Geleceğin sürdürülebilir gıdaları Boğaziçi’nde konuşuldu

Biyoekonomi Odaklı Kalkınma için Entegtre Biyorafineri Konsepti (INDEPENDENT) projesi kapsamında düzenlenen seminerler serisinin ilki Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall Binası’nda gerçekleşti. “Yeni Tarım, İyi Gıda” başlığıyla yapılan etkinlikte sürdürülebilir kaynaklarla üretilen ve daha düşük karbon ayak izine sahip geleceğin gıdaları ele alındı.

Sami Hakim
Can Kayacılar

Biyoekonomi Odaklı Kalkınma için Entegtre Biyorafineri Konsepti (INDEPENDENT) projesi kapsamında düzenlenen “Yeni Tarım, İyi Gıda” seminerinde bitki, yosun, diğer canlılar ile laboratuvar ortamında elde edilen besin değeri yüksek gıdalar konuşuldu. INDEPENDENT Projesi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Berat Haznedaroğlu mikroyosunlardan elde edilen yeni gıda ürünlerine dikkat çekerken projenin sürdürülebilir kaynaklarla üretilen protein değeri yüksek gıdaların üretilmesindeki önemine işaret etti.

“INDEPENDENT ÇOK ÖNEMLİ BİR YERDE DURUYOR”

Seminerin açılış sunumunu yapan Biyoekonomi Odaklı Kalkınma için Entegre Biyorafineri Konsepti Projesi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Berat Zeki Haznedaroğlu, INDEPENDENT projesiyle geliştirilen mikroyosun tabanlı gıda ve hayvan yemi ürünlerini anlattı. Kırmızı ete alternatif ve besin değeri yüksek yosun ile bitkilerden elde edilen yeni gıda ürünlerinin gelecek 10 yılda raflarda daha fazla görüleceğini vurgulayan bilim insanı şunları söyledi:

“INDEPENDENT projesiyle enerji, sağlık, gıda, tarım, hayvancılık ve çevre sektörlerine yönelik biyoyakıt, fonksiyonel gıda, biyo-gübre başta olmak üzere 11 farklı yosun tabanlı biyoteknolojik ürün elde ediyoruz. Mikroyosun gibi gözle görülemeyen yosunların yanı sıra üç farklı yosun türü halihazırda gıda sektöründen kullanılıyor. Bugün raflarda olan birçok üründe kullanılan kıvam artırıcı gibi maddelerle ve besin değeri yüksek hayvan yeminin üretiminde yosunlardan faydalanılıyor. Dünyada protein ihtiyacı her geçen gün artarken, yosunlardan elde edilen proteini yüksek gıda ürünlerini ilerde daha fazla konuşacağız. Çünkü günümüzde özellikle kırmızı ete olan ihtiyacı karşılamak için kaynaklarımızı harcarken karbon ayak izimiz de büyüyor. Bu durum dünya için sürdürülebilir değil. Bu açıdan INDEPENDENT projesi sayesinde elde ettiğimiz deneyim ve mikroyosun tabanlı yeni ürünlerin bunun için çok önemli bir yerde durduğunu düşünüyorum.”

 "2050’DE ETE TALEP İKİYE KATLANACAK”

Seminerin katılımcıları arasında yer alan sektör odaklı girişim hızlandırma şirketi KÖK Project Kurucu CEO’su Sami Hakim de artan nüfus ve Çin gibi gelişen ekonomilerde büyüyen orta sınıfla birlikte dünyada et tüketimi konusunda talebin 2050’de ikiye katlanacağını vurguladı. Günümüzdeki talebin bile çevre için yıkıcı etkileri olduğunu belirten Hakim, “Tüm dünyada ete olan talep hızla yükseliyor. Bunun arkasında artan nüfusla birlikte Çin gibi gelişen ekonomilerde daha da genişleyen orta sınıfların etkisi var. Şu an bile ürettiğimizden fazlasını talep eden bir duruma geldik ve 2050’ye gelindiğinde bu talebin ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle bir an önce alternatif protein kaynaklarına yönelmemiz gerekiyor. Yani kaynakları daha verimli kullanarak üretilebilecek proteinlere odaklanmalıyız. Bitki, yosun, böcek ile laboratuvar ortamında üretilerek ‘temiz et’ olarak adlandırılan 4 farklı protein alternatifi karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

Farklı alternatiflerin pazar büyüklüklerinin 2030’larda katlanarak artacağını da sözlerine ekleyen Hakim, böcek ve laboratuvar ortamında üretilen ‘temiz et’ gibi alternatiflerin tüketiminde dünyada tabuların olduğunu da ifade etti:

"Bitki bazlı pazarın büyüklüğü bugün 1.5 milyar dolara kadar geldi. Dünyada zaten tükettiğimiz bitkileri yeni proteinli gıdalar için farklı şekillerde kullanmamız konusunda daha az tabu var. Bu alternatif büyümeyi sürdürürken, yosun bazlı pazar da 361 milyon dolara ulaştı. Yosundan yiyecek, içecek ve hayvan yemi üretiliyor. En fazla tabunun olduğu böcek bazlı ürünlerde ise yaklaşık 250 milyon dolarlık bir pazar büyüklüğü karşımıza çıkıyor. Bunu kabul etmek diğerlerine göre biraz daha zor. Son olarak laboratuvar ortamında üretilen ‘temiz et’ ise 1.64 milyon dolar büyüklüğüne sahip. Bunun 2030’da 2.7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Temiz et bir bilim kurgu gibi gelebilir. An itibariyle üretimi pahalı olsa da ileride ucuzlayacak."

“TÜRKİYE’NİN ABIHAYATI SÜRDÜRÜLEBİLİR KAYNAKLARLA ÜRETİLEN GIDALAR”

Bitkisel protein üreticisi Fuwell’in Sağlıklı Gıda Tasarımcısı Can Kayacılar ise konuşmasında Türkiye’de sıklıkla tüketilen somun ekmek gibi ürünlere farklı açıdan bakılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin sürdürülebilir kaynaklarla üretilen gıdalara ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kayacılar şöyle konuştu:

“Türkiye’de somun ekmek gibi sıklıkla tüketilen gıdaları yeniden ele almamız gerekiyor. Çeşitli yöntemlerle bir somun ekmekteki protein oranını yüzde 9’dan 15’e çıkarmak mümkün. Kaynaklarımızda yer alan abıhayat çeşmesini hatırlayalım. Bu çeşmeye girenler tüm hastalıklarından kurtularak diğer taraftan genç çıkar. Türkiye’nin abıhayatı da sürdürülebilir kaynaklarla üretilen gıdalar.”

Kayacılar sunumunda medikal gıdalara da değindi. Gelecek yıllarda 'içeriğinde ağrı kesici maddeler bulunan kurabiyeler’ gibi medikal gıdaların da raflarında yerini alacağını ifade etti.

Kapak fotoğraf bilgi: Dr. Öğr. Üyesi Berat Haznedaroğlu

  • Sami Hakim
  • Can Kayacılar