Doç. Dr. Gün Kut: Ayrımcılıkla mücadelede gelişmeler olumlu yönde

Birleşmiş Milletler Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Uluslararası Sözleşmesi'nin denetim organı olan Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi’nde (CERD) görev yapan ve 2010 yılından bu yana komitede ırkçılık, ayrımcılık ve hoşgörüsüzlükle mücadele alanlarında katkı sunan Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gün Kut (BÜ '81), 2018-2022 dönemi için üçüncü defa komiteye seçildi. Doç.Dr. Kut, CERD bünyesindeki çalışmaları Boğaziçi- BÜMED dergisinin Ekim 2020 sayısında anlattı.

BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin çalışmalarını Boğaziçi- BÜMED dergisinin Ekim 2020 sayısında Fatih Aça’ya anlatan Gün Kut, ‘’Irk ayrımcılığı karmaşık ve çok boyutlu bir sorun. Kimse ırkçı doğmuyor. Bireyleri ve hatta grupları ırk ayrımcısına dönüştüren bütün bu mekanizmaları bir arada düşünmeniz, eğitimden aileye kadar pek çok bileşeni hesaba katmanız gerek’’ diyor.

 

Üç dönemdir görev yaptığınız Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi'nin yapısından bahseder misiniz?

Birleşmiş Milletlerin hazırladığı "Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme" 1965 yılında imzalandı. Bu sözleşmede "ırk ayrımcılığı" kavramının dar bir anlamda değil, çok geniş bir çerçevede tanımlandığını belirtmek gerekiyor. İnsanların belirli özelliklerinden ya da kimliklerinden ileri gelen nedenlerle olumlu ya da olumsuz şekilde farklı bir muameleye tabi tutulup tutulmadığı bu bağlamda değerlendiriliyor.

Bu çerçevede bireylerin temel insan hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını engellemeye yönelik, ırk, renk, soy ya da ulusal veya etnik kökene dayalı her türlü ayrım, dışlama, kısıtlama ya da tercih, ırk ayrımcılığı sayılıyor. Sözleşme aynı zamanda imzacı devletlerin sözleşme hükümlerini yerine getirip getirmediğini denetlemek için bağımsız uzmanlardan oluşan bir komite kurulmasını öngörüyor. 18 kişiden oluşan bu komite BM Genel Kurulu tarafından seçiliyor. Dünyanın her coğrafyasından aday gösterilen uzmanlar arasında dokuzar kişi, ikişer yıl arayla dört yıl için seçiliyor. Ben de 2010'dan beri bu komitenin üyesiyim. 2018-22 dönemi için üçüncü kez seçildim.

Komitenin yetki alanları neler? Çalışmalarını nasıl yürütüyor?

Komite yılda üç defa, toplanır ve sözleşmeye imza atan devletlerin ırk ayrımcılığına dair iki yılda bir gönderdikleri raporları değerlendirir. Ancak imzacı devletlerin sayısının çok olması nedeniyle genelde son iki raporları aynı anda değerlendiriliyor. Komitenin kendi bünyesinde bir sekreteryası ve bilgi deposu bulunuyor. Buradaki verilerle, devletlerin gönderdiği raporlar karşılaştırılıyor ve hükümet yetkililerinden bu karşılaştırmalar üzerinden açıklama isteniyor. Daha sonra da sonuç raporları yayınlanıyor. Her ülke için ayrı ayrı yayınlanan bu raporlar BM resmi belgeleri arasında yer alıyor. Komitenin ülkeler üzerinde hukuki bir yaptırım gücü yok. Dolayısıyla komitenin değerlendirmeleri BM uzmanları tarafından hazırlanan eleştiriler olarak değerlendiriliyor. Yine de devletler ve hükümetler bu eleştirilerden kaçınmak ister, kaçınmak ister çünkü sözleşme hükümlerinin ihlal edildiği kayda geçmektedir. Bunun için de sonuç raporlarında yer alan çeşitli tavsiyeleri büyük ölçüde bir sonraki sunumlarında göze almış olarak gelirler. Sonuçta raporlarda yer alan saptamaların, bu konudaki iyileştirmelere etkisi oluyor. 1960'lardan bugüne kadar dünya çapında ırk ayrımcılığına yönelik tavır ve iyileşmelere baktığımızda bunu görebiliyoruz.

Komite, gelen bireysel başvuruları da değerlendiriyor. İmzacı ülkelerden herhangi birinin vatandaşları, kendi ülkesinde ya da imzacı başka bir ülkede ayrımcılığa maruz kaldığında, iç hukuk yollarını tükettikten sonra ayrımcılığın devam ettiğini iddia ederek kişisel başvuruda bulunabilir. Komite de durumu inceleyip o ülkeye tavsiye kararında bulunur. Bu bir sonraki ülke raporunda yeniden gündeme gelebiliyor. Komitenin bir başka işlevi de genel konularda hükümetlere politika tavsiyesinde bulunmak. Örneğin, belirli bir grup, farklı biçimlerde ayrımcılığın kurbanı durumundaysa, onlarla ilgili genel ama ayrıntılı tavsiyeler hazırlanır. Avrupa'daki Roman gruplarının uğradığı ayrımcılık ya da komitenin en son çalıştığı konulardan biri olan, polislerin yaptıkları ayrımcılık gibi durumlarda hükümetin kurması tavsiye edilen yasal altyapı ve alması gereken politik kararlar buna örnek gösterilebilir.

Yaptırım yetkinizin olmaması zaman zaman akıntıya karşı kürek çektiğiniz hissiyatı vermiyor mu?

Zaman zaman veriyor ama ayrımcılığın bir anda tamamen ortadan kalkmasını sağlayacak hiçbir mekanizma ya da yaptırım yok. Irk ayrımcılığı karmaşık ve çok boyutlu bir sorun. Kimse ırkçı doğmuyor. Bireyleri ve hatta grupları ırk ayrımcısına dönüştüren bütün bu mekanizmaları bir arada düşünmeniz, eğitimden aileye kadar pek çok bileşeni hesaba katmanız gerek. Dolayısıyla bu kompleks sorunu çeşitli hukuk ve hükümet politikaları zemininde tavsiyeler vererek ve bunların uygulanıp uygulanmadığını denetleyerek yavaş yavaş olumlu bir duruma dönüştürmek asıl amaç. Irkçılığı ortadan kaldıracak sihirli bir değnek yok ama herhangi bir iyileşmenin olup olmadığını izlemek mümkün. Bugün 1960'lardan çok farklı bir dünyadayız. 60'lara bakarsanız Güney Afrika'da Apartheid rejimi vardı, ABD'de beyazlarla siyahların aynı çeşmeyi kullanmasını dahi yasaklayan ayrımcı yasalar vardı. Dolayısıyla olumlu gelişmeler yaşanıyor ama bu, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Şunu da not etmek gerekiyor; ülkeler birbirleriyle karşılaştırılmıyor, bu bir yarış değil.

Burada amaç ülkenin kendisinin bir önceki döneme göre daha iyi duruma geçmesi. Böyle baktığımız zaman, her ülke için iniş ve çıkışlar olmakla birlikte genel olarak kesinlikle olumlu bir gelişim çizgisi olduğunu söyleyebilirim. Özellikle de hukuk alanında. Ayrımcılığı engellemeye yönelik kanunlar olduğu sürece olumlu bir trend oluşuyor.

Son dönemde komitenin gündemindeki konular neler?

Komitenin çalışmalarından birinin de genel konular hakkında, detaylı ilkesel belge ve tavsiyeler oluşturmak olduğunu belirtmiştim. Şimdiye kadar 36 tane genel politika tavsiyesi hazırlandı. Mesela internette ırkçılık, son dönemde hazırlananlardan bir tanesi. Bir başkası da ırkçılıkla mücadele sırasında fikir özgürlüğünün korunması. Bu çok hassas bir mesele. Örneğin, bireylerin ırkçı fikirlere sahip olma özgürlüğü var mı yok mu...

Peki, var mı?

Var, çünkü bu fikrin insanın beyninde oluşmasını engelleyemezsiniz ama bunun pratiğe dökülmesini engelleyebilirsiniz. Mücadele edilmesi gereken konu da bu. İnsanlar kendi başlarına ne düşünürse düşünür ama örgütlenip o düşünceyi hayata geçirmeye kalktıklarında suç oluşturabilir. Son hazırlanan tavsiyelerden birinde de bunun hangi şekillerde suç oluşturacağı ve hükümetlerin bu durumu muhalefeti ezmek ve fikir özgürlüğünü engellemek için kullanma ihtimali tartışılıyor.