Geleceğin şehirleri için Boğaziçi ile Türkiye Belediyeler Birliği’nden iki günlük çalıştay

Türkiye Belediyeler Birliği ve Boğaziçi Üniversitesi’nin ortaklığıyla “Sürdürülebilir Şehirler İş Birliği Çalıştayı,” 1-2 Haziran’da 400’e yakın akademisyen, belediye başkanları ve alanda çalışan profesyonellerin katılımıyla çevrimiçi ortamda düzenlendi. Açılış konuşmacıları arasında yer alan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, mega şehirlerin ülke ekonomilerindeki etkisinin arttığını belirtirken, Türkiye Belediyeler Birliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise salgınla birlikte “akıllı şehir”, “yeşil ekonomi” ve “kapsayıcı şehir” gibi kavramların daha da öne çıktığını vurguladı.

1-2 Haziran'da Türkiye Belediyeler Birliği ve Boğaziçi Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği “Sürdürülebilir Şehirler İş Birliği Çalıştayı”nda kentlerin geleceği tartışıldı. Yoğun katılımın gerçekleştiği çalıştayda çok sayıda Boğaziçili akademisyen, belediye başkanları ve alanda çalışan profesyoneller bir araya gelirken; afet ile sıfır atık yönetimi, iklim eylem planı ve akıllı şehir uygulamaları alanlarındaki projeler iki güne yayılan sunumlarla ele alındı.

“MEGA ŞEHİRLER ÜRETİMİN ÖNEMLİ KISMINI YAPIYOR”

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu açılış konuşmasında 2007’de dünya tarihinde ilk kez şehirde yaşayanların nüfusunun kırsal bölgelerde yaşayan nüfusu geçtiğini hatırlatarak, dünyada sürekli yaşanan kente göçün sonuçlarını değerlendirmenin önemini ifade etti. Boğaziçi Üniversitesi’nin sürdürülebilir ve akıllı şehirler için araştırmalarını devam ettirdiğini de vurgulayan Prof. Dr. Melih Bulu şunları söyledi:

“Günümüzde şehirler ekonominin üretim merkezi konumunda. Şehirlerdeki sistemlerin verimli ve etkin çalışıyor olması çok önemli. Dünyada belli mega şehirler oluşuyor ve bu mega şehirler ülke üretiminin çok ciddi bir kısmını gerçekleştiriyor. Dolayısıyla bu şehirlerin etkin ve verimli çalıştırılması çok önemli. Bu çalıştayda sunum yapacak Boğaziçi Üniversitesi’ndeki birbirinden değerli akademisyenlerin akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, risklere karşı korunma gibi şehirler için önemli konularda katkılar sağlayacağına ve Türkiye’deki belediyelerimizle iş birliklerine imza atacaklarına inanıyorum.”

“SALGIN DÖNEMİNDE ŞEHİRLERLE İLGİLİ YENİ KAVRAMLAR TARTIŞILIYOR”

Türkiye Belediyeler Birliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise Boğaziçi Üniversitesi ile iş birliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Yakın zamanda Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu’yu ziyaret ettiğini hatırlatan Fatma Şahin hem teorik bir bakış açısını hem de saha uygulamalarını bir araya getiren “Sürdürülebilir Şehirler” başlıklı çalıştay düzenlenmesi kararı alındığını ifade etti. Dünyada pandemiyle birlikte şehirler için ön plana çıkan belli anahtar kavramların doğduğunu, bunlar arasında akıllı şehirler, yeşil ekonomi ve kapsayıcı şehir kavramlarının yer aldığını ekleyen Fatma Şahin, salgın gibi zorlu koşullar karşısında şehirler için koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınmasının yanı sıra hem insani hem çevresel kalkınmaya dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Fatma Şahin, son olarak Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir şehircilik anlamında yaptığı çalışmaları özetledi.

“BOĞAZİÇİ OLARAK ALANDA ARAŞTIRMALAR DEVAM EDİYOR”

Boğaziçi Üniversitesi Araştırmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ise sunumunda üniversite bünyesinde ilgili alanlarda devam etmekte olan çalışmaları paylaştı. Üniversite olarak temiz ve sürdürülebilir kalkınma olanaklarının geliştirilmesi için birçok araştırma yürüttüklerini vurgulayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kumbaroğlu, “Boğaziçi 2017’de araştırma üniversitesi statüsüne getirildi. Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında 286 projemiz devam ediyor. TÜBİTAK’tan 107; Avrupa Birliği’nden (AB) 58, Strateji ve Bütçe Başkanlığı’ndan sekiz ve Sağlık Endüstrisi Başkanlığından da bir projemiz bulunuyor. Bir yandan sürdürülebilir şehirler temasıyla ilgili birçok projemiz devam ederken, sürdürülebilir sulama-tarım, iklim değişikliği, atık yönetimi, yenilenebilir enerji gibi alanlarda yürütülen Ar-Ge çalışmalarımız şehirlerin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlayabilecek nitelikte. Belediyeler ile iş birliklerimizi geliştirerek araştırmalarımızı topluma yararlı uygulamalara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Örneğin ‘Türkiye için Sürdürülebilir Temiz Kalkınma Olanaklarının Araştırılması’ başlıklı araştırma projemizde geliştirilen yatırım projeleri belediyelerimizin sahiplenmesiyle bugün hayata geçmiş durumda. TÜBİTAK’ın Başarı Öyküsü seçtiği bu örnekteki gibi başarı öykülerimize yenilerini katmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

“DEPREMLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener de konuşmasında 1863 yılından bu yana gözlem faaliyetlerinin yürütüldüğünü vurguladı. Kandilli Rasathanesi’nde birçok önemli enstitü ve laboratuvarın yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Özener şunları söyledi: “Ülkemizin neredeyse tamamına yakını deprem riski altında. Kandilli Rasathanesi olarak ülkemiz içerisinde 469 istasyondan gözlem yapıyor, tüm Türkiye’yi izliyoruz. Son 10 yılda ise çalışmalarımız özellikle Marmara bölgesine odaklanmış durumda. Artık 30 saniyede deprem büyüklüklerini belirleyebiliyoruz. Geçtiğimiz sene yaşanan İzmir depremiyle birlikte bir kez daha yüzleşmek durumunda kaldığımız tsunami gerçeği konusunda da önlemler alıyor gerekli tatbikatları gerçekleştiriyoruz. İstanbul için 15 istasyon aracılığıyla kurduğumuz bir deprem erken uyarı sistemimiz mevcut. Ayrıca Kandilli Rasathanesi, afet eğitimleri konusunda da önemli çalışmalar yürütüyor.”

“YEREL YÖNETİMLER SINIRLARININ ÖTESİNE GEÇMELİ”

Boğaziçi Üniversitesi’nden alanda çalışmalarını sürdüren birçok bilim insanı da çalıştayda sunumlarını yaptı. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, konuşmasında iklim değişikliğine karşı yapılan hazırlıklarda, yerel yönetimlerin artan sorumluluklarını vurguladı. Belediyelerin kendileri için çizdikleri sınırların ötesine geçmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kurnaz, “İklim değişikliği hayatlarımızı etkilerken, herkes hazırlıklarını yapmalı. A ya da B belediyesi fark etmez, hepimiz aynı vatanda yaşıyoruz. Belediye olarak, sıfır atık gibi kendinize bazı sınırlar çiziyorsunuz. Sizin sınırlarınız maalesef bu sınırlar değil. En önemli konu bu. Geçen sene yaptığımız bir araştırmada iklim değişikliğinin nerelerde turizme büyük etkiler yapacağını araştırdık. Sadece Türkiye değil, Akdeniz havzasının tamamında yaz turizmine baktık. Sonuçta hava sıcaklığı nedeniyle bu bölgelerde genç, yaşlı fark etmeksizin insanların öleceğini keşfettik. Türkiye’nin güney bölgelerinde insanlar bu yüzyılın sonuna doğru sıcaktan hayatlarını kaybedecek. Şimdi bir belediyenin bu sorumluluğu başka kurumların sırtına atması beklenemez. Sizin belediye bölgenizde insanlar sıcaklar nedeniyle ölüyorsa, buna bir çözüm bulmanız gerekecek” ifadelerini kullandı.

Boğaziçi Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cem Avcı ise konuşmasında sürdürülebilir enerji politikaları açısından yerel yönetimleri değerlendirirken; Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi ve İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler ise “İstanbul İklim Eylem Planı”nı özetledi.

Sıfır Atık Yönetimi oturumunda konuşan Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Burak Demirel, enstitünün atık yönetim sistemleri, atıktan enerji üretimi, elektronik atıklar, atık bertarafı, mikroplastikler ve sürdürülebilir şehirler konusunda yaptığı çalışmaları aktardı. Sürdürülebilir şehirler için biyolojik sistemleri mühendislik uygulamalarıyla birleştirerek doğal tabanlı çözümlere ulaştıklarını belirten Demirel, enstitü bünyesinde yürütülen yeşil otobüs durağı konsepti ve iç mekanlar için hava temizleyici uygulamalarını örnek verdi.

“BOĞAZİÇİ SIFIR ATIK ÖDÜLÜNÜ ALAN İLK ÜNİVERSİTE”

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Nilgün Cılız ise İşletme Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Coşkun ile hazırladıkları sunumda sıfır atık uygulamalarında disiplinler arası yaklaşımdan bahsetti. Küresel atık bileşiminin yüzde 44’ünün gıda atıklarından oluştuğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nilgün Cılız bu atıkların üretim sürecinden başlayarak azaltılması gerektiğini vurgulayarak devam ettirdikleri diğer projeleri ise şöyle anlattı: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte kişisel bakım ve kozmetik ürünleri için 10 adet çevre etiketi kriteri ve sıfır atık nitelikli belge kriterleri geliştirdik. 2011 yılından bu yana atıkların kaynağında ayrıştırılması için çalışan bir üniversiteyiz ve 2018’de ‘Sıfır Atık-İyi Gelecek” ödülünü alan ilk üniversite olduk. Kampüslerimizde bulunan atık geçici depolama alanı, kompost ünitesi ve cam, plastik, kâğıt, metal, organik ve geri dönüşmeyen atıkları kaynağında topladığımız bina uygulamalarımızla idari personel ve öğrencilerimize yönelik bilinçlendirme çalışmalarımız da devam ediyor.”

"İSTEDİĞİM GİBİ ATIK ÜRETİRİM, SONRA GERİ DÖNÜŞTÜRÜRÜM ANLAYIŞI YANLIŞ" 

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Günay Kocasoy ise çevre ve atık yönetiminde doğru ve yanlış uygulamalara örnekler verdi: “Sıfır Atık Projesi istediğim gibi atık üretirim ama sonra geri dönüştürürüm diye algılanıyor. Aslında amaç en baştan atık üretimini minimize etmek. Örneğin plastik poşet kullanımının ücretlendirilmesiyle poşet kullanımı azaldı ancak bu defa ince plastik üretimi arttı. Bunlar yerine geçmişte olduğu gibi kâğıt torbalar kullanabiliriz. Ayrıca atık parkları, toplu taşıma duraklarına konulabilecek ve atık karşılığında kartlara puan yüklenebilecek uygulamalarla geri dönüşüm özendirilebilir. Belediyeler boş arazileri damlatmalı sulama, yerli tohum ve kompost kullanma gibi yöntemlerle tarım yapmak için kullanabilir.”

“BELEDİYELERE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan de çalıştayın ilk gün katılımcıları arasında yer aldı. Sürdürülebilirlik kavramının çok önemli olduğunu vurgulayan Başkan Gürkan, şehirlerin sürdürülebilirliği anlamında yöneticilere büyük görevler düştüğünü ifade etti. Gürkan, ayrıca Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilirlik anlamında şehirdeki tarihi yapıların ayağa kaldırılması ve yeşil alanların korunması gibi çalışmalarını katılımcılarla paylaştı.

“12 MİLYONDAN FAZLA VATANDAŞA EĞİTİM VERDİK”

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Planlama ve Risk Azaltma Dairesi Başkanı Abdulkadir Tezcan ise insan ve doğa kaynaklı beklenmedik olaylar şeklinde tanımlanan afetlerin şehirlerin sürdürülebilirliğini kesintiye uğrattığını bu nedenle afet yönetiminin önem kazandığını ifade etti. AFAD’ın kuruluş sürecinden ve bugün geldiği ileri noktadan bahseden Abdulkadir Tezcan, “Afet yaşanmadan önce tehlikeleri belirleyip risk azaltma faaliyetlerinde bulunabilirsek afetten sonra süreci atlatmak ve insan hayatının etkilenmesini minimuma indirmek daha kolay hale geliyor. Risk azaltma konusunda önemli adımlar attık. Ayrıca Türkiye Afet Müdahale Planımızla da şehirlerimizin sürdürülebilirliği açısından çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. İçişleri Bakanlığı tarafından 2021 yılı Türkiye Afet Eğitim Yılı ilan edildi. Biz AFAD olarak 12 milyondan fazla vatandaşımıza afet eğitimi vermiş durumdayız. Bir yapının bulunduğu bölgenin afet durumu gözetilerek yapılıp yapılmadığı vatandaşlarımız tarafından sorgulanmalı” diye konuştu.