İş fikrini Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirdiler, tüm dünyaya açıldılar

Bilgisayar Mühendisliği mezunu üç genç girişimci akıllı telefon uygulamalarından yola çıkarak kurumlara farklı alanlarda çözümler sunan Bounty adlı bir mobil uygulama geliştirdi. Kanada’dan aldıkları yatırımı kısa zamanda büyüten ekip şimdilerde Güney Amerika’dan Afrika’ya farklı coğrafyalara uzanan projelere imza atıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden 2013’te mezun olan İlker İnanç, Boğaziçi’nden bölüm arkadaşı Tolga Bakkaloğlu ve Marmara Üniversitesi’nden Çağlar Bozkurt ile birlikte 2014’te kurmuş olduğu şirketi Twentify’ın başarı hikâyesini anlattı. Twentify, talep bazlı bir mobil iş gücü platformu ve kısa zamanda yüzden fazla kurumsal müşterinin yanında 210.000’den fazla da uygulama kullanıcısına sahip.

Öncelikle Twentify’ı tanıtabilir misiniz?

Twentify, Şubat 2014’te kuruldu, üç bilgisayar mühendisi arkadaş bir araya geldik. Ben şirketin CEO’suyum. Çağlar Bozkurt pazarlama tarafından sorumlu CMO’muz, Tolga Bakkaloğlu da şirketin CFO’su olarak finans ve uluslararası büyüme görevinde.

Twentify, kurumsal firmaların yapması gereken belli başlı işleri, akıllı telefon kullanıcıları üzerinden çok daha hızlı, çok daha güvenilir ve çok daha geniş bir coğrafi alandan yapmalarını sağlarken, akıllı telefon kullanıcısı olan bireylerin de kısa ve eğlenceli işler yaparak ek gelir kazanmasını sağlayan bir platform. Firmalar, potansiyel adaylara Twentify’ın Bounty adlı uygulamasıyla ulaşıyor.

Bounty uygulamasının nasıl çalıştığına dair ilgi çekici somut bir çalışma örneği verebilir misiniz?

Bir otomat firması, üniversite kampüsleri içerisinde denetleme istemişti, içinde ürün var mı, yok mu, çalışıyor mu, sizce bu otomatta ne olsaydı daha iyi olurdu, ne olmasaydı gibi sorular cevaplanıyor. Kullanıcıdan bir gönderim geldi, içinde sadece su olan bir otomat yemekhanenin yanındaymış, hâlbuki su yemekhanede ücretsiz. Kullanıcının Bounty üzerinden yaptığı tavsiye üzerine çok kısa bir sürede otomat kütüphaneye taşındı ve firma satışlarını arttırmış oldu.

Bizim şirketlere sunduğumuz üç ana şey var; çok hızlı, güvenilir ve çok geniş bir alandan operasyon sağlıyoruz. Normalde 4-6 hafta süren işler, bir iki gün gibi bir sürede tamamlanıyor. Bunların yanında tabi bir de maliyetlerimiz düşük.

Fikir nasıl ortaya çıktı ve kuruluş aşamasında nereden destek aldınız?

Aslında biz ciddi miktarda bir yatırımla, TRPE Venture Partners’tan aldığımız 1 milyon dolarlık yatırımla başladık. Fon, klasik yatırım fonlarından farklı olarak fikre değil, insana yatırım yaptığını söylüyor. Girişimci ruhlu, girişim yapmaya isteği olan, global iş yapma isteği olan yeni mezun arkadaşları hedef alıyor. Yani, fondan evvel çok fazla fikir vardı kafamızda ama Twentify fikri yoktu.

Yatırımcılarımızdan biri Sir Terry Matthews, çok başarılı bir iş adamı, onun Kanada’da yatırım yaptığı 20-25 startup’ı gezmeye, görmeye, onlarla konuşmaya, oranın havasını koklamaya gittik. Kendi fikirlerimizi onlara anlatma fırsatımız oldu. Orada geçirdiğimiz altı hafta sonunda, girişimcilerden aldığımız tecrübeli yorumlarla fikrimiz olgunlaştı. Türkiye’ye dönünce fikri sunabileceğimiz kurumlarla görüştük, hepsi çok beğendi, çalışabiliriz birlikte dediler. Sonra biz de ürünü geliştirmeye başladık ve ürün ortaya çıktı.

“Girişimciliğin özünde deneme, yanılma ve yolda öğrenme var.”

Yaşlarınız oldukça genç, belki de Twentify’dan önce gerçek anlamda bir iş deneyiminiz yoktu, bunun dezavantajlarını yaşadınız mı? Boğaziçili olmanın bu süreçte nasıl bir katkısı oldu?

Biz başlarken bu kadar zor olacağını düşünmemiştik. Bunun yüzde birini falan hayal ediyordum ben. Her aşamasında hiç düşünülmeyen zorluklar var. Şimdi ekibimiz 20 kişilik, başlarken 3 kişiydik. Üç kişi olmanın da zorluğu vardı, yirmi kişi olduğumuzda da başka türlü zorluklar var, yurt dışına başladığımızda bambaşka zorluklarla karşılaştık. Yönetim, pazarlama nasıl yapılır, satış nasıl yapılır, insan nasıl yönetilir, ürün nasıl geliştirilir, pazar nasıl takip edilir, yani işin zorluğunun çok farklı açıları var. Bir kısmını yolda öğrendik tabi, bu zaten girişimciliğin özünde var; deneme-yanılma ve yolda öğrenme. Bir kısmında da kullandığımız fon çok destek oldu bize.

Ben biraz da bu yaşta bu kadar başarılı olmamızı; okuldan aldığımız eğitime bağlıyorum. Ben, fen lisesi mezunuyum, teknik bir insanım aslında, okulda da Bilgisayar Mühendisliği okudum ama okul aynı zamanda farklı farklı alanlara yönlendirdiği için işletmeden dersler alabilirdim, sanat-sinema dersleri alabilirdim veya kimya dersleri de alabilirdim, her şeyi alabiliyordum aslında. Aynı zamanda kulüplerin çok fazla etkin olması üniversitede beni epey geliştirdi, ben Compec’te yönetimsel görevlerde yer aldım, başkanlık yaptım. Bu işleri mezun olduktan sonra yapabilmemde kulüpte edindiğim tecrübenin çok katkısı oldu. Kulüpçülük yaptığınız zaman organizasyon nasıl yapılır, insanlar nasıl motive edilir, büyük firmalarla nasıl sponsorluk anlaşması yapılır, bütün bunları deneyimliyorsunuz. Hâlâ da orada edindiğim deneyim hayatımı kolaylaştırmaya devam ediyor.

Fikir üretim aşamasında Boğaziçi Üniversitesi'ndeki hocalarınızdan destek aldınız mı?

Özellikle bölümdeki hocalarımız ile hala görüşüyoruz. Onun dışında okuldaki Teknoloji Transfer Ofisi’nden (TTO) önemli destekler aldık. Hatta kurulduktan itibaren bir süre Kuzey Kampüste üç-dört ay gibi bir süre geçirdik. Ofisimiz yokken bizi misafir ettiler. Ayrıca, ilk kullanıcılarımız Boğaziçi Üniversitesi’ndendi, ilk duyurularımızı okulun mail gruplarına yaptık, ilk pilot görevleri bu çevreye açtık ve sistemi test etmiş olduk. Boğaziçi’nde başladı ve şimdi tüm dünyaya yayılıyor.

Yurt dışında iş yapmaya 10-11 ay önce başladık, bugüne kadar Kanada, Ukrayna, Güney Afrika, Tayland, Nijerya ve Meksika’da işler yaptık. Şimdiki niyetimiz, globalleşmeye ve büyümeye devam etmek ama ofis olarak harcayacağımız en çok emek bundan sonra ABD olacak. İkinci yatırım turunu kapattık çok yeni, bununla birlikte hedefimiz ABD’de projelere başlamak. Kanada iş hacmi olarak Amerika’nın yüzde onu seviyesinde, oradaki müşterilerimiz bizi Amerika’da görmek istiyorlar, onların getirdiği işlerle ABD’de büyümeyi hedefliyoruz.

 Haber: Gökçe Büyükbayrak/Kurumsal İletişim Ofisi