İstanbul’un Fethi’nin tarihi ve manevi mirası Boğaziçi’nde ele alındı

İstanbul’un Fethi’nin 564. yıldönümü dolayısıyla Boğaziçi Üniversitesi Nafi Baba Binası’nda, Boğaziçi Üniversitesi ve üniversite bünyesindeki öğrenci topluluklarından Şehitlik Araştırmaları Topluluğu ile işbirliğiyle, Emeritus Prof. Selçuk Esenbel'in moderatörlüğünde “İstanbul’un Fethi, Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı Mezarlığı ve Nafi Baba Binası” konulu bir söyleşi gerçekleştirildi.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan, açılış konuşmasında uzun yıllar Üniversite tarafından verilen uğraşlar sonucunda, yok olmaya yüz tutmuş Nafi Baba Tekkesi’nin gün yüzüne çıkarıldığını ve ciddi bir restorasyonla bugüne kazandırıldığını anımsatarak bu sürece katkı sunmuş tüm eski Rektörlere ve destekleri için Kalkınma Bakanlığı’na teşekkürlerini sundu. Nafi Baba Binası’nın halen Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde akademik etkinliklere ev sahipliği yapmakta olduğunu belirten Özkan, 29 Mayıs İstanbul’un Fethi dolayısıyla bu mekânda anlamlı bir buluşmanın yaşandığını ifade etti.

28 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen ‘’İstanbul’un Fethi, Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı Mezarlığı ve Nafi Baba Binası” başlıklı söyleşide Nafi Baba Binası’nın geçmişten günümüze tarihi ve manevi değeri bu tarihi mirasın günümüzdeki temsilcileri de olan uzman isimlerce ele alındı.

Söyleşiye, Nafi Baba ve ailenin günümüzde yaşayan mensuplarını temsilen, Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’nın kurucuları arasında yer alan Prof. Dr.  Süheyla Artemel, Boğaziçi Üniversitesi Emeritus Prof. Selçuk Esenbel ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi  Yrd. Doç. Dr.  Mehmet Nafi Artemel konuşmacı olarak katıldılar. Prof. Dr. Süheyla Artemel konuşmasında, İstanbul’un fethi sürecinde Rumelihisarı Kalesi yaptırılırken ilk çatışmada ölen şehitlerin yattığı Şehitlik Dergâhı Mezarlığı olan bu bölgenin Fatih Sultan Mehmed tarafından özellikle seçilmiş olmasının tarihi önemine ve Fatih Sultan Mehmed’in vizyonuna değindi.

Fatih Sultan Mehmed’in imparatorluk vizyonu için seçtiği nokta Rumelihisarı

Fatih Sultan Mehmed’in, Horasan erenlerinden Hacı Bayram Veli’nin müritlerinden Şeyh Bedreddin Mahmud’u Şehitlik Dergâhını korumak için görevlendirdiğini aktaran Süheyla Artemel, bu görevin aynı aile tarafından kuşaklar boyunca sürdürüldüğünü ifade etti.

Artemel, Rumelihisarı’nın Doğu ile Batı’yı, Asya ile Avrupa’yı birleştiren bir İmparatorluk kurmak isteyen Fatih Sultan Mehmed’in, bu amaçla Rumelihisarı’nı stratejik nokta olarak seçmesinin Fatih’in vizyon sahibi liderliğinin işareti olduğunu vurguladı. Bu vizyonun aynı zamanda kültürel, dini çeşitliliği de barındırdığına dikkat Artemel, Fatih’in bu çerçevede Ulema’ya verdiği değer kadar Batı’nın bilim ve sanatını da kucaklayan lider özelliklerine değindi.

Boğaziçi’ne hediye edilmiş zengin manevi miras

Manevi anlamıyla ve tarihsel önemi nedeniyle bu mekânın Boğaziçi Üniversitesi’ne hediye edilmiş çok değerli bir miras olduğunun altını çizen Artemel, özellikle Robert Kolej Yüksek Okulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüşme sürecinde, Üniversite’nin bu sorumluluğu yerine getirmek üzere verdiği çabaları anlattı. Artemel, kısa süre önce aramızdan ayrılan, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi John Freely’nin bu çerçevede çok değerli katkılar sunduğunu ve bu bölgenin yapılaşma tehlikesi karşısında korunması amacıyla 1960’ların sonunda önemli bir kampanya yapıldığını anlattı.  Süheyla Artemel, bölgenin korunması amacıyla sürdürülen çabaların 2000’lere kadar uzayan süreç içinde ilerlediğini belirterek bundan sonra da Nafi Baba Binası ve Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı Mezarlığı’nın layık olduğu ihtişama yakışır biçimde ve vakarla korunması gerektiğine dikkat çekti.

Boğaziçi Üniversitesi yönetiminin çabalarıyla korunan ve bugünlere ulaşabilen tarih

Prof. Dr. Selçuk Esenbel ise, bu tarihi bölgenin ve mekânın korunması anlamında aile içinde aktarılan bilgilerden söz ederek, orijinal halinde Nafi Baba Tekkesi’nin müştemilat, Namazgâh ve içinde kuğuların yüzdüğü havuz gibi bölümleri olduğunu belirterek bu unsurların da zaman içerisinde yeniden inşa edilmesini arzu ettiklerini ifade etti.

Nafi Baba Dergahı’nın sınırlarının aslında bugünkü Rumelihisarı mahallesinde çok daha geniş bir alana uzandığını belirten Esenbel, hali hazırda mevcut olan alanın korunması ve bugüne kazandırılmasında Boğaziçi Üniversitesi’nin geçmişten bugüne yönetimlerine çok şey borçlu olduğunun altını çizdi.

Mehmet Nafi Artemel ise Avrupa yakasındaki ilk Türk-Osmanlı Şehitliği olan bölgeye dair görsel belgelerden oluşan bir sunum yaptı. Artemel, şehitlikte Mevlevi tarikatından Halveti ve Nakşibendi tarikatına hemen her tarikata mensup kişilerin yattığına dikkat çekti.

Konuşmaların ve Soru-Cevap kısmının ardından toplu bir şekilde Şehitlik Makamı Şüheda Kuyusu ziyaret edilip Kur'an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve ardından Selçuk Esenbel’in rehberliği eşliğinde Nafi Baba Binası gezildi.

Ülkemizde ve özellikle İstanbul’da yok edilen birçok tarihi miras alanının akıbetine uğramaması için Nafi Baba binasının da içinde yer aldığı alan yıllardır Boğaziçi Üniversitesi tarafından titizlikle korunuyor. Uzun süredir temellerine kadar yıkıntı halinde bulunan bu tarihi alan Anıtlar Kurulu ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü onay ve ruhsatlarıyla, yeniden inşa edildi.

Üniversite senatosunun Ocak 2016’da aldığı karar göre ise “Öğrenci sayılarının, akademik ve idari etkinliklerin artması nedeniyle, Üniversitenin eğitim ve öğretim faaliyetlerinin aksatılmadan yürütülmesi amacıyla oluşan ihtiyaçlar doğrultusunda, Nafi Baba Binası’nın sınıf ve toplantı salonu olarak kullanılmasına” oy birliği ile karar verildi.