Boğaziçi’nden Müzik Dünyasına “Muhtelif” Bir Yolculuk

Öğrencilik yıllarında Boğaziçi Üniversitesi’nde bir araya gelen üç kadının temellerini attığı Muhtelif Grubu müziğe bambaşka anlamlar katarak ilerliyor. Genelde Doğu Akdeniz ve Anadolu ezgilerini tercih eden Muhtelif’in ortaya çıkmasında Boğaziçi’nin çok kültürlü ve renkli ortamının büyük etkisi bulunuyor. Grup üyelerinden Nurçin, Ezgi ve Sevda’yla Muhtelif’i, nasıl bir araya geldiklerini ve Boğaziçi’ndeki yaşamlarını konuştuk.

Vokalde Nurçin İleri, udda Ezgi Hamzaçebi, klarnette Sevda Hamzaçebi, piyanoda Cem Dinler, perküsyonda Tibet Akarca, kontrabasta Eren Turgut, perküsyon ve flütte ise Nurhak Kılagöz’ün yer aldığı grubun temelleri 2012 yılında Nurçin ve Ezgi’nin tanışmasıyla ve sevdikleri şarkıları kendi aralarında çalmaya başlamalarıyla atılmış. Daha sonra Sevda’nın dahil olmasıyla çalışmalarını hızlandıran ekip, Bilgi Üniversitesi Caz Bölümü mezunu Cem’in katılımından sonra gittikçe genişlemeye ve profesyonelleşmeye başlamış. “Bir şekilde farklı geçmişlerden gelen, farklı beğenileri olan bir gruptuk. Ortaya çıkan bu farklılık içerisinde kendi hissettiğimiz yeri arıyorduk ve Doğu Akdeniz ile Anadolu ezgilerinin buluştuğu bir tür müzik yapma isteği bizi bir araya getiren en önemli etkendi. Şu an düşündüğümde bu bizim için bir yolculuk gibi görünüyor bana. Hem müzikal hem de kişisel geçmişlerimizin dahil olduğu bir yolculuğu ifade ediyor aslında” diyerek grubun hikayesini özetliyor Sevda.

Muhtelif grubu oluşmadan önce üyelerin her birinin müzikle bir geçmişi olmuş aslında. Nurçin ilk olarak Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’ndeki çalışmaları esnasında sahne aldığını, bu sayede konserlerde yer aldığını söylüyor. Daha sonra yurtdışında doktorasını yaparken Yunan ve Amerikalı müzisyen arkadaşlarıyla bir grup kurduklarını ve bu sayede iki sene boyunca müzik yaptıklarını söyledi. Ezgi ise erken yaşlardan itibaren müzikle ilgilendiğini, Fatsa Musiki Cemiyeti'nde ud çalmaya başladığını ve Muhtelif'ten önce Beyoğlu Musiki Cemiyeti'nin konserlerinde sahne aldığını ifade ediyor. Sevda, üniversiteye gelmeden önce gitar çaldığını ve Boğaziçi’ndeyken Müzik Kulübü vasıtasıyla Taşoda Konserleri’nde sahne aldığını ekliyor.

Üç ismin müzik geçmişlerinin olması bir tarafa, üçünün de Boğaziçi’nde okumuş olması da bir diğer ortak noktaları. Grup üyeleri, Muhtelif’in ortaya çıkmış olmasında Boğaziçi’nin çok kültürlü ortamının etkisinin altını çiziyor. Ezgi, “Üçümüz de İstanbul dışından geliyoruz ve Boğaziçi bize ortak bir yaşam alanı sundu. Bu etkileşimin ortaya çıkardığı bir sinerjiden bahsedebiliriz’’ derken, Sevda, “Boğaziçi’ne büyük bir hevesle yaklaştık ve okulun bütün faaliyetlerine gitmeye, yeni şeyler öğrenmeye çalıştık. Baktığınızda Müzik Kulübü’nün ya da Folklor Kulübü’nün etkinlikleri çok farklı olabilir ama buraya yeni gelmiş bir gencin hepsinden azar azar da olsa muhakkak öğreneceği bir şeyler oluyor; ki zaten bizde böyle oldu’’ diyor. Nurçin ise okul faaliyetlerinin sadece müzikal anlamda gelişme sağlamadığını, insanlara farklı perspektifle hayata bakma becerisini kazandırdığının altını çizerek, onları hayata daha donanımlı bir şekilde hazırlandığını vurguluyor.

Boğaziçi’nde bir konservatuar düzeyinde sinema ya da tiyatro eğitimi olmadığı halde, bu alanda çok önemli isimlerin yetiştiğini hatırlatınca Nurçin müzik alanında da benzer bir durum olduğunu ifade ediyor, ‘’Her şeyden önce farklı tarzlarda müzikleri dinlemenizi sağlıyor Boğaziçi. Başka coğrafyaların müziklerini düşünmeniz, anlamanız için bir ortam sunuyor. Tüm bunlara ek olarak müziğe dair entelektüel bir birikim ediniyorsunuz.

Bana sorarsanız kulüp faaliyetlerinde formel bir müzik eğitiminin olmaması da aslında geliştirici bir durum. İçimdeki amatör ruhun her zaman canlı kalmasını isterim çünkü bu müzik anlamında her zaman gelişmeye açık olmamı sağlıyor’’ diyor.

Muhtelif grubunun müziğin icrası konusundaki yaklaşımını Nurçin şöyle anlatıyor: “Farklı dillerde şarkılar söylediğimiz zaman, o duygunun izleyiciye geçmesi bizim açımızdan çok önemli. Arapça, Yunanca, Ermenice şarkılar söylüyoruz, şarkıların hikayelerine de yer veriyoruz konserlerde. Kimi zaman çıktığımız mekanlarda yaşanmış hikayeler anlatıyoruz, Sultanahmet’de bir konakta çıkmıştık mesela, konserimize konağın hikayesiyle başlamıştık.”

Grup üyeleri, Muhtelif’in faaliyetlerine devam ederken aynı zamanda farklı işlerde de çalışıyorlar. Lisansını ve yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlayan Nurçin İleri, Amerika’da Binghamton Üniversitesi’nde doktorasını bitiriyor. Şu anda Boğaziçi Üniversitesi Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi’nde çalışan İleri, 2012 yılında Ezgi Hamzaçebi ile tanışıyor. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan Ezgi, şu an Boğaziçi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek lisans çalışmalarına devam ediyor. Grubun bir diğer üyesi olan Sevda Hamzaçebi ise Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu ve bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyor.

Bunun hayatlarına nasıl etki ettiğini sorduğumuzda, tamamen pozitif bir etkiye sahip olduğu cevabını aldık. Ezgi, hayatlarında Muhtelif’in oldukça destekleyici bir rolü olduğunu, müzik sayesinde daha disiplinli ve üretken bir hayat yaşadıklarını söylerken, Nurçin de müziğin iyileştirici etkisini vurguluyor: “Genelde doktora hayatı çok zordur ve insanların bunalıma girdiği bir süreçtir. Ben o dönem müzik de yaptığım için, her seferinde kendimi umut dolu hissediyordum”.

Muhtelif konserlerini grubun websitesi ve sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. 

muhtelifmuzik.com

facebook.com/muhtelif.muzik

instagram.com/muhtelif.muzik

Haber: Talat Karataş /Kurumsal İletişim Ofisi