‘’Hayallerinize adım adım, cesur bir kalple ilerleyin’’

British Council tarafından, lisans veya lisansüstü eğitimine İngiltere’de devam etmiş ve mezun olmuş olan; alanlarında dikkat çekici başarılara imza atmış kişilere verilen Alumni Awards kapsamında Sosyal Etki Ödülü'ne layık görülen Nilüfer Özsoy (BÜ'08), Global Alumni Awards’da finalistlerden biri olmaya da hak kazandı.

British Council'ın düzenlediği Alumni Awards 2021 kapsamında bu yıl Boğaziçi Üniversitesi mezunları öne çıktı. Sosyal Etki  Ödülü'ne Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu Nilüfer Özsoy (BÜ’08) layık görülürken; Girişimcilik Ödülü ise Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü mezunu Güngör Erkin Ergüney’in (BÜ’17) oldu.

British Council tarafından, lisans veya lisansüstü eğitimine İngiltere’de devam etmiş ve mezun olmuş olan; alanlarında dikkat çekici başarılara imza atmış kişilere verilmekte olan Alumni Awards kapsamında Sosyal Etki Ödülü'nün sahibi olan Nilüfer Özsoy, Global Alumni Awards’da finalistlerden biri olmaya da hak kazandı. Özsoy ile halen çalışmakta olduğu İş Bankası’nda Çevre Birimi’nin kurulmasına öncülük ettiği için değer bulunduğu ödülü ve kariyer öyküsünü konuştuk.

Öncelikle British Council ödüllerine katılımınız nasıl  gerçekleşti ?

British Council, birçoğumuzun bildiği üzere Birleşik Krallık'ın uluslararası eğitim ve kültürel fırsatlardan sorumlu en büyük organizasyonu ve 100'den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. 2013 yılında İngiltere’de Cambridge Business School’da Finans masterı yaptığımdan beri hem master bağlantılarım hem de İş bağlantılarım nedeniyle Linkedin’i aktif bir şekilde kullanıyorum. British Council’in Türkiye faaliyetlerini gerek sunduğu burslar gerekse sağladığı eğitim olanakları nedeniyle uzun zamandır takip etmem nedeniyle bir gün Linkedin anasayfamda karşıma “Alumni Awards 2020 kazananları belli oldu” diye bir haber çıktı ve benim de Alumni Awards maceram böylece başlamış oldu.  Açıkçası ansayfamda o haber çıkana kadar böyle bir ödülden haberim yoktu ve ben de şansımı denemek istedim.

Detaylı araştırdığımda, bu ödüllerin, Birleşik Krallık yüksek eğitim kurumlarından mezun kişilerin, seçtikleri alanda ulaştıkları başarıları ve Birleşik Krallık'ta gördükleri eğitimin bu başarıyı nasıl etkilediğini göstermek amacıyla düzenlendiğini, “Profesyonel Başarı”, “Girişimcilik” ve “Sosyal Etki” olmak üzere üç kategorisinin olduğunu öğrendim. Ayrıca bu ödülün küresel basın ve dijital yayın yoluyla, uluslararası bilinirliği artırma, profesyonel ağlar ve iş bağlantıları oluşturma ve yarışmanın tüm kazananlarının 3000 GBP değerinde kariyer gelişimi ve profesyonel beceri eğitimi için hibe imkânı elde edecek olması başvuru için beni motive etti ve hemen başvurumu yapmaya koyuldum. Alumni Awards, British Council tarafından Türkiye’de yaklaşık 5 yılı aşkın süredir yapılıyor ve önceki yıllardaki Türkiye kazananlarını araştırdığımda ilham veren bir çok hikaye okuduğumu söyleyebilirim. Benim hikâyemin de bir ilham kaynağı olacağını düşünerek bu yarışmaya Sosyal Etki kategorisinden başvurmaya karar verdim.

Sosyal Etki Ödülü'nün kapsamı hakkında bilgi alabilir miyiz?

Sosyal Etki Ödülü, olumlu yönde sosyal değişimin oluşmasına ve insanların yaşamlarının iyileşmesine ciddi ölçüde katkı sağlayan ve çaba gösteren Birleşik Krallık mezunlarına veriliyor. Katılım için son 15 yıl içinde Birleşik Krallık’ta lisans veya üstü derecesinde eğitim görmüş olmanız gerekiyor. Başvurular internetten yapılıyor ve üç adet makale tarzında uzun formatlı soruya yanıt veriliyor. Başvurduğunuz kategoriye göre başarılarınız, başarılarınızın toplumsal ve mesleki yaşama katkıları ve Birleşik Krallık eğitiminin bu başarılara nasıl katkıda bulunduğu konusunda sorular soruluyor ve soruların internet üzerinden cevaplanmasının ardından başvuru süreci tamamlanmış oluyor. Aldığınız eğitimle yarattığınız etki ve başvurunuzun kalitesine göre başvurunuz British Council üyelerinden oluşan yetkin bir  komite tarafından değerlendiriliyor ve akabinde ödülün kazananları açıklanıyor. Ayrıca Türkiye kazananları, Global Alumni Awards’da finalist olma fırsatını da elde ediyor.

Başvurular her yıl Ekim ayında açılıyor ve Türkiye kazananları Şubat sonunda açıklanıyor. 2020 yılı Ekim ayında yarışmaya başvurduğum dönemde aniden covid hastası olmam ve evde karantinada olmam nedeniyle başvuru süreci benim için çok zor geçti, zira o üç soruyu yanıtlamak için üzerinde epey ve vakitlice düşünmek, ayrıca güzel ve anlamlı bir hikaye oluşturmak gerekiyor idi, ancak kazanacağımdan fazlasıyla emindim çünkü inanılmaz derecede motive idim ve cevapları hazırlarken çok keyif aldım, insanlara yeni bir hikaye sunacak olmak benim için çok heyecan verici ve çok büyük bir mutluluk kaynağı oldu.

İngiltere'deki çalışma hayatınızın ardından sosyal anlamda katkı  verdiğiniz en önemli projelerin başında İş Bankası Finans Departmanı bünyesinde kurulan Çevre Birimi geliyor. Bize biraz bu projenizden  bahsedebilir misiniz? Neden Çevre Birimi ve bu kapsamda ne gibi  uygulamalarınız oldu?

2008 yılında Boğaziçi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra kariyerime Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nda (TSKB) başladım ve 2010 yılından bu yana İş Bankası Kurumsal Krediler Tahsis Bölümü’nde kıdemli kredi uzmanı olarak çalışıyorum. 2012 yılında aldığım ücretsiz izin sonrası Cambridge Judge Business School’da (CJBS) 2013 yılında Finans masterını tamamladım ve CJBS’in danışmanlık projesi gereği Londra/Canary Wharf’ta Citibank genel müdürlükte bir ay boyunca bir danışmanlık projesinde çalıştım. Ardından Kurumsal Krediler Tahsis Bölümü bünyesindeki Proje Finansmanı Birimi’nde kariyerime devam ettim.

Anılan yıllarda hem ülkemizde hem de dünyada sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, karbon ayak izi gibi çevresel konular çok gündemde idi ve tüm ticari işletmeleri ilgilendirdiği gibi bankaların da bu konuya önem vermeye başlamasıyla kredi departmalarında projelerin finansal fizibilitelerinin yanısıra çevresel boyutunun da değerlendirilmesine yönelik planlamalar yapılmaya başlandı. Bunun başında Çevre Birimi’nin kurulması geliyordu ve çevresel risklerin analizlerinin ve derecelerinin bu birim bünyesinde yapılması öngörülüyordu. O zaman bağlı olduğum müdür yardımcım, Birleşik Krallık King’s College’de çevre alanında master yapmıştı ve onun da desteğiyle, ki ben bunu büyük bir şans olarak görüyorum, öncelikle TSKB’nin iştiraki Escarus Consultancy’den tüm proje ekibimizle çevre eğitimleri almaya başladık.  Çevre eğitimi konusunda lisans eğitimi olmayanlar için bu eğitimin çok güzel ve öğretici bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca daha önce iki yıl TSKB’de Finansal Analiz Bölümü’nde çalışmam nedeniyle eğitimcilerin bir kısmını önceden tanıyor olmam sayesinde birlikte çok iyi bir sinerji yakaladık. Bizleri Türkiye’de bir ilk olan ve TSKB’nin kullandığı ERET (Environmental Risk Evaluation Tool) ile tanıştırdılar ve böylece finansal fizibilitelerini ve teminat boyutunu değerlendirdiğimiz kredilerin çevresel risklerini de göz önüne alarak A’dan (en riskli) C’ye (en az riskli) kadar olan bir skalada projelere çevresel rating atama şansı bulduk, söz konusu ratinglere kredi dosyalarımızda yer vermeye başladık ve Proje Finansmanı bünyesinde Çevre Birimi’ni kuran ilk bankalardan biri olduk. 

Ayrıca eğitimci ekiple birlikte farklı şehirlerde yenilenebilir elektrik santral gezileri düzenledik, böylece projeleri yakından izleme fırsatı da bulduk. Yönetim kuruluna yapılan yıl sonu revizyon çalışmalarımızda da kurduğumuz Çevre Birimi’nin yapısı, kullandığımız rating şablonları ve firmaların projelerinin bu boyutunu değerlendirmenin bankaların çevresel duyarlılıkla ilgili nasıl bir farkındalık yaratacağını kendilerine sunduk. Ekibimiz ise zamanla büyüdü ve gelinen aşamada Proje Finansmanı Bölümümüz bünyesinde çalışmalarına devam ediyor. Ben artık o ekipte olmamakla birlikte (şu an Finansal Şirketler & Yabancı Sermaye Şirketleri Birimi’ndeyim), büyük bir çabayla kurduğumuz bu birimin gelişimini büyük bir hayranlıkla takip etmeye devam ediyorum.

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezuniyetinizin ardından Türkiye'nin en  köklü finans kurumlarından biri olan İş Bankası'nda çalışmaya  başladınız. İş deneyiminizin uluslararası ayağı ise Londra Citi Bank  oldu. Öncelikle İşletme öğrencisiyken kendinize nasıl bir kariyer  hedefi çizmiştiniz ve Boğaziçi size hedeflerinizi gerçekleştirmede  nasıl bir katkı sundu?

Boğaziçi İşletme Bölümü’nden 2008 yılında yüksek onur derecesi ile mezun oldum. İşletme bölümü okurken genellikle lisans eğitiminin 3. yılında öğrenciler, pazarlama veya finans olarak iki kariyer seçeneğine yöneliyor. Benim heyecan duyduğum ve hayallerimi gerçekleştirebileceğime inandığım dünya ise finans oldu, Boğaziçi’nde halen ders veren hocamız Metin Ercan’ın “Corporate Finance” dersi ile ilk kez finansla tanıştım ve birçok alt alanının olduğunu ve birçok kariyer olanağı sunduğumu öğrendim, özellikle Bülent Şenver’in “Introduction to Bank Management” dersini almam sonrasında bankacılığa olan ilgim de fazlasıyla arttı.

Ayrıca hem annemin İş Bankası emeklisi olması hem de ablamın o dönemde İş Bankası’nda teftiş bölümünde çalışıyor olması, dolayısıyla aile yönünden doğuştan İş Bankalı gibi hissetmem, bunun yanısıra bankacılığın parlak bir gelecek sunacağını da düşünmemin etkisiyle kariyerime bankacılık alanında başlama kararı aldım. Bu bağlamda, Boğaziçi’nin verdiği eğitim kalitesinin ve yetkin akademik kadrosunun yanısıra kazandırdığı vizyoner bakış açısı ve özgür düşünmeye teşvik eden anlayışıyla, önce planladığım kariyerime yönelik hayallerimi oluşturmama, sonra da adım adım bu hayallerimi gerçekleştirmemde büyük rol oynadığını söyleyebilirim.

Kariyerime başladığım ilk zamanlarda bankacılık basit bir iş gibi gelmişti, sadece kredi verilecekti ne de olsa,  ama işin içine girdikçe topluma ve ekonomiye çok büyük bir katkısı alan bir alan olduğunu anladım, özellikle Boğaziçi İşletme Bölümü’nde işletmeciliğin her alanından ders alınabilmesi, bir alanda ilerlemek isteyenler için ise  ilave seçmeli dersler sunulması ve akademik kadronun Türkiye’nin önde gelen öğretim üyelerinden oluşması, öğrencilerin kariyerlerinin desteklenmesi için büyük bir avantaj sağlıyor.  

Cambridge Judge Business School'da Finans dalında akademik  çalışmalar yaptınız, İngiltere size kariyeriniz için nasıl bir pencere açtı?

İngiltere’de CJBS’de finans masterı programına katılmamda, uzun vadeli kariyer hedeflerime ulaşmak için önde gelen gelişmiş ülkelerden birinde birinci sınıf ve saygın bir üniversiteyi hedeflemem gerektiğini fark etmem etkili oldu. Finansın zorlu bir sektör olduğunu ve küresel meseleleri anlamanın ve farklı kültürlerden oluşan çalışma ortamlarında bulunmanın başarı için çok önemli beceriler olduğunu da dikkate alarak, finans alanında uzmanlaşmış, sürekli gelişime vurgu yapan uluslararası ve zorlu bir programa katılmak istedim.

Oldukça gelişmiş ve finansal kurumların kalbine yakın şehirleri çevreleyen İngiltere’de finans yüksek lisans derecesi almanın mesleki gelişimim için büyük bir değer olduğuna inanıyorum. Hem eğitim hem de öğrenci yaşamı ve ağ kurma fırsatları açısından dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alan University of Cambridge’in işletme okulu Judge Business School’a gitmenin kariyer hedeflerime ulaşmamda çok önemli bir adım olduğuna eminim. Her şeyden önce, bana derinlemesine ve güncel bir teknik finansal bilgi sağladı. Bu bilgiyi uygulamak, proje finansman yapılarını oluşturmadaki kararlarımı geliştirdi ve analiz becerilerime, riskleri etkin ve zaman olarak verimli bir şekilde yönetmeme ve müşterilerle dinamik ve etkin bir şekilde çalışmama katkıda bulundu. İkinci olarak, sınıfın küresel finansal deneyimi ve kültürel çeşitliliği, onlarla güçlü ve etkili ilişkiler kurarak işbirliği yapmak, rekabet ve başarı odaklılık konusundaki gelişimimi destekledi. Dahası, programın finans uygulayıcıları ve kurumlarından oluşan ve  alanında önde gelen uluslarası iş ve akademik bağlantıları ile her zaman destek alabileceğim bir ağ oluşturmama yardım etti ve dünyanın önde gelen üniversitesinin kalbinde yer alan bu eğitim bana yüksek düzeyde bir entelektüellik ve liderlik potansiyeli sağladı. Bu nedenle, deneyimimi genişletmek ve mesleki gelişimimi desteklemek için İngiltere'nin doğru yer olduğuna inanıyorum.  

Öğrencilik yıllarınızdaki hayallerinizi ne ölçüde gerçekleştirdiniz  ve bundan sonraki süreçte gelecek hedefleriniz neler?

Uzun vadeli kariyer hedefim, her zaman derinlemesine bir finansal bilgi ve yüksek yeteneklerle çevrili başarılı bir yatırım yöneticisi olmak ve önde gelen finansman projeleri aracılığıyla küresel ekonomik ve kalkınmaya katkıda bulunmak.

Boğaziçi’nden mezun olduğumdan beri 13 yıl geçti ve hep yeni bir şeyler öğrenerek ve hep en iyiye odaklanarak kendimi gerek eğitim gerekse kariyer açısından geliştirmeye çalıştım ve şu anda öğrencilik yıllarındaki hayallerimin büyük bir bölümünü gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Şimdi de şu ana kadar olan sosyal katkılarım ve başarılarım, benim için çok anlamlı ve prestijli bir ödülle taçlanmış oldu. Diğer taraftan hayaller sonsuz,  bu noktada dünyaca ünlü Nobel edebiyat ödüllü İrlandalı yazar Bernard Shaw’ın bir özlü sözünden alıntı yapmak isterim: “Yaratmanın başlangıcıdır düş gücü... Dilediğinizi düşler, düşlediğinizi amaçlar, amaçladığınızı yaratırsınız sonunda.” Dolayısıyla öğrencilere en iyi tavsiyem; hayal etmekten asla korkmayın, karşınıza engeller çıkabilir ama güçlü durun, başarısızlıklarınızdan ders alın ve hayallerinize adım adım cesur bir kalple ilerleyin.