‘’Dünya bir meşruiyet krizinde’’

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (IstanPol) ve Boğaziçi Üniversitesi İnsani Gelişme UYGAR Merkezi ortaklığı ile düzenlenen Güncel Politika Seminerlerinin ilkinde ABD seçimleri odağında popülizmin geleceği tartışıldı.

Gittikçe yaygınlaşan ve farklı coğrafyalarda-ülkelerde siyasete damgasını vuran popülizm dünyada birbirini tetikleyen iki kavramı öne çıkarttı: belirsizlik ve tedirginlik. 2020’de ABD yeni başkanını seçerken dünya siyaseti nasıl bir sürece girecek?  Bu kaotik deneyimlerin anlaşılmasını kolaylaştırmak adına, İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (IstanPol) ve Boğaziçi Üniversitesi İnsani Gelişme UYGAR Merkezi ortaklığı ile düzenlenen Güncel Politika Seminerlerinin ilki 13 Kasım’da Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Akademisyenler Doç. Dr. Evren Balta ve Soli Özel'in katıldığı semineri Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu modere etti.

Panelin konuklarından yazar, akademisyen Soli Özel, güç dağılımından ailedeki otoriteye pek çok alanda dünyada bir meşruiyet krizi olduğunu ve bu krizin hepimizi etkilediğini belirtti. Populizmin yükselişinin ardında çeşitli nedenler olduğunu ifade eden Özel, sadece ekonomik nedenler üzerinden bu olguyu açıklamanın doğru olmayacağını ekledi. Populizmin kültürel boyutu üzerinde de duran Soli Özel, ‘’Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde bir döneme dek hakim olan seküler, modernleşmeci kültürdü. Bu üstten bakan, toplumun sahip olduğu kültürel değerlerle ilişki kurmayan bir anlayıştı. Bugüne baktığımızda, yükselen sınıflar kendi siyasi temsilcilerini buldukları zaman bu kez kendi değerlerini kabul ettirmeye çalıştılar. Bu kültürel çatışmayı günümüzde en tipik yaşayan ülkelerden biri de Hindistan. Ancak bugün dünyada artık herhangi bir kategorizasyona sokmakta güçlük çektiğimiz gelişmeler söz konusu. Irak’ta mezhepçilik karşıtlarının sokak eylemleri, Lübnan’da yaşananlar bunun örnekleri…’’ diye devam eden Soli Özel, ABD seçimlerine de değindi.

‘’Amerikan sistemi bu kadar arkaik olmasaydı, Hillary Clinton seçilebilmiş olsaydı, bugün Trump gibi bir derdimiz olmayacaktı ancak bu ‘’Trumpcılık’’ olmazdı anlamına gelmemeli. Bugün Trump’a verilen destek yüzde 43’ün ne altına iniyor ne de çıkıyor. Demokratların bu noktada çıkaracağı aday ve kuracakları toplumsal koalisyon önemli olacak.  Trump 2020’de yeniden seçilirse başta medya ve yargı üzerinde baskı artacaktır’’ ifadelerini kullandı.

Akademisyen Evren Balta ise, bugün dünyada yaşanan popülizm ve otoriterleşme dalgasının geçmiş dönemlere kıyasla daha bulanık bir dalga olduğunu belirterek liberal demokrasilerin bu dalgada eridiğini ve bu nedenle yaşananın aslında bir demokratik erozyon olduğunu belirtti.