Fotoğrafçılıkta başarılı bir isim: Cem Talu

Ünlü fotoğraf sanatçısı Cem Talu ile Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nin aylık yayını Boğaziçi dergisi Şubat 2016 sayısında fotoğrafçılığa dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdi…

Farklı alanlardan fotoğrafçılığa uzanan bir yolculuğunuz var. Bu yolculuktan bahsedebilir misiniz?

Ankara’da doğdum ve TED Koleji’ni bitirdikten sonra ODTÜ’de mühendislik okuyup, üzerine işletme yüksek lisansı yaptım. Doktora yapmak için geldiğim Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken ünlü fotoğrafçı Koray Kasap ile dost olup boş zamanlarımda setlerde vakit geçirmeye başladım. Böylece fotoğraf maceram başlamış oldu. Doktorayı bitirdikten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 5 sene boyunca "Sanat Yönetimi" dersi verdim. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte fotoğraf ekipmanları video çekmeye başlayınca reklam, klip yönetmenliği ve belgeseller yapmaya başladım. Bütün bu süreçten geçtikten sonra mesleğimi soranlara cevap vermekte gerçekten zorlanıyorum.

 

Pek çok tanıdık ismin fotoğrafını çektiniz. Bu isimlerle çalışmaya nasıl karar veriyorsunuz?

Ben karar vermiyorum, onlar karar veriyor. Çekim yapılacak mecra (albüm kapağı, film afişi, gazete, dergi vb.) veya sanatçı bana bir fikir ve ihtiyaç ile geliyor. Ben ise bu talepleri anlamaya çalışıp önerilerde bulunuyorum, isteklerini bir görselliğe dönüştürüyorum. Benim işim aslında bir terzininkine çok benziyor; nasıl sadece ölçülerinizi vererek giyecek güzel bir kıyafet diktiremezsiniz, benim de mecra ve sanatçıyı tanımadan güzel bir görsellik yaratmam mümkün olmuyor. Kısaca ünlülerin ve mecraların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda butik işler üretiyorum.

 

Günümüzde insanların gelişen teknolojiyle de beraber, fotoğraf sayesinde sahip olmak istedikleri bir imaj yaratabilmeleri kolaylaştı. Sizce bu anlamda günümüzde görsellik ne ifade ediyor?

Bence fotoğraf seçici gösterme sanatıdır. Konunuzun ilginç ve sıradan kısımlarını anlayıp, kompozisyonunuzda ilginç tarafları ön plana çıkarıp sıradan kısımları arkaya gizliyorsunuz. Ama bu sadece teknoloji meselesi değil, photoshop fotoğrafçının emrine sunulan aletlerden sadece biri; bunun yanında styling, saç, makyaj, dekor, ışık, lens gibi başka imkânlarda var. İyi bir fotoğrafçı bütün bu imkânlardan yararlanandır. Ayrıca bir imaj yaratılması sadece teknoloji ile kolayca çözülmüyor ve sanatçının vermek istediği duygularını ne kadar iyi yansıtabildiğine bağlı oluyor. O yüzden başarı aslında sanatçının kişisel başarısıdır.

 

Mesleğinizi yaparken, kadın ve erkekleri fotoğraflarken farklı yöntemler uyguluyor musunuz?

Söylediğim gibi ben butik çekimler yapıyorum ve sadece kadın, erkeğe değil; herkese farklı, herkese özel, herkese kişisel yöntemler uygulamaya özen gösteriyorum.

 

İlerisi için “Mutlaka fotoğrafını çekmeliyim,” dediğiniz isimler var mı?

"Yılların Öğrettiği" adlı foto-röportaj serisini yapmaktan özellikle zevk alıyordum. Bu seride Süleyman Demirel, Ara Güler, Yıldız Kenter, Aydın Boysan, Betül Mardin gibi isimlerle çalıştım. Toplum tarafından duayen olarak kabul edilmiş elli yaş üstü ustalar ile röportaj yapıp, onların ve yaşadıkları ortamlarının fotoğraflarını çekiyordum. Buna benzer çalışmalar yapıp, bu duayenleri tanımak ve yeni nesillere tanıtmak çok isterim.

 

Son olarak, Sony ile olan işbirliğinizi anlatabilir misiniz?

Çok sayıda marka ile çalışıyorum. Şu an değişik markalardan yirmi küsur makinem ve çok daha fazla sayıda lensim var; yeni teknolojilerle de sayıları da artmaya devam ediyor. Sony’nin fotoğraf ekipmanlarında son birkaç senede yaptığı atılımları birçok profesyonel gibi takip ediyordum ve bende Sony kullanmaya karar verdim. Sonuçta bana marka elçiliği teklif ettiler ve işbirliğimiz başladı. Ekipmanlarını yoğun bir şekilde kullanıyorum ve memnunum ama asıl bu işbirliğimizin en eğlenceli yanı bazı modelleri herkesten önce kullanıyor olmak ayrıcalığı. Örneğin, Sony RX1Rii modelinin dünyada sadece dört adet üretilmiş özel numunelerinden birini, daha dünya satışı başlamadan, üç ay boyunca kullandım ve oldukça keyifli içerikler ürettik.

 

Söyleşi: Şenay Çınar '10