“Daha güvenilir araştırma sonuçları için daha çok iş birliği”

Psikoloji gibi deneysel, davranışsal ve sosyal bilimler günümüzde önemli bir yöntem sorunuyla karşı karşıya. “Tekrarlama krizi” (replication crisis) olarak adlandırılan bu sorun, bu alanlarda elde edilen deneysel sonuçların geçmişteki sonuçlarla tutarlı şekilde tekrarlanamaması anlamına geliyor. İnsan davranışlarını anlamada bir temel oluşturan bu alanların böyle bir sorunla karşı karşıya olması, araştırma sonuçlarının güvenilirliğini zedeleyerek krizin boyutunu hepimiz için büyütüyor. TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ile Boğaziçi Üniversitesi’ne gelen Dr. Frank Zenker tarafından yürütülen “Modeller, Teoriler ve Araştırma Programları” (MTAP) projesi ise bilim felsefesinin yıllara dayanan sağlam bulgularını öne çıkararak “tekrarlama krizi”ne disiplinler arası bir çözüm sunmayı hedefliyor.

2019 Kasım ayından beri Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü ve Bilişsel Bilimler Yüksek Lisans Programı’nın ev sahipliğinde yürütülen “Modeller, Teoriler ve Araştırma Programları” (MTAP) projesi mevcut istatistiksel yöntemleri geliştirerek araştırma sonuçlarının tekrarlanabilirlik standartlarını yükseltmeyi ve araştırma gruplarının iş birliği içinde çalışmasını teşvik ederek daha geniş örneklemlerin kullanılmasını hedefliyor. Deneysel, davranışsal ve sosyal bilimler (DDSB) için aktif teori inşasına katkı sunmayı da hedefleyen proje kapsamında hem araştırmacılar hem de kamuoyu için tekrarlama krizi hakkındaki farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli yayınlar ve çalıştaylar düzenlenmesi planlanıyor. Dr. Frank Zenker tarafından yürütülen projede ayrıca Boğaziçi Üniversitesi’nden lisans ve lisansüstü öğrencileri Oğuz Erdin, Müge Kuyumcuoğlu, Kaan Arıkan, Burçe Gümüşlü, Aran Arslan, Seçil Aracı ve Buse Kurtar da yer alıyor.

“Güvenilir bilimsel bilginin koşulu deneysel araştırma sonuçlarının birbirinden bağımsız şekilde sonsuza kadar tekrarlanabilir olmasıdır”

MTAP projesi hakkında bilgi aldığımız Dr. Frank Zenker, deneysel, davranışsal ve sosyal bilimlerdeki tekrarlama krizinin birbiriyle ilişkili çok sayıda nedenle açıklanabileceğini söylüyor: “Krizin nedenlerinden biri, istatiksel yöntemlerin deneylerin tasarımı, sonuçları ve tekrarlanabilirliği açısından değerlendirilmesi için yetersiz ve hatta bazen yanlış uygulanması. Bu alanların kesin tahminler sunmasını sağlayacak genel bir teori eksikliği de krizin nedenleri arasında. Ayrıca bu alanlardaki fonların dağıtılması, makalelerin yayınlanması ve neyin başarılı sayıldığı gibi konularda çok sayıda tartışmaya açık standart mevcut.”

Bilimsel bilginin güvenilir sayılması için araştırma sonuçlarının tekrarlanabilir olmasının önemine dikkat çeken araştırmacılar, psikoloji gibi deneysel, davranışsal ve sosyal bilimlerin dalga boyları, partiküller ya da DNA iplikçikleriyle çalışan temel bilimlerin aksine çok daha geniş bir heterojenlik gösteren insan davranışları hakkında çalıştıklarını ve bu nedenle kesin sonuçlara ulaşmalarının daha zor olduğunu ekliyor: “Bu zorluklara rağmen bu alanlar yine de daha geniş örneklemler, daha iyi istatiksel metotlar kullanarak ve bu alanlara yönelik temel bir teori inşa ederek daha güvenilir araştırma sonuçları elde edebilirler.”

“Tekrarlanabilir sonuçlar yeni sonuçlardan daha önemli”

DDSB’ye yönelik bir teori inşası için bilim felsefesinin bulgularından yararlanmayı öneren proje, araştırmacıların “yeni” bir şey bulmak yerine kendilerinden önce bulunanları sorgulamasının önemine dikkat çekiyor: “Bilim felsefesi tarihsel olarak eski teorilerin sürekli bir şekilde yeniden düzenlenmesini öğretir. Geliştireceğimiz araştırma programı stratejisi ayrıca güvenilir sonuçlar almak için araştırmacılar arası iş birliğine dikkat çekiyor, çünkü bu alanlarda mevcut olan dar örneklemleri genişletmenin tek çözümü araştırmacıların birlikte çalışması ve tekrarlama krizinin daha geniş örneklemler elde etmeden çözülmesi mümkün değil.”

Tekrarlanabilir araştırma sonuçlarının yeni sonuçlardan daha önemli olduğunu da ekleyen araştırmacılar, daha çok tekrarlanabilir sonuç elde edildikçe deneysel, davranışsal ve sosyal bilimlere olan güvenin de artacağını vurguluyor.

Proje hakkında daha çok bilgi almak için tıklayınız.