‘’Girişimcilik, başarısız olmayı ve hatalardan öğrenmeyi istemek demek’’

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü Dr. Öğretim Üyesi ve Boğaziçi Üniversitesi Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Oğuzhan Aygören kısa bir süre önce katıldığı Tedx Ankara etkinliğinde "Çalışmanın Amacı Para Kazanmak mıdır?" üzerine görüşlerini paylaştı. Aygören, konuşmasında Google, Uber, Airbnb, Netflix ve Yemek Sepeti yeni nesil girişimcilerden örnekler verdi; girişimci olmak isteyenleri motive edici bilgiler aktardı. ‘’Günümüzde en çok parayı kazandıran işler yerine uzun vadede en çok etki yaratma potansiyeline sahip işlere yönelmek gerekiyor’’ diyen Aygören ile girişimcilik, risk almak, akademisyen girişimci olmak kavramları üzerine söyleştik.

Konuşmanızda ‘’Yeni nesil start-up girişimleri para kazanmak için çalışmıyorlar, mevcut düzeni sorguluyorlar, dünyayı değiştiren bir meydan okuma içindeler’’ diyorsunuz, bu durumda iyi para kazanmak artık başarılı bir kariyerin göstergesi olmaktan çıkıyor mu?

Oğuzhan Aygören: Para kazanmak hiçbir zaman tek başına başarının göstergesi olmadı ki. Bu yanılsama, işimizi iyi yaptığımızda ve çok çalıştığımızda yükseleceğimiz ve karşılığında iyi para kazanacağımız varsayımına dayanıyor. Bu sebeple çok para kazanan kişiler başarılı olarak görülüyor. Ancak sorun şu ki bazı kişilerin çok para kazanması işini iyi yaptığı veya çok çalıştığı anlamına gelmiyor. Hatta kısa yollardan giderek, etik ve ahlaki olmayan şekilde de çok kazanmak mümkün. Aynen sınavda kopya çeken öğrencinin durumu gibi bu şekilde çok kazanan kişilere de mi başarılı diyeceğiz?

Öte yandan inandığı yoldan ve prensiplerinden ödün vermeden çok para kazanan ve konuşmamda örneğini verdiğim Google, Apple, Facebook, Amazon gibi çok başarılı olan şirketler de var. Tam da bu noktada para kazanmak ve başarı kavramlarını tarif etmek lazım. Geleneksel anlamda para kazanmak deyince bir kişinin zengin olmasını ve canının istediği her şekilde bu parayı harcayabilmesini kastederiz. Ancak bu şirketler, bu anlamda bir para kazanma motivasyonu ile yola çıkmıyorlar. Çözmek istedikleri bir dertleri, ulaşmak istedikleri bir vizyonları ve hayalleri var. Bunun da ötesinde her seferinde bu dertlerini ve hayallerini biraz daha büyütüp yarattıkları etkiyi artırmaya çalışıyorlar. Bu şirketler için başarı bu derde çözüm bulmak, merakı gidermek, vizyonu ve hayali gerçekleştirmek ve sonrasında yeni heyecanlara, dertlere, meraklara ve hayallere ilerlemek. Kazandıkları parayı da ulaşmak istedikleri noktaya gitmek için gereken yakıt olarak görüyorlar. Dolayısıyla bu şirketler için para, gitmek istediğimiz yolda bizi götürecek olan bir araç. Bu yolda gerçekleştirilen her aşama ve bunun için yatırılan her para, yapılan işin etki gücünü artırıyor. Bu sebeple, başarılı bir kariyer hedefleyenlere tavsiyem, para kazanmak yerine etki sahibi olmak üzerine motive olmaları. Bunun için en çok parayı kazandıran işler yerine uzun vadede en çok etki yaratma potansiyeline sahip işlere yönelmek gerekiyor. Bunu keşfetmenin yolu da zaten ömür boyu yetecek paraya sahip olduğunuzu hayal edip dünyaya nasıl bir etki bırakacağınıza karar vermekten geçiyor. Bunun dışında günümüzde başarı mutlulukla da ilişkilendiriliyor. Ben bunu da doğru bulmuyorum. Mutluluk yerine huzur kavramının önemli olduğuna inanıyorum. Çünkü mutluluk geçici bir durumu ifade eder. Ama huzur kalıcıdır. Mutsuzluk huzura engel değildir. Bu sebeple konuşmamda "Huzurlu Rahatsızlık" kavramından bahsettim.

Akademisyenlik tek kişilik şirket gibi

Akademisyen girişimci olduğunuzu ifade ediyorsunuz, akademi ve girişimcilik kavramları sizin için nasıl bir araya geldi?

Girişimciliği, şirket kurmak olarak tanımlamıyorum. Bana göre girişimcilik bir nevi hayata bakış şekli. Derslerimde de girişimciliği "Kontrol edebildiğiniz kaynakların ötesinde bir fırsat arayışı" olarak tanımlıyorum. Dolayısıyla bu fırsat arayışını sürdüren herkes girişimcidir. Nerede ne yapıyor olursanız olun girişimci bakış açısına sahip olabilirsiniz. Bir şeyleri değiştirecek cesaretiniz varsa ve bunun için harekete geçiyorsanız girişimcisiniz. Öte yandan akademisyenliğin içinde girişimcilik bakışı doğal olarak var. Kurumsal hayatın içindeyken size sunulan gündemi ve ajandayı yaşıyorsunuz. Ancak akademisyen olarak keyif aldığınız ve merak ettiğiniz bir alanda gündemi siz belirliyorsunuz, dilediğinizi okuyor ve düşünme özgürlüğüne sahip bir şekilde gündeminizi yazıya döküyorsunuz. Bu manada aslında akademisyenlik tek kişilik bir şirket gibi. Aslına bakarsanız ben akademisyen olmadan önce de çalıştığım şirkette kendimi yine girişimci olarak ifade ediyordum. Bunun sebebi yine kendi gündemimi kendi belirleme çabam ve uğraşım idi. Burada kişinin kendisine sorması gereken soru şu olmalı. Bir şeyleri değiştirme eylem ve çabamın sonunda aldığım risk nedir? Yani en kötü durumda ne olur? Eğer en kötü senaryoya razıysanız aslında çok da riskli bir durum yoktur ortada. Bana göre insanların bu manada bir girişimden kaçınıp inisiyatif almamalarının sebebi en kötü durum senaryosunu abartmaları ve en iyi durum senaryosunu da değerinin altında değerlendirmeleri.

Yeni nesil girişimcilik tipinden neler öğrenebiliriz; siz bu konuda akademi ortamında nasıl örneklerle karşılaşıyorsunuz?

Yeni nesil işler arayış içindeler, keşif içindeler. Öte yandan geleneksel işleri yapanlar ise uygulayıcı konumdalar ve fetih peşindeler. Geleneksel anlamda iş yapmak, mevcut bir pazarda boşluğu görmek, trendleri ve talepleri takip etmek demek. Yani müşterisi neredeyse hazır bir alana herkesten önce girmek ve talebi karşılamak demek. Bunun için hazırlıklı olmak, herkesten iyi olmak ve hiç hata yapmadan kusursuz bir planı hayata geçirmek gerekiyor. Ancak yeni nesil işler için iş yapmak daha önce kimsenin denemediğini denemek anlamına geliyor. Bunun en büyük ve en güzel örneklerinden biri Google.

Google, ortaya çıktığında piyasada onlarca arama motoru vardı. Google yeni bir arama motoru olarak ortaya çıkmadı. Herkesin yaptığından farklı bir yöntem ve bakışla ortaya çıktı. Bu fikir herkese çok çılgın ve uçuk göründü. Hatta bu sebeple Yahoo daha en başta Google fikrine yatırım yapmayı reddetti. Ancak Google bu alandaki tüm yerleşik düzeni yerinden sarstı, var olan bir sektörü yeniden tanımladı ve standartları bir hayli yükseltti. Aynı durumu, Uber, Airbnb, Netflix ve Yemek Sepeti gibi şirketlerde de görmek mümkün. Yemek Sepeti örneğinde de kendisi yemek yapmayan bir şirket Türkiye'nin en çok yemek satan şirketi oldu. Çünkü restoranların sormadığı bir soruyu sordu ve bunun çözümünü aradı. Gelirini artırmak isteyen restoranlar aynı ürünleri daha çok satmaya ve yeni ürün üretmeye çalıştılar. Bunun için kampanyalar yaptılar veya franchiselar açıp sayıyı artırmaya çalıştılar. Ancak hiç bir restoran, başka bir Restoran’ın kazancından para kazanmayı aklına getirmedi. Bunu aklına getiren bu sektörün dışından olan yeni nesil girişimciler oldu.

Bu girişimciler, bu iş zaten böyle yapılır ezberlerine ihtiyaç duymuyorlar. Mevcut bilgiyi olduğu gibi kullanmaktansa sürekli yeniden öğrenme peşindeler. İkincisi bu şirketler hayal ediyorlar, merak ediyorlar ve dert ediniyorlar. Bunun için geliştirdikleri çözümü de herkesin kullanımına sunuyorlar. Üçüncüsü bu şirketler çok hızlı hareket ediyorlar. Mükemmel planı yapmak için beklemektense bir an önce harekete geçiyorlar. Birçok hata yapıp belirsizlik içinde yollarını bulmaya çalışıyorlar. 

Girişimcilikte yeni eğilim Yalın Girişim ile ufak riskler almak

‘’Yeni nesil başarılı girişimciler risk almayı sevmiyorlar’’ diyorsunuz oysa girişimcilik biraz da risk almak, başarısız olmayı göze almaktır değil mi? Bu anlamda risk alarak çeşitli başarısızlık hikayeleri yaşamış ancak sonunda başarıyı yakalamış girişimciler arasında akla ilk gelenler kimler, örnekler vermeniz mümkün mü?

Kesinlikle. Girişimcilik başarısız olmayı göze almak ve hatta başarısız olmanın kaçınılmaz olduğunu bilip bir an önce başarısız olmayı ve hatalardan öğrenmeyi istemek demek. O yüzden sık sık ve bol bol hata yapıp öğrenmek ve bu sayede daha hızlı başarıya ulaşmak mümkün. Yalnız geçmişle bugün arasında önemli bir nüans var. O da dünyanın eskisine göre çok daha belirsiz ve karmaşık hale gelmiş olması. Dolayısıyla eskisine göre de daha çok hata yapmamız kaçınılmaz hale geldi. Bu durumun altından kalkmak için tek seferde çok büyük risk alıp her şeyi ortaya atmak yerine ufak riskler almak gerekiyor. Böylece hayatta kalmaya devam ederek öğrenmek mümkün. Bu yaklaşımın literatürdeki adına "Yalın Girişim" adı veriliyor ve son yıllarda girişimcilik literatüründe çok merkezi bir konuma yerleşmiş durumda. Ayrıca geleneksel işlerde en büyük finansman kaynağı olarak bankadan borç almak görülürken yeni nesil işlerde bankadan borç almak kesinlikle uzak durmanız gereken bir risk. Bunun yerine yatırım almak ve riski paylaşmak yeni nesil işlerin en büyük ortak özelliği. Bu sayede hataları tolere edebilmek ve çevik hareket edebilmek mümkün hale geliyor.

Elon Musk ilham verici

Başarıya ulaşmış herkes muhakkak başarısızlık yaşamıştır. Buna da literatürde "Ölüm Vadisi" adını veriyoruz. Girişimlerin birçoğu bu ölüm vadisinden çıkamıyor ancak çıkanlar başarısızlıklarından ders çıkaranlar ve başarı yolunda momentum yakalayarak başarı tepesini tırmananlar oluyor.

Ben kişisel olarak Elon Musk'ın hikayesinden çok heyecan duyuyorum ve ilham alıyorum. PayPal'ı sattıktan sonra eline geçen 200 m $ ile Tesla, SpaceX ve Solar City isimli üç firma kuruyor ve ömür boyu rahat yaşama şansı varken kendini yine ölüm vadisine atıyor. Her üç iş de hem yüksek riskli hem de yüksek belirsizliğe sahip işler. Nasa ile dört fırlatmalık bir anlaşma yapıyor ve ilk üç fırlatma başarısız oluyor. Dördüncü fırlatma başarısız olursa elindekilerin tümünü kaybetme riskiyle karşı karşıyayken fırlatmanın başarılı olmasıyla Nasa'dan yeni bütçe alarak araştırmalarına devam ediyor. Türkiye'de ise kişisel hikayesini başarısızlıklardan başarıya çeviren bir örnek olarak bionluk.com kurucusu Utku Subakan'ı örnek verebilirim. İçindeki girişimci ateşiyle sürekli yeni işler deneyen Utku yıllar boyunca farklı farklı iş denemelerinde başarısız oluyor ve birikimlerini tüketiyor. Ancak bionluk fikri ile büyük bir başarı yakalıyor. 

Oğuzhan Aygören’in Tedx Ankara konuşmasını izlemek-dinlemek için:  

https://youtu.be/RxIu1j6sUuQ