“Global Şirket Tecrübesi Küçük Bir Ülke Yönetmek Gibi”

Boğaziçi Üniversitesi’nden 2005 yılında mezun olan Ergül Çivi, dijital dünyada kariyer basamaklarını hızla tırmanarak Spotify Türkiye Ülke Müdürü oldu. Global firmalarda edindiği tecrübelerle Spotify’ın Türkiye pazarına giriş sürecini yöneten Ergül Çivi, Türkiye’de dijital dünyaya olan ilgiden son derece memnun olduğunu belirtti. Çivi ile yeni nesil tüketim alışkanlıklarından müziğe olan ilgisine ve Boğaziçi’nde geçirdiği yıllara uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ergül Çivi- 1982 İstanbul doğumluyum. Ticaretle uğraşan bir ailenin ikinci çocuğuyum. 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden mezun oldum. İş hayatına MTV’de başladım. Yani müziğe Spotify’dan önce de uzak değildim. Ardından Yonja Media Group ve LinkZ’de satış müdürü ve satış ve pazarlama direktörü olarak görev yaptım. Spotify Türkiye Ülke Müdürü olarak göreve gelmeden önce Microsoft Türkiye’de ‘MSN, Skype ve Windows Live Platforms’ platformlarının ‘Microsoft Advertising’ çatısı altında reklam satışından sorumlu olarak görev yaptım. 2013 yılında Türkiye Ülke Müdürü olarak Spotify’a katıldım.

Boğaziçi deyince aklınıza neler geliyor? Buradaki yaşamınız nasıldı?

Öncelikle aklıma manzara geliyor. Sabah manzarada yaptığım kahvaltılar çok keyifliydi. Burada edindiğim arkadaşlarımla görüşmeye devam ediyorum. Çok samimi ve eğlenceli anlarımız oldu. Ayrıca hocalarımla da aram çok iyiydi. Hayatımın en neşeli dönemini burada yaşadım diyebilirim.

Global şirketlerde çalışmanın size nasıl bir katkısı oldu?

Global şirketlerde çalışmak için insanın sürekli olarak kendini yenilemesi gerekiyor. Bunun dışında benimle beraber başka ülkelerin de temsilcileri olduğu için ve her ülkenin ayrı gerçekleri olduğu için vizyonumun daha da genişlediğini söyleyebilirim. Küçük bir ülke yönetmek gibi yaptığım iş. Global şirketlerin bir diğer özelliği de her şeyin takım üzerine kurulmuş olması. Mesela yönetici olarak ben ayrı bir odada çalışmıyorum. Hep birlikte çalışıyoruz. Bu ekip ruhunu oluşturmanın da bana çok fazla şey kattığını düşünüyorum.

Sizin çalıştığınız kurumların yeni nesil tüketim alışkanlıklarını temsil eden kurumlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Bununla bağlantılı olarak, yeni nesil yöneticiliği nasıl tanımlarsınız ve bu konuyla ilgili tecrübeleriniz nelerdir?

Kesinlikle söyleyebiliriz. Hepsi günlük hayatımızın içerisinde yer alıyor. Bununla birlikte dijitalde çalışmak konusunda son zamanlarda insanların daha istekli olduğunu gözlemliyorum.

Biraz da Spotify’dan bahsedelim isterseniz. Spotify’da çalışmaya nasıl başladınız?

Şirketler yeni ülkeye girecekleri zaman genelde referanslarla hareket ediyorlar. Bana da o şekilde ulaştılar. Yaklaşık 8 ay süren görüşmelerden sonra anlaşma sağlandı. Sıfırdan bir işe başlamak heyecan verici olduğu kadar zorlayıcı da oldu. Ancak verdiğim karardan çok memnun kaldım.

Türkiye Direktörü olarak, Spotify’ı nasıl tanımlarsınız?

Her an her yerde istediğiniz müziğe istediğiniz zaman kesintisiz ulaşabilmenizi sağlayan bir platform. Buna ek olarak yasal, kullanıcı dostu ve kullanıcıları keşfetmeye yönlendirmesi de Spotify’ın tercih edilme sebepleri arasında yer alıyor.

Ekibimiz 8 kişiden oluşuyor. Ekip en başından beri aynı olduğu için insanların tepkilerini ve düşüncelerinin değişimini daha rahat ölçebiliyoruz. Dışardan bakınca da içerden bakınca da Spotify’ı seviyorum.

Aslında çok küçük bir ekibiniz var? Dijital dünyada şirketlerin daha az işgücüne sahip olduğundan bahsedebilir miyiz?

Yapılan işe göre değiştiğini söyleyebilirim. Spotify’ın dünyanın çeşitli yerlerinde lokal şubeleri bulunuyor. Bizimki de buna dahil. Ama yerel bir operasyon yürütülüyor olması her şeyin orada olması gerektiği anlamına gelmiyor. Mesela yazılımcılar Stockholm’de ve New York’ta ya da Halkla İlişkiler Müdürümüz İspanyol. Her ülkede bulunması gereken birim ise satış ekibi.

Türkiye’de insanların ilgisi nasıl? Şirket olarak beklentileriniz karşılandı mı?

Türkiye pazarına 2013 yılında girdik. Bu kararımızda Türkiye’nin yenilik vaat eden büyük ve genç bir pazar olmasının önemli bir etkisi var. Türkiye’nin müzik pazarı da çok yüksek potansiyele sahip. Yerel pazarda dinamik ve yaratıcı bir üretim var. Araştırmalara göre Türkiye müzik endüstrisi 250 milyon dolarlık değere sahip ve önümüzdeki 4 yılda 8 milyon dolarlık bir büyüme göstermesi bekleniyor. Bununla birlikte, özellikle korsan müzik tüketiminin hala popüler bir tercih olduğunu göz önünde bulundurursak, Türkiye’nin dijital müzik pazarı Avrupa ortalamasının altında kalıyor. Spotify olarak en iyi teknolojileri ve sosyal içerikleri bir araya getirip kullanımı korsandan daha kolay, daha kaliteli ve tabii ki tamamiyle yasal bir müzik hizmeti sunarak Türkiye’nin dijital müzik endüstrisini geliştirmek istiyoruz.

Türkiye’nin dijital müzik alanında kesinlikle çok büyük potansiyeli var. Genç ve dinamik 78 milyonluk bir nüfusun yanı sıra, internet kullanımı ve sosyal içerik anlamında penetrasyonu çok yüksek bir pazar olması da, Türkiye’yi bizim için stratejik ve önemli bir ülke yapıyor. Türk toplumu yeniliklere çok açık. Bu nedenle Türk kullanıcıları Spotify’ın müziği sunuş yöntemini diğer pek çok yeni teknolojiyi karşıladıkları gibi büyük bir hevesle karşıladılar. Türkiye’de elde ettiğimiz büyüme hızından çok memnunuz.

Sizin günlük Spotify kullanımınız ne durumda? Bunu bir yönetici olduğunuz için değil, bir birey olarak soruyorum.

Hem işim ve görevim gereği, hem de müziğe kişisel ilgim nedeniyle Spotify’ı yoğun biçimde kullanıyorum. Spotify çalışanları olarak yeni özellikleri test etmek de işimizin bir parçası olduğundan, hem ücretsiz hem de Premium üyeliği kullanıyorum. Evde, yolda, sporda telefon ile, çalışırken de dizüstü bilgisayarım ile Spotify’ın sadık bir kullanıcısıyım.

Müzikle aranız nasıl?

İyi bir müzik dinleyicisiyim. Her türlü müziği dinlemeyi ve yeni müziklerle tanışmayı çok

seviyorum.  Haftalık Keşif listemi almak için Pazartesi’yi iple çekiyorum; seçtiklerimi “Best of my

discover weekly” listemde yayınlıyorum.

Sosyal medya ile ilgili düşünceleriniz neler? Ne sıklıkla kullanıyorsunuz?

Vaktim oldukça sosyal medyayı kullanmaya çalışıyorum. Artık herkes dijital mecrada olduğu için, ne olup bittiğini öğrenmek adına çok faydalı oluyor. Zaman zaman görüşlerimi ifade ettiğim, bir şeyler yazdığım da oluyor.

Bireysel olarak sosyal medyayı kullanmanın yanında artık markaların da sosyal medya kullanımı söz konusu. Markaların sosyal medya kullanımı için içeriğin çok iyi olması gerekiyor. Sürekli aynı şeyleri paylaşmamak adına, içerik konusunda markaların daha yaratıcı işler çıkarması bir gereklilik haline geldi.

İş hayatınız dışında ne gibi rutinleriniz var? Hayatta neler yapmayı seviyorsunuz?

Spor, fotoğraf ve müzik en büyük hobilerim diyebilirim. Hayatımın her döneminde severek spor yaptım. Şu anda da haftada en az iki kez pilates yapıyorum, iki kez de hızlı yürümeye gayret ediyorum.

Hem ritmi tutturmak için hem de motivasyon açısından müziğin katkısı tartışılmaz. Spotify olarak yaptığımız araştırmalar da bunu doğruluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de 1.500 koşuseverin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz araştırmaya göre koşuseverlerin yüzde 60’dan fazlası müziğin, daha hızlı ve uzun koşmalarına yardımcı olduğunu söylüyor. Hatta koşuseverlere göre müzik kendilerine bir spor arkadaşı, antrenör, iyi hava ya da en yeni spor ekipmanından daha fazla yardım ediyor. Her 4 koşucudan 3’ü koşu sırasında müzikle motive oluyor. Ben de bu görüşlere katılıyorum. Tabii koşarken size yardımcı olacak doğru müziği ve ritmi seçmek ve o müziği kesintisiz dinlemek de son derece önemli.

İnsanlara Spotify’ı kullanmaları için neler söyleyebilirsiniz?

Spotify müzikseverler ve yeni müzikler keşfetmeye açık insanlar için büyük bir hazine. Her müzik zevkine uygun, Türkçe ve yabancı 30 milyonun üzerinde şarkı barındırıyor. Sevdiğiniz şarkıcıları kolayca dinleyebilir, listeleri ve yeni çıkan albümleri takip edebilir ya da sizi maziye götüren şarkılara hızla ulaşabilirsiniz.

Boğaziçi’nde okuyanlar için mesajınız var mı? Hayata dair, başarılı olmaları için neler önerebilirsiniz?

Öğrencilik zamanını çok iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim. Ben burada okurken yapılan etkinliklerin büyük çoğunluğuna gidiyordum. Konserlere katılıyordum. İş hayatına giriş yapınca sosyalleşmek için zaman üretmek zor oluyor. Bu anlamda öğrencilik zamanlarının daha fazla değerlendirilmesi gerekiyor. Öğrencilik sonrası için de cesur olmalarını ama aynı zamanda mütevaziliği de kaybetmemelerini öneririm. Günümüzde herkes rekabet edecek kapasiteye sahip olduğu için saygılı, sabırlı ve mütevazı insanlar daha fazla takdir edilip ön plana çıkmayı başarıyor.


Söyleşi: Talat Karataş / Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Ali Özlüer