Kampüslerde hayat yeniden başlarken…

Covid-19 pandemisi nedeniyle alınan güvenlik önlemleri kapsamında 16 Mart 2020’den itibaren kampüslerini sınırlı şekilde, sadece öğretim üyeleri, idari personel, yurtlarda kalmaya devam eden öğrenciler, laboratuvar çalışması yürüten öğrenciler ve lojman sakinlerinin erişimine açan Boğaziçi Üniversitesi, 15 Haziran itibariyle kampüslerini kısmi olarak öğrencilerin erişimine açtı.
Kenan Özcan

Kısmi açılışla birlikte kampüsler kısmen hareketlenirken; kampüslere giren öğrenci sayısının yüksek olmadığı; öğrencilerin sosyal mesafe kurallarına titizlikle uydukları gözlendi.

Kısmi açılışla birlikte hafta içi her gün 10.00-16.00 saatleri arasında öğrenciler üniversite kampüslerini ziyaret ederek, kampüs ortamında kendi temin ettikleri maskelerle ve fiziki mesafeyi koruyarak doğayla iç içe olma imkânı bulabiliyor. Öğrenciler girişlerde temassız ateş ölçümü yaptırarak kampüslere alınıyor. Kısmi açılışın ilk haftası itibariyle özellikle Güney Kampüs’teki öğrenci sayısının yüksek olmadığı görülürken, ziyaretçilerin sosyal mesafeye dikkat ederek kampüsün açık hava ortamından yararlandıkları gözlendi.

Öğrenciler kısmi açılış kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi, kütüphane yanında bulunan çalışma salonu, Uçaksavar Spor Tesisleri’nin açık bölümü, Kuluçka Merkezi, ibadethaneler ve yemekhanelerden sosyal mesafe kurallarına uygun biçimde olmak kaydıyla yararlanabiliyorlar. Öte yandan Güney Kampüs ve Kuzey Kampüs’te kantin ve kafeterya 
hizmetleri sunan işletmeler de kapılarını yeniden öğrencilere açtı.

Hali hazırda kampüslerdeki lojmanlara gelenler dışında misafir ve mezunlar ise henüz kampüslere alınmıyor.

Yaklaşık üç aylık bir aradan sonra kampüse yeniden dönmekten büyük mutluluk duyduklarını belirten Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, Güney Kampüs ve Manzara’nın tadını çıkarırken aynı zamanda bu dönemde deneyimledikleri uzaktan eğitim süreciyle ilgili görüşlerini Kurumsal İletişim Ofisi haber ekibiyle paylaştılar.

“Uzaktan eğitim sorunsuz geçti ama okulu çok özledik”

Gamze İslamoğlu (Fizik): Boğaziçi Üniversitesi’nin süreci çok iyi yönettiğini düşünüyorum. 
Hızlı şekilde kararlar alınması ve uygulanması olsun, notlandırma sistemi olsun kimseyi zor durumda bırakmadı. Yine Moodle - Zoom sistemine de hızlı bir adaptasyon oldu. Nadiren de olsa bazı hocalarımızın sistemi kullanmakta zorlandığına şahit olmakla birlikte genel olarak sürecin iyi organize edildiği görüşündeyim.

Ayberk Ege (İşletme): Bu şartlarda benim için fena olmayan bir dönemdi. Derslerim açısından çok olumsuz bir etkisi olmadı hatta olumlu bile etkiledi ama bu uzaktan eğitimin sağladığı kolaylıktan çok benim motive olmam sayesinde oldu. Bu 3 aylık boşlukta başka bir sosyal aktivitem yoktu. Bence okulun sistemi uzaktan eğitim standartlarında iyiydi ama bu eğitim yüz yüze eğitime göre çok vasat kalıyor, çünkü sadece bilgi aktarımı oldu. Boğaziçi etiketini yansıtan sosyal getirilerin hiçbirini alamadık ama akademik anlamda bir sorun yoktu. Benim derslerimin çoğu bölüm dersiydi ve hocalarımız ruh sağlığımızın bu durumdan etkileneceğinin farkındaydı. Bu yüzden buna uygun davrandılar, ben istediğim her zaman iletişim kurabildim.

Oğuzhan Urgancıoğlu (Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik): Uzaktan eğitimde derse katılmak kolaylaşmış gibi dursa da aslında zorlaştı, benim için evde derse katılmak daha zordu.

Buğra (Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler): Benim beş dersim vardı ve dördünden verim alabildim. Kitle derslerimde hocalar gerçekten büyük bir sınıftaymışız gibi anlatabiliyordu. Bence verim almak derslere ve hocalara göre çok değişiyor ama bir yandan da çok verimli değildi, kampüsteymiş hissi olmadığı için genel olarak verimsizdi. Benim farklı okullardan arkadaşlarım da var ve onların üniversiteleriyle karşılaştırınca diğer okullardan çok daha iyi bir eğitim vardı.

“Kampüsün değerini ve etkileşimin önemini anladım”

Azime Sert (Yabancı Diller Eğitimi): Bölümden bölüme de değişiyor olabilir, benim bölümümde derslerde hep çok tartışarak ilerliyoruz. Bu etkileşim Zoom’un kısıtlı süresinde o kadar olamadı. Benim bu süreçte en büyük eksik olarak gördüğüm şey şu: Akademisyenlere Zoom’a dair bir eğitim verildi ama öğrencilere verilmedi. Ben bazen çok zorlandım ve bir dersimi de bu yüzden bıraktım. Diğer okullara kıyaslandığında iyiydik ama okulu kendi içinde değerlendirdiğimizde verimsizdi, Boğaziçi bundan daha iyisini hak ediyordu. Örneğin uygulamalı bir dersim vardı, o tamamen işlevsizleşti. İlkokul ve ortaokulda online eğitim daha zor olur gibi gelmişti ama üniversite için daha zor olduğunu fark ettim. Kampüsün değerini ve etkileşimin önemini çok iyi bir şekilde anladım.

Eda Kocakarı (Endüstri Mühendisliği): Bölümde derslerimizin çoğu sayısal ve sayısal dersler olduğu için hem sınavları hem ödevleri işlem içeren şeylerdi. O yüzden dersi anlatıp ardından soru çözümleri yaparak ilerledik, bölüm asistanları bu süreçte çok özveriyle çalıştı ve çok faydalı oldu. Bence hocalarımız da çok emek verdi, hepsi derste anlatacağı konuları önce ses kaydı olarak yükledi ve derste de tekrar etti. Bazı hocalar ise bu süreci online eğitime entegre edemedi, öğrenciler aklında kalan soruları soramadı. Ancak genel olarak bölümüm bazında hocaların süreci iyi yönettiğini düşünüyorum. Psikolojik olarak ise kimseyle görüşmediğimiz için kötü etkilendim, ders çalışacak motivasyonu bulamadım. Kampüste olsam hem ders çalışıp hem arkadaşlarımla görüşerek motive olabilirdim ama evde olunca beni motive edecek bir şey bulamadım.

Öykü Karabulut (Felsefe): Online eğitim süreci ne yazık ki çok yararlı olamadı çünkü internetten sınıf ortamı kadar güzel bir eğitim alamıyoruz. Bölümüm sözel olmasına rağmen zorlandım ve birkaç dersimi bırakmak zorunda kaldım. Bu yıl birinci sınıftayım ve birinci sınıf benim için zaten zordu, bir de online eğitim olunca daha da zorlandım. Güz döneminin de online ilerleme ihtimali var ve öyle olursa bu bizim için bir sene kayıp olması anlamına geliyor. Hocalarımız ellerinden geleni yaptı, en verimli dersim de Aylin Vartanyan’dan aldığım ders oldu.