Boğaziçi’nde pandemi döneminde PDR konuşuldu

Üniversite rehberlik ve psikolojik danışma birimlerinde hizmet veren uygulamacıları ve bu konuda araştırma yapan akademisyenleri bir araya getirmek amacıyla yapılan “10. Üniversite Psikolojik Danışmanlığı Sempozyumu” bu yıl 20-21 Mayıs tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nce düzenlendi. Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık birimleri BÜREM, BÜSOD ve Eğitim Bilimleri Bölümü iş birliğiyle çevrimiçi ortamda ve uluslararası katılımla, gündüzleri Türkçe, akşamları ise İngilizce olarak yapılan sempozyumun teması "Uzaktan Üniversite Psikolojik Danışmanlığı" oldu.

Bu yıl 10'uncusu Boğaziçi Üniversitesi'nin düzenlemesiyle çevrimiçi ortamda gerçekleşen "Üniversite Psikolojik Danışmanlığı Sempozyumu"nda Türkiye ve Kuzey Amerika’dan uzmanlar, pandemi döneminde psikolojik danışmanlığı tartıştı. Sempozyumda uzaktan psikolojik danışma; bireysel görüşme, grup çalışması, acil-kriz müdahale ve proaktif-önleyici çalışmalar ile danışmanlık merkezi yönetimi, danışman eğitimcisi ve gözetmeni, danışmanın kendisi ve öğrenciler gözünden olmak üzere sekiz ayrı açıdan ele alındı. Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık birimleri BÜREM, BÜSOD ve Eğitim Bilimleri Bölümü tarafından çevrimiçi ortamda gerçekleşen etkinlikte açılış konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyeleri Deniz Albayrak-Kaymak ve Gizem Toska, aylar süren hazırlıkları sonucu bu sempozyumu gerçekleştirmekten mutlu olduklarını belirterek tüm katkı sunanlara teşekkür etti.

PANDEMİ DÖNEMİNDE GRUP ÇALIŞMALARINA İLGİ YÜKSEK

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve BÜREM-BÜSOD Başkanı Doç. Dr. Deniz Albayrak-Kaymak, sunumunda BÜREM’in kuruluş öyküsünü ve pandemi dönemindeki çalışmaları anlattı. Merkezin 1993'te kurulduğunu belirten Doç. Dr. Kaymak, "PDR programında öğrenim gören öğrencilerimiz üniversitede kendilerine psikolojik danışma hizmeti verecek bir birimin olmasını talep etmişlerdi. BÜREM’in ilk iki kurucu başkanı, bölüm öğretim üyeleri Necla Öner ve Fatoş Erkman, o zamanki Rektör Ergün Toğrol’dan kuruluş sözü almış ve kendisi de kararı 1992 yılında üniversite senatosundan geçirmişti. Fiziksel olarak kuruluş ise Üstün Ergüder’in rektör olduğu dönemde, 1993 yılında gerçekleşti ve yıllar içinde diğer rektörler döneminde hizmetler gelişmeye başladı” dedi.

Öğrencilere verilen ön görüşme, yönlendirme, bireysel danışma ve grup çalışmaları gibi hizmetlerin, pandemiyle birlikte çevrimiçine taşındığını ve öğrencilerin gruplara ilgisinin yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaymak, klinik durumlarda ve krize müdahalede psikiyatrlar ile işbirliği içinde çalıştıklarını dile getirdi.

“Pandemi döneminde ev ve iş yaşamımız iç içe geçti, özellikle evde bakım sağlanması gereken aile bireyi olanlar için bu durum daha zorlayıcı. En önemli destek kaynağımız olan yüz yüze paylaşım şansımız azaldı, yapay gelen sanal ortama kayıldı. Bir yandan da aile bireylerine ve kendimize daha fazla zaman ayırmak mümkün oldu. Ayrı kampüslerde sık sık bir araya gelemeyen BÜREM ve BÜSOD birimlerimiz düzenli olarak bir araya gelebildi ve birlik duygumuz güçlendi."

ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN BİR ACİL DURUM PLANI TASARLADIK

Danışman eğitimcisi olarak konuşan Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hande Sart, öğrencilerin staj deneyimlerini çevrimiçi yürütebilmesi için atılan adımlardan bahsetti. Salgınla birlikte toplumsal bir travma yaşandığını dile getiren Doç. Dr. Sart sözlerini şöyle sürdürdü:

“Covid-19 ile toplumsal bir travma yaşadık. Mart 2020’de pandemi başlayınca öğrencilerimizin stajlarını yapabilmeleri için acil durum planı tasarladık. Normalde öğrenciler staj okullarını kendileri buluyorlardı, ama bu defa biz mezunlarla işbirliği yaparak öğrencilere tek tek okul bulduk ve her biri için ayrı birer senaryo oluşturduk.”

Doç. Dr. Sart, bu sürecin çok iyi planlama gerektirdiği için zorlu geçtiğini, ancak mezun işbirliği sayesinde pandemi sonrası için de yeni kapılar açıldığını belirterek “Bu süreç sayesinde danışmanlık açısından sosyal adaletin ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırladık ve buna yönelik bir dönüşüm gerçekleştirdik. Eşitlik, erişim, katılım, uyum, özbakım gibi ilkelerimize danışmanların psikolojik dayanıklılığına önem veren travma sonrası büyüme eklendi” ifadelerini kullandı.

PANDEMİDE SINIR TANIMAYAN OTURUMLAR

Uzaktan grup danışmanlığında karşılaşılan güçlüklerin ve onları yenme yollarının ele alındığı sempozyumda Uluslararası Danışmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. William Borgen, Amerikan Üniversite Danışmanlığı Derneği Başkanı Dr. Andrew Lee, Purdue Üniversitesi Danışmanlık Psikolojisi Profesörü Ayşe Çiftçi, Kent Üniversitesi’nde uzaktan çalışma konusundaki çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Martin Jencius ve çeşitli Amerikan üniversite danışmanlık merkezlerinin yöneticileri, eğitimci ve gözetmenleri davetliler arasındaydı. Türkçe programda Türkiye’deki bir çok devlet ve özel üniversitede yapılmakta olan uzaktan psikolojik yardım çalışmaları paylaşıldı. Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü mezunu, ilk BÜREM uzmanı olan ve yıllardır New York’ta çalışan Dr. Ayşen Darcan sempozyumun danışma kurulunda görev aldı ve “Sınır Tanımayan Psikolojik Danışmanlar ve Danışanlar” başlıklı bir konuşma yaptı.

Konuşmasında pandemi sürecinde danışmanların alışkanlıklarını, esnekliklerini, uyum becerilerini ve yaratıcılıklarını yeniden keşfetmeleri için imkân doğduğunu vurgulayan Dr. Darcan, bu süreçte Amerika’daki danışanlarıyla yaşadığı bazı ilginç deneyimleri dinleyicilerle paylaştı. Psikologların insanların öykülerine çeşitli yerlerden dahil olduğu belirten Dr. Darcan, pandemi sürecinde insanlar arasındaki paydaların kırılganlıklar ve riskler açısından eşitlendiğine işaret ederek “Seanslar bu dönemde çok ilginçleşti. Ayrıca danışan ve danışman arasında daha esnek ilişkiler kuruldu. Boyutlarımız azaldı. Kamera önünde iki boyut olduk. Danışanlar çevrimiçi seanslarla benim evime konuk oldu ben onların ev ortamını gördüm. Karşılıklı kırılganlıklar sayesinde daha anlayışlı olmayı keşfettik” diye konuştu. 

UZAKTAN HİZMETLERİN OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİ VAR

Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi klinik psikoloğu Ozan Akbaş ise üniversite öğrencileriyle çalışan ruh sağlığı uzmanlarının uzaktan çalışma deneyimlerinden bahsetti. Salgın döneminin bu açıdan faydaları olduğu gibi bazı yönlerden de dezavantajları bulunduğunu belirten Akbaş, sunumunda şunları söyledi:

“Yaptığımız anket çalışmaları evden gerçekleşen psikoterapilerin olumlu ve olumsuz yönlerini bize gösteriyor. Evde bulunan danışanlar kendi seslerinin başkaları tarafından duyulması konusunda endişe yaşayabiliyor. Özellikle öğrenciler aileleriyle yaşıyor ve seslerinin duyulmasından çekinebiliyor. Bazen evde birisi olduğu için hiç görüşemediklerini dile getirenler de oldu. Pandemi döneminde evden yapılan görüşmelerde ise uzmanlar terapi odasının kapsayıcılığının kaybolduğunu ve kapıda karşılama gibi ara alanlardaki dinamikleri gözlemlemeyemediklerini ifade ediyor. Uzmanlar ayrıca yüz yüze uygulanması gereken tekniklerde sorunlar yaşayabildiklerini belirtiyor. Evden görüşmelerin olumlu yönleri de var. Örneğin, danışan sayıları artarken zaman konusunda daha esnek hareket edilebiliyor. Ulaşılması zor gruplara erişim mümkün olabiliyor.”

Sempozyumda acil/kriz durumları New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Victor Schwartz ile yapılmış görüşmenin izlenmesi ve sonrasında üniversite psikiyatrları Dr. Serap Çakıcı Alpaslan ve Dr. Görkem Yılmaz’ın tartışmalarıyla ele alındı. Burada evde aileyle birlikte olmanın koruyucu etkisi ile uzaktan psikiyatrik müdahale planlamanın güçlükleri tartışıldı. BÜREM, BÜSÖD’de ve uzmanlık programındaki uygulama derslerinde uzaktan grup çalışmalarının yürütülmesine ve sempozyumda sunumlarına destek vermiş olan Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Dr. Gizem Toska ise yıllar boyu Amerika Birleşik Devletleri’nde edindiği üniversite danışmanlık hizmetleri deneyimlerine değinerek kampüs bileşenleriyle işbirliği içinde yürütülebilecek “eşik bekçisi” eğitimleriyle ruh sağlığını koruma çalışmalarının kapsamının genişletilebileceğini anlattı. 

Programda yer alan tüm sunumların gerçekleştiği, 19’u ulusal, 15’i uluslararası toplam 34 üniversiteden 85 katılımcının hazırladığı 52 sunumda, psikolojik danışmanın varlığının sanal ortamda dönüşümü, yüz yüze hizmetlerdeki oda, atmosfer ve ritüel kaybı, esneklik ve yaratıcılılığın önemi, belirsizlikle yaşamak, ekran yorgunluğu, mahremiyet kaygısı, devamsızlığın azalması, kendi kendine yardım kaynakları geliştirmenin önemi, teknolojinin getirdiği olanak ve kısıntılar tartışıldı. “Pandemide hepimiz aynı gemideyiz”söylemi toplumsal eşitsizliklerin azalmadığına işaret edilerek “aynı dalgalara karşıyız ama ayrı ayrı teknelerde” düşüncesiyle eleştirildi ve pandemi sonrasında hizmetlerin hibrit modellerle süreceği konusunda görüş birliği oluştu.

Sunum özetlerinin bulunduğu sempozyumun internet sitesinde izni alınmış sunumların video kayıtları ve sempozyum elektronik kitapçığı erişilebilir olarak beş yıl boyunca açık tutulacak.

*/

*/