Boğaziçi Üniversitesi’ndeki edebiyat geleneği zincirinin son halkası: Pan Dergi

Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde barındırdığı Edebiyat Kulübü, bağımsız toplulukları ve dergileriyle her zaman kampüs yaşantısıyla edebiyat arasında organik bir bağ kurdu. Boğaziçi Üniversitesi içerisinde oluşmuş bu edebiyat geleneğinin son halkası olan Pan Dergi hakkında derginin Genel Yayın Yönetmeni Gülsu Tuncay’la bir söyleşi gerçekleştirdik.

Türk Edebiyatı Komisyonu, Kürt Edebiyatı Komisyonu, Drama Komisyonu gibi komisyonları içerisinde barındıran Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü’nün içerisinden çıkmış olan Aşiyan ve Yazınca gibi dergilere şimdi de Pan Dergi ekleniyor. Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü çatısı altında çıkan dergilerin yanı sıra bağımsız topluluklar içerisinden çıkmış olan Hayalet Gemi, Kırtıpil ve Velespit gibi dergiler de okuldaki zengin edebiyat kültürünü gözler önüne seriyor.

Boğaziçi Üniversitesi'nde edebiyat dergileri üzerinden belli bir gelenek oluşmuş durumda siz bu gelenekle nasıl bir ilişki kurdunuz?

Bir geleneğe dahil olmaya çalışmayıp var olan değerlerle bağımızı da tamamen koparmadan; onlara sırtımızı dönme çabasına girmeden başladık her şeye. Eleştirinin önünü tıkamadan ve hatta çok da haddimiz olmayarak eleştiriye sahip çıkmaya çalıştığımız söylenebilir. Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü’ne daha önceki yıllarda yolu düşmüş büyüklerimizle de sık sık olmasa da bir araya geliyoruz bu amaç doğrultusunda, onlardan da fikir anlamında destek aldığımız oluyor.


Pan nasıl bir ihtiyaçtan çıktı, ileriki süreçte ne gibi hedefleri var?

Geçen senenin başlarına kadar çıkardığımız Aşiyan isimli okul ve edebiyat çevresinde kabul görmüş, dağıtım ağı genişletilmiş bir dergimiz vardı; ancak çeşitli sebeplerden dolayı baskısı durduruldu. Pan isminden önce şeffaflık, yenilikçilik ve kolektiflik gibi değerlerle oluşturacağımız bir dergi fikri vardı aklımızda. Bir geleneğe veya çevreye kabul edilme kaygısı duymadan, Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü’nün istediği müddetçe devam ettirebileceği ve tüm ekibin şeffaf bir şekilde sürece dahil olabileceği, edebiyatın uzandığı diğer kolları da içeren bir yayın ortaya çıkardık. Güncel edebiyat-dil-kitap tartışmalarında aktif olmak, okuyucuyu da bu tartışmalarda veya edebiyat özelinde aktif olmaya çağırmak; bunlardan yola çıkarak yalnızca Boğaziçi Üniversitesi’nde veya üniversitelerde değil, edebiyat ve fikir çevresinde önemli bir noktaya ulaşmak hedeflerimiz arasında.


Pan Dergi'sinin içeriğine dair nasıl bir vizyonunuz var? Özel dosyalarınız bulunuyor mu?

Pan Dergi, isminin de anlattığı üzere edebiyatı tüm sanat dallarının birleştirici bir unsuru olarak görmekte ve bu yüzden içerik konusunda çıkacak olan sayının konseptine uygun olabilecek ve yayımlanmaya müsait her türlü sanat ürününü belirli bir fanatizm gütmeksizin yayımlamaya çalışan bir dergidir. Genellikle içerik olarak edebi sanatlara öncelik veren dergimiz, resim ve illüstrasyon gibi görsel sanat eserlerini de sayfalarına taşımaktadır. Öykü ve şiire çok önem veriyor ve her sayıda bu anlamdaki çeşitliliği artırmayı hedefliyoruz. Her sayıdaki dosyalarımızda ise birbirinden farklı ve yenilikçi olmaya çalışarak henüz konuşulmayan; odağına bir yazarı değil konu veya konsepti alarak tartışılmayı, aydınlatılmayı ve belki de kişiler tarafından öğrenilip anlam kazanmayı bekleyen ilgi çekecek başlıklar işlemeye çalışıyoruz. Derginin genel toplantılarında yaptığımız fikir alışverişlerinde gelecek sayıların dosya konularına tüm dergi üyeleriyle beraber karar veriyoruz; ve şiir ya da öykünün aksine bu yazılar üzerinde çok daha fazla çalışıyoruz. Yazı yazmak isteyen arkadaşlarımızla araştırma ve okuma kısımlarında olduğu gibi yazım aşamasında da birbirimize destek olarak yazıları olgunlaştırıp yayına hazır hale getiriyoruz.

Türkiye'de edebiyat dergilerine olan ilgi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yaptığımız toplantılarda gündemimizin önemli bir kısmını mevcut dergileri tartışarak geçiriyoruz. Böylelikle hem yenilikleri takip ediyor hem de güncel edebiyatı değerlendirme fırsatı buluyoruz. Önemli geleneklerden gelen, severek takip ettiğimiz, çok başarılı ilerleyen dergiler var. Buralarda hem miktar hem kalite açısından iyi öyküler, şiirler, denemeler çıkıyor. Gözlemlediğimiz en büyük problem ise bu dergilerde ve özellikle kitap eklerinde yeterli eleştirinin olmaması; yazıların eleştiriden ziyade tanıtım veya inceleme ayarında olması. Bu durum belki de ekonomik kaygılardan ortaya çıkıyor, son dönemde pek çok başarılı dergi mali yetersizlikler sebebiyle kapandı. Ancak biz, eleştiri söz konusu olduğunda daha açık sözlü ve net olmak, hatta birazcık da provokatif olmak gerektiği görüşündeyiz.