Kampüste artık bir Europa Cinemas salonu var!

Avrupa Konseyi’nin kültürel girişimleri desteklemek için oluşturduğu bir fon olan Eurimages fonu, Europa Cinemas ağı üzerinden 1992 yılından beri belirli kriterleri karşılayan sinema salonlarını destekliyor. Üniversite kampüsünde uygun fiyatlarla “art house” vizyonu gerçekleştirmesiyle 4 yıl önce bir ilke imza atmış olan SineBU, şimdi de Türkiye’de yalnızca 15 sinema salonunun dâhil olduğu Europa Cinemas ağına katılarak Eurimages fonundan yararlanmaya hak kazandı. Böylece SineBU İstanbul’da Europa Cinemas ağına katılan 3. sinema salonu haline geldi.

Sinema salonlarının kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ve film izleme kültürünün giderek sinema salonlarından evlere taşındığı bugünlerde SineBU, Eurimages fonunu almaya ve Europa Cinemas ağına katılmaya hak kazandı. Çoğunlukla Avrupa Birliği kökenli filmlerin temsilini artırmak amacıyla Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulmuş olan Eurimages fonu, sinema salonlarının yıllık performanslarının değerlendirilmesiyle karşılıksız olarak veriliyor. Şu ana kadar 38 üye ülkedeki salonları desteklemiş olan Eurimages fonu, desteklediği salonların Europa Cinemas ağına da girmesini sağlıyor.

SineBU’nun Eurimages başvuru süreci hakkında bilgi aldığımız SineBU Direktörü Ali Çağlar Özkan salonların seçilme sürecinde, kullanılan projeksiyon cihazından salon kapasitesine, sinema perdesinin özelliklerinden salonun ulaşım açısından erişilebilirliğine kadar çok sayıda kriterin bulunduğunu belirtti: “Fondan yararlanabilmek için Eurimages’ın doğrudan desteklediği ve Europa Cinemas ağına dahil olan ülkelerden çıkan filmleri belirli bir oranda göstermek gerekiyor. Fona başvuru sürecinde de destek devam ettiği süreçte de fonun sistemine düzenli raporlama yapılıyor. Örneğin SineBU'da gösterilen filmlerin en az %50’si Europa Cinemas ülkeleri yapımcıları (Türkiye dâhil) tarafından üretilmiş olmalı, en az %25’i yerel ülke harici diğer Europa Cinemas ülkeleri yapımcıları tarafından üretilmiş olmalı; %10’unun ise Eurimages tarafından doğrudan fonlanan filmlerden olması gerekiyor.”

“Europa Cinemas logosunu görmek izleyiciye güven veriyor”

Europa Cinemas ağına katılmanın Türkiye’de daha da zor olduğunu ve SineBU’nun başvuru ve değerlendirme sürecinin 2 yıl sürdüğünü paylaşan Özkan, “Türkiye’de bu ağ üyesi farklı salonlar da var ancak çok yaygın bir durum değil; çünkü hem ticari olarak ayakta kalan hem de içerik olarak desteklenen filmleri oynatan çok sayıda salon yok. Zaten bir üniversite bünyesinde uygun fiyatlarla sadece ‘art house’ film gösteren ilk salon biz olmuştuk. İç değerlendirme sistemlerini bilmiyorum ancak başvuru sürecindeki iletişimimizde bir biletin film başına ne kadara geldiğini raporladıklarını gördüm. Fonun amaçlarına da uygun olarak bilet fiyatlarının herkes için erişilebilir olmasını önemsiyorlar ki bu bizim de en başından beri dikkat ettiğimiz bir şeydi. Öğrencilerin sürekli gidebileceği bir salon yaratma amacıyla bilet fiyatlarını minimumda tutmayı amaçlamıştık ve hala böyle devam ediyoruz.”

SineBU’nun 2019 başı itibariyle resmi olarak Eurimages salonu olduğunu paylaşan Ali Çağlar Özkan, Eurimages tarafından fonlanarak Europa Cinemas ağına dahil olmanın izleyiciye getireceği avantajları ise şöyle ifade etti: “Salonun Eurimages tarafından desteklenmesi bana göre seyirci açısından güven artırıcı bir durum; çünkü bazen aylık programımızı paylaşmakta geciktiğimizde ‘Bu ay kapalı mısınız?’ gibi kaygılı sorular gelebiliyor. Bir sinema salonuna girdiğinizde Europa Cinemas logosunu görmek salonun daha kalıcı olduğu mesajını veriyor ve bunun izleyiciye de duygu olarak olumlu bir etkisi olacaktır.”

Eurimages fonuyla birlikte yeni projeler de geliyor

Eurimages fonunun karşılıksız verilen bir destek olması SineBU’nun yeni projeleri hayata geçirmesinde de etkili olacak. Salonun gelecek planları hakkında bilgi aldığımız Özkan, 5-6 yıl önce bir fikirden hayata geçen SineBU’nun alacağı fonla yeni projelere de doğası gereği açık olacağını dile getirdi: “Gerek Sinema Kulübü içinden gerek okul içinden herhangi bir film severin getireceği yeni fikirlere zaten açığız. Örneğin şu anda aklımızda Türkiye’nin en iyi filmlerinin geldiği ve yarışacağı bir kısa film festivali var. Özellikle kısa film festivallerinde filmlerin arka plan ya da anlatı olarak seyirciden geri dönüş alabileceği bir festival yok, bu fonla seyircilerin de geri dönüş verebileceği bir festival düzenleyebiliriz. Şu anda olan sesli betimleme sistemine ek olarak az görenler ya da duyamayanlar için ayrıntılı altyazı getirilebilir ya da film üreten insanların, bunlar yönetmen, yapımcı, oyuncu ya da dağıtımcı olabilir, aylık olarak buluşacağı ve son bir seneyi değerlendireceği sektör buluşmaları düzenleyebiliriz. Örneğin yapımcılar gelsin kendi aralarında son bir yılın filmlerini değerlendirsin ve sene sonunda biz de bunları basıp Türkiye’de ‘art house’ çalışan insanların film üretme koşullarını belgelemiş oluruz.”

Online film izleme platformları sinema salonlarına bir tehdit mi?

Online dizi ve film mecralarının artması da film izleme kültürünün sinema salonlarından evlere kaymasına neden oluyor. İlk defa 2018 senesinde evde yapılan sinema harcamalarının sinemada yapılan harcamaları geçtiğini ve bu değişimin sinema sektörü açısından kritik bir eşik olduğunu vurgulayan Ali Çağlar Özkan, bu değişimin profesyonel film izleyicisini yine de salonlardan kopartmayacağını ifade etti: “Düzenli olarak film izleyen ve sinemayla ortalama bir genel kültür ilgisinin üzerinde ilgilenen profesyonel izleyici diyebileceğimiz izleyici filmi vizyona girmeden önce online ortamlarda izlemiş olsa bile sinema salonunda da izliyor. Kemik izleyici zaten genellikle filmle ilgili önceden bilgi sahibi oluyor ve ses ya da görüntüye yönetmenin çok önem verdiğini ya da çok övgü aldığını görünce filmi bekletip önce sinemada izliyor, sonra evde tekrar izliyor. Bir de evde izleme daha çok profesyonel izleyicinin antreman gibi yaptığı bir şey, yani filmi daha detaylı izlemek, durup yeniden sararak ya da yönetmenin diğer filmleriyle karşılaştırarak izlemek için yapılıyor. Bu nedenle kemik izleyici online platformları kullansa bile sinemaya gitmekten de vazgeçmeyecektir.”

SineBU’nun izleyici profili ve sayısı açısından nasıl bir değişim içerisinde olduğuna da değinen Ali Çağlar Özkan, 2017’de 2016’ya göre seyirci sayısının artışta olduğunu ancak resmi rakamlar henüz açıklanmasa da 2018’in rakamlarında bir düşüş yaşanmış olabileceğini paylaştı. Bu düşüşün sektörün tamamında görüldüğünü belirten Özkan, “Film izlemek için temel bir motivasyon ve filme gitmeden önce zihinde bir yer açmak gerekiyor, bizim coğrafyaya özgü gündemlerin geçtiğimiz yılda buna çok fazla yer bırakmadığını düşünüyorum. Üstelik gösterdiğimiz ‘art house’ filmlerin izleyiciyi ferahlatmaya dair bir vaadi de yok” ifadeleriyle mevcut azalmanın olası sebeplerini dile getirdi.

 

Haber: Gizem Seher / Kurumsal İletişim Ofisi

Fotpğraflar: SineBU ve Kenan Özcan