek için Nâzım’ın sadece şiirine değil tüm alanlardaki üretim ve faaliyetlerine odaklanan bir kitap hazırladı.

Boğaziçi Üniversitesi’nde akademik bir birim olarak kurulan Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, Nâzım Hikmet’in anısını yaşatmak, arşivini ve bilgi-belge merkezini oluşturmak, eserlerini ve çok yönlü kimliğini kamusal alana açmak ve şairin Türkiye’de edebiyata, sanat ve kültür politikalarına yaptığı katkıları çok boyutlu bir biçimde değerlendirmek amacıyla kuruldu. Merkezin bir diğer önemli misyonu da Türkiye’nin kültür ve sanat birikimi hakkında yapılacak özgün çalışmaları desteklemek. Bu doğrultuda merkezin hedefleri arasında edebiyat, yakın tarih, toplumbilim alanlarında araştırma projeleri yürütmek, konferanslar, atölyeler ve eğitim programları düzenlemek bulunuyor.

Tarihöncesinde Dil

İnsanlar tarihimizin yüzde doksanında “avcı-toplayıcı” olarak yaşadılar ve birbirleriyle konuşuyorlardı. Konuştukları dilin kökenine ve evrimine ilişkin elimizde dolaysız bir kanıt mevcut değil; hatta ilk insanların konuşma ya da işaret dili var mıydı, bilmiyoruz. Bu zorluğun farkında olan antropolog Alan Barnard, çevremizde var olanlardan hareketle dile ilişkin geçmişimizi önemli ölçüde anlayabileceğimizi ileri sürüyor. Dünyanın pek çok yerinde hâlâ avcı-toplayıcılar yaşıyor; bu topluluklar, konuşma tarzlarını, dillerini, dillerden ne amaçla yararlandıklarını araştırmamız bakımından büyük önem taşıyorlar. Olağanüstü geniş kelime dağarcıkları var ve dilbilgisi açısından hayli karmaşık, gelişkin bir dile sahipler.

Barnard, avcı-toplayıcıları, kendi şartlarında anlayarak yaşamlarını inceliyor. Okuma yazma bilmeyen insanlar olarak dili nasıl algılıyorlar? Dili ne amaçla kullanıyorlar? Dilbilgisine ilişkin bilgileri hiç yok mu yoksa dilbilgisiyle oyunlar oynamaktan keyif almalarına yetecek kadar bir dilbilgisi anlayışları bulunuyor mu? Bugüne dek yapılmış belli başlı araştırmaları ve kuramları ele alarak bu tür soruları irdeleyen Tarihöncesinde Dil, dilin evrimine ilgi duyan herkesi tatmin edecek bir çalışma.

ALAN BARNARD, Edinburgh Üniversitesinde Güney Afrika Antropolojisi profesörüdür. Bu üniversitede 1978’den beri ders veriyor. Botsvana’da, Namibya’da, Güney Afrika’da avcı-toplayıcılar üzerine etnografya araştırmaları yaptı. Britanya Akademisi’nin “Lucy’den Dile: Toplumsal Beynin Arkeolojisi” adlı Yüzüncü Yıl Araştırma Projesinde yer aldı. 2010 yılında Britanya Akademisi’ne üye seçildi, ayrıca Namibya Cumhuriyeti Onursal Elçisi’dir. İnsanın kökeni araştırmalarını ele aldığı, Sosyal Antropoloji ve İnsanın Kökeni (çev. Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2013) ile Simgesel Düşüncenin Doğuşu (çev. Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2014) başlıklı çalışmalarıyla başlattığı dizi, elinizdeki kitapla birlikte tamamlanıyor.