Dünyaca ünlü belgesel sinemacı Jocelyne Saab’ı yitirdik

Boğaziçi Üniversitesi’nin uluslararası misafir programı 'Boğaziçi Chronicles'ın 2015 yılında konuğu olan Lübnanlı belgesel sinemacı Jocelyne Saab hayata veda etti...

Gazeteci, savaş muhabiri ve belgesel sinemacı Jocelyne Saab uzun zamandır sürdürdüğü kanserle mücadelesinin ardından 7 Ocak tarihinde Paris'te hayata veda etti.

Boğaziçi Üniversitesi’nin uluslararası misafir programı 'Boğaziçi Chronicles'ın konuğu olarak 2015 yılının sonbahar döneminde Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde yaklaşık bir ay süreyle ikamet ederek çeşitli etkinliklere katılan Saab, ülkesi Lübnan’ın en karanlık dönemlerine tanıklık etmiş, evi kundaklanmış biri olarak iç savaşın tüm dehşetini ortaya koyan çeşitli belgesellere imza atmış ve uluslararası çapta tanınmış bir belgesel sinemacıydı.

1948 Beyrut doğumlu olan Saab, 'Boğaziçi Chronicles programı kapsamında Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve İstanbullularla buluşma fırsatı yakalamış ve üniversitede kaldığı süre boyunca biri Cüneyt Cebenoyan moderatörlüğünde 'Bir Görsel Sanatçı’nın “Kuşatma Altındaki Şehir'' Beyrut Üzerine Düşünceleri' başlıklı söyleşi, diğeri ise BÜKAK (Kadın Araştırmaları Kulübü) iş birliğiyle düzenlenen 'Gözlerimden Öpme' film gösterimi ve söyleşi olmak üzere iki geniş katılımlı etkinliğe katılmıştı. Saab, üniversitede bulunduğu süre boyunca sınırlar ve kimlik farklılıkları ekseninde İstanbul'a baktığı Imaginery Postcards adlı bir kısa film de hazırlamıştı.

Lübnan’ın 15 yıl boyunca yaşadığı iç savaşı, çocuk, kadın, göç ve yıkılan kent görüntüleriyle yaptığı belgesellerle gün ışığına çıkartan Jocelyne Saab, kendisiyle yaptığımız ve o dönem Radikal gazetesinde yayınlanan söyleşide Ortadoğu’nun sorunlu bölgelerinde çalışmış bir belgeselci ve gazeteci olarak savaş muhabirliğinden ve savaşın insana verdiği o kayıtsızlık hissinden yorulduğunu ve bu nedenle bağımsız olarak kendi filmlerini çekmeye karar verdiğini şöyle anlatıyordu:

‘’1973 Ekim savaşında savaş muhabiriydim. 1975’te Fransız televizyonu için savaşı çektim. O yıl Beyrut’ta Filistinlileri taşıyan bir otobüs kaçırıldı ve herkes öldürüldü. Bir düğünden dönüyordu insanlar. İşte o zaman ilk belgeselimi çekmeye karar verdim; 'Lebanon in Turmoil'. O sırada çok gençtim ama Lübnan’ın, doğmuş olduğum ülkenin yok edildiğini ve artık bir daha asla eskisi gibi olmayacağını fark ettim. Bir iç savaşın içinde yaşamak çok zordu. Sürekli cephedeydim. Hayal bile kuramaz olmuştum. 1978’te belgeselciliği bırakmaya karar verdim. Artık savaşın katı gerçeğini göstermek değil insanların hislerini anlatmak istiyordum. 1982’de tamamen bağımsız hareket etmeye ve kendi filmlerimi çekmeye karar verdim’’.

Saab, 2015 yılında Paris’te yaşanan bombalamaları ve dünyanın hızla yuvarlandığı şiddet sarmalını Lübnan İç Savaşı döneminden günümüze uzanan bir perspektifle şöyle yorumlamıştı:

"İnsanlar savaş içinde yaşarken bir süre sonra içinde yaşadıkları dehşeti umursamaz oluyor. Düşünün, o yıllarda iPhone gibi aletler yoktu. Aynı katliamlar bugün tekrar tekrar yaşanıyor. 80’lerde biz Lübnan’da cehennemi yaşadık ve unuttuk. İnsan için unutmak iyi bir şey. Avrupa’nın dünyanın bu bölgesine olan ilgisine bakıyorum da sanki sömürge dönemine dönmüş gibiyiz. Kısa süre önce Ankara’da 100 kişi, Beyrut’ta ise tam 380 kişi bombalı saldırılarda öldü ve tüm dünya Paris’e ağladı. Fransız arkadaşlarımla da bunu konuşuyoruz ve anlamakta zorluk çektiklerini görüyorum. Paris’te yaşananları korkunç bulmadığım sanılmasın ama biz bunu son 30 yıldır her gün yaşıyoruz Lübnan’da. Bombalar patlıyor. İnsanlar her gün ölüyor."

 

Boğaziçi Chronicles programının unutulmaz konukları arasında yerini alan Jocelyne Saab’ın hayat öyküsü ve çalışmaları hakkında daha fazla bilgi edinmek için:

https://bogazicichronicles.boun.edu.tr/content/jocelyne-saab

 

Fotoğraflar: Kenan Özcan