Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk 10 Kasım’da Boğaziçi Üniversitesi’nde anıldı

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım’da Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikle anıldı. Törende konuşan Atatürk Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Pamuk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’na rağmen 1930’lu yıllarda Türkiye ekonomisinin gelişmeyi başardığını belirterek, “Bu bunalım ekonomide devletin rolünü öne çıkardı. İlerleyen yıllarda bir yandan gümrük tarifeleri yükseltilirken, diğer taraftan da sanayi, bankacılık ve ulaştırmada devletin büyük ölçekli işletmeler kurması ilkesi benimsendi. Türkiye’de sanayi ve tarım toparlanmaya, ekonomi güçlenmeye başladı” diye konuştu. Öte yandan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci de Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı’na katıldı.

Prof. Dr. Şevket Pamuk

Boğaziçi Üniversitesi, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü 10 Kasım’da üniversitenin simge yapılarından Albert Long Hall’da düzenlenen etkinlikle andı. Atatürk’ün hayatını kaybettiği saat olan 9.05’te saygı duruşu ile İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Pamuk’un Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk 20 yılındaki ekonomik faaliyet ve gelişmeleri değerlendiği konuşmasıyla devam etti. Törenin ardından Güney Kampüs’te yer alan Atatürk Büstü’ne Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ile akademisyen, çalışan ve öğrenciler çelenk bıraktı. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci de Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı’na katıldı.

“1929 DÜNYA BUNALIMINA RAĞMEN EKONOMİ GÜÇLENDİ”

Törendeki sunumunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 1920-1930’lu yıllardaki ekonomik faaliyetlerini anlatan Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Pamuk, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nde yıllık enflasyonun yüzde 500’ü aştığını, tarım ve işletmelerinse çok büyük zarar gördüğünü ifade etti. Yeni Cumhuriyetin kırsal kesimde yaşayanlar için büyük bir yük oluşturan öşür vergisini kaldırdığını belirten Prof. Dr. Pamuk, ilk 20 yılda 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’na rağmen gerçekleşen ekonomik reformları şu sözlerle anlattı:

“Yeni Cumhuriyet, tarımsal üreticiler için büyük bir yük oluşturan ve devletin toplamakta zorlandığı öşür vergisinden vazgeçerek kırsal nüfusun ve tarım ekonomisinin toparlanmasını sağlamaya çalıştı. 1923 yılının başlarında toplanan İzmir İktisat Kongresi ise özel sektöre dayalı bir ekonomi kurulacağının işaretlerini vermişti. 1924’te kurulan İş Bankası, yeni yeni oluşmaya başlayan özel sektörü desteklemeyi hedefliyordu. Ancak yeni devletin uygulayacağı iktisat politikalarının oluşmasında değişen dünya koşullarının da etkisi vardı. 1929’da başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı dünya piyasalarında tarımsal mal ve maddelere olan talebi azalttı. Bu malların fiyatları hızla düşerken ekonomide durgunluk yayıldı. Bu bunalım Türkiye’de ekonomide devletin rolünü öne çıkardı. İlerleyen yıllarda bir yandan gümrük tarifeleri yükseltilirken, diğer taraftan da sanayi, bankacılık ve ulaştırmada devletin büyük ölçekli işletmeler kurması ilkesi benimsendi. Böylece 1930’lu yıllarda İş Bankası’nın yanına Etibank ile Sümerbank da eklendi. Korumacılık ve devletçilik sayesinde bunalım koşullarına karşın sanayi ve tarım toparlanmaya, ekonomi güçlenmeye başladı. “

“1939 EKONOMİDE ZİRVE YILIYDI”

Bu reformlarla Türkiye’nin 1939’da ekonomide doruğa ulaştığını da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Pamuk, bu dönemde Osmanlı Devleti’nin son yıllarında sahip olduğu ekonomik büyüklük ile kişi başında düşen milli gelirin aşıldığı bilgisini de paylaştı. Prof. Dr. Pamuk, İkinci Dünya Savaşı’nın ekonomiye büyük bir darbe vurduğunu da belirterek, “Bu çabaların ardından buhrana rağmen 1939’a kadar çok hızlı bir toparlanma yaşanırken ve Osmanlı dönemindeki nüfus, kişi başına gelir ve toplam ekonomik büyüklükler de aşıldı. 1939 yılı 20’nci yüzyılın ilk yarısında ekonomide doruk yılıdır. Bu seneye gelindiğinde kişi başına düşen gelirin en üst düzeye ulaştığı görülüyor. Ardından gelen İkinci Dünya Savaşı ise ekonomiye büyük bir darbe vurdu. Devletçilik ve ekonomik gelişme savaş yıllarında bir kenara itilmek zorunda kaldı. 1945’ten sonraysa bir ölçüde toparlanma yaşandı” diye konuştu.

*/
  • Prof. Dr. Şevket Pamuk