Doğa Koruma Bilimci Şekercioğlu: “Türkiye’de ekolojik kriz altında olmayan bir yer yok”

National Geographic Kaşifi, Ekolog, Ornitolog ve Doğa Koruma Bilimci Prof. Dr. Çağan Şekercioğlu, sanal söyleşide Boğaziçililerle buluştu. Kars Kuyucuk Gölü ve Iğdır Aras Gölü’nün biyoçeşitlilik zenginliği hakkında bilgi veren Şekercioğlu, doğa korumada gönüllü olma çağrısı yaptı.

ABD Utah Üniversitesi Biyoçeşitlilik ve Doğa Koruma Ekolojisi laboratuvarının kurucusu Prof. Dr. Çağan Şekercioğlu, Türkiye’nin ilk tropik biyoloğu ve dünyanın en etkili bilim insanları listesinde biyoloji dalında Türkiye’de ilk sırada yer alıyor. 2003 yılında başlattığı Kars-Iğdır Biyolojik Çeşitlilik Projesinin bir ürünü olarak 2008 yılında KuzeyDoğa Derneği’ni kuran Şekercioğlu, 29 Nisan Perşembe akşamı Boğaziçililerle buluştuğu söyleşide derneğin faaliyetlerini ve Türkiye’de biyoçeşitliliği korumak için yaptıkları çalışmaları anlattı. Prof. Dr. Şekercioğlu’nun konuşmasından bazı başlıklar şu şekilde:

Türkiye’nin biyoçeşitliliği tehlike altında

Türkiye dünyadaki 35 biyoçeşitlilik sıcak noktasından üçünün tamamını kaplayan tek ülke. Biyoçeşitlilik sıcak noktası yüksek tür çeşitliliğiyle birlikte yüksek tehlike de içeren yerler anlamına geliyor. Örneğin, Amazon Havzası ya da Kongo Havzası bir sıcak nokta değil, çünkü tür çeşitliliği hala korunuyor. Türkiye’nin yüzde 80’inden fazlası üç ayrı biyoçeşitlilik sıcak noktası tarafından kaplı ancak Türkiye’nin biyoçeşitliliği tehlike altında.

Doğa korumada bölge halkından öğrenmek çok önemli

Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu biyoçeşitlilik açısından nispeten daha iyi bölgeler, bu nedenle çalışmalarımda bu bölgelere odaklanmaya karar verdim ve 2003 yılında Kars-Iğdır Biyoçeşitlilik Projesini başlattıktan sonra 2008 yılında KuzeyDoğa Derneği’ni kurdum. KuzeyDoğa Derneği, Türkiye’de arazi odaklı çalışan tek doğa derneği olma özelliğini taşıyor. Doğa korumada bölge halkından öğrenmek her zaman çok önemli, bu nedenle derneğimizin merkezi Kars’ta ve ekibimiz daimi olarak orada yaşıyor. Bölgeye arada bir gidip gelerek doğa koruma yapmaya çalıştığınızda bölge halkı samimiyetinize inanmıyor ve doğa koruma işi zorlaşıyor.

Kuyucuk Gölü’ndeki kuş sayısı 45 bine kadar çıkıyor

İlk büyük projemiz Kars-Kuyucuk Gölü üzerineydi. Kuyucuk Gölü ilk geldiğimde çok az biliniyordu hatta yeri bile yanlış tarif edilmişti oysa bu göl inanılmaz bir kuş yoğunluğuna sahip. Maksimum kuş sayısı sonbahar göçü sırasında 45 bine kadar varıyor ve şimdiye dek 233 kuş türü tespit ettik. 2004 yılında burada 20 bin angut kuşu saydık ki bu rakam dünya angut kuşu popülasyonunun dokuzda biri anlamına geliyor.

Türkiye’de uzun vadeli veri setleri yok

Bölgeye gelmedeki birincil amacım Doğu Anadolu’nun ilk kuş araştırma merkezini ve ilk uzun süreli ekolojik araştırma merkezini kurmaktı. Uzun süreli olması için kuş popülasyonunun en az 10 yıl takip edilmesi gerekiyor. Türkiye’de böyle uzun vadeli veri setleri yok, bunu oluşturmak için 2005 yılında Kars’ta çalışmaya başladık ve 2006 yılında da Iğdır’a geçtik.

Dünyadaki sekiz önemli kuş göç rotasının üçü Aras Nehri’nden geçiyor

Iğdır Aras Nehri sulak alanında 2005 yılında 302 kuş türü tespit ettik ve kuş araştırma ve uzun vadeli ekolojik araştırma merkezini burada kurmaya karar verdik. Bu bölge Türkiye’deki kuş türü sayısının yüzde 62’sini barındırıyor ve dünya çapındaki sekiz önemli kuş göç rotasının üçü burada birleşiyor. Dünyada bunun gibi yerlerin sayısı sadece 2-3 tane.

Türkiye’nin en büyük memeli uydu takip projesi

Sadece kuşları değil memeli ve yırtıcı hayvanları da takip ediyoruz. 11 yılda 100’den fazla hayvanı takip ettik. Türkiye’nin en büyük memeli uydu takip projesini başlattık ve Türkiye’de ilk defa uydu vericisiyle kurtları ve vaşakları takip ettik.

Elde ettiğimiz verileri kullanarak Kars-Erzurum Otoyolunda hayvanların en çok geçtiği yerleri tespit ettik ve belirli bölgelere uyarı levhası asılmasını sağladık. Ayrıca Doğu Anadolu’nun ilk otoyol yaban hayatı üst geçidi için başvuru yaptık. Ne yazık ki bu projelerin hayata geçmesi çok zaman alıyor. Bu nedenle doğa koruma yapan sivil toplum kuruluşlarının en önemli görevi bize gerek olmadan yetkililerin yapmaları gereken görevleri yapmalarını sürekli hatırlatmak.