Kürek Takımına Üstün Özellikli Yeni Yarış Teknesi

Boğaziçi Üniversitesi, Kürek Takımı'nın yeni bir kategoride daha yarışmasını sağlayacak tekneyi kayıkhanesine kattı. 12 metre uzunluğundaki tekne Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan'ın da katıldığı törenle suya indirildi. Tekne iki ayrı kategoride yarışabilecek kapasitede olup hafifliği sayesinde önemli bir hız avantajına sahip.
Kenan Özcan

İnce karbon fiber teknolojisiyle üretilmiş 4 tek - 4 çift yarış teknesi, 50 kg ağırlığında, 12.02 metre uzunluğunda, 0.44 metre genişliğinde. Aynı anda 4 kürekçiyi taşımak üzere 4 adet oturağa sahip olan tekne değiştirilebilir dirsekleri sayesinde, hem her kürekçinin ikişer kürek çektiği 4 çift, hem de herkesin birer kürek çektiği 4 tek kategorilerinde yarışmaya olanak veriyor.

Rektör Prof. Dr. Mehmed Özkan törende yaptığı konuşmada öğrenciliği döneminde 80’lerde yapılan Oxford-Cambridge yarışlarında başarılı performansı ile dikkatleri çeken Boğaziçi Üniversitesi Kürek takımının son bir yıldır yeniden atağa geçtiğini, yeni alınan tekne ile başarı çıtasını daha da yükselteceğini ve kendisinin de bu konuda gereken desteği vereceğini söyledi. Mehmed Özkan konuşmasında şunları söyledi:

‘’Rektör olarak öncelikle yapmak istediklerimden biri kürek takımını hak ettiği yere yükseltmekti. Bu amaç için defalarca toplantılar yaptık. Siz de bana inandınız ve güvendiniz. Asıl teşekkür etmemiz gereken sizlersiniz. İstediğimiz kadar tekne alalım, kayıkhaneler edinelim, onları yaşatacak ekipler ve başarıya dönüştürecek takımlar olmadıkça bunların hiçbir anlamı yok. Umarım başarılarınızı arttırarak bundan sonraki kuşaklara da iletirsiniz. Sporu hayatınıza erken sokmanız birçok alanda size katkı sağlıyor, sağlık açısından önemli olduğu kadar akademik başarı ve sonrası için de önemli. Kürek akademik ortamlarda yer bulabilen ve akademik kazanımları olan önemli bir spor dalı. Üniversitenin spor alanında da varlığını gösterebilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Bu anlamda Boğaziçi Üniversitesi'ne kattığınız değerler için çok teşekkür ediyorum. Birlikte uluslararası düzeyde başarılara ulaşacağımıza inanıyorum.”

Prof. Dr. Mehmed Özkan'ın konuşmasından sonra tekne suya indirildi ve kendisinin de bulunduğu dört kişilik bir grupla ilk kez kullanıldı. Alibeyköy Baraj Gölü'nde yaklaşık 2 saat kürek çeken grubun geri dönüşüyle tören tamamlandı.

Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu takımlarından Kürek Takımı'yla birlikte, teknenin Boğaziçi Üniversitesi’ne kazandırılmasında emeği geçen  Beden Eğitimi Bölümüne, İdari Mali İşler Daire Başkanlığına, Antrönöre ve Rektöre, Kürek Takımı tarafından tarafından birer teşekkür plaketi sunuldu.

Beden Eğitimi Bölümü Spor Koordinatörü Recep Akıcı, Kürek Takımı Kaptanı Utku Türkbey ve Beden Eğitimi Bölümü Başkanı Hamdi Erkunt, kürek sporu ve yeni tekne hakkındaki sorularımızı yanıtladı. 

Sizleri tanıyabilir miyiz?
 

Recep Akıcı: Beden Eğitimi Bölümü'nde spor koordinatörüyüm. Aynı zamanda kürek dersi de veriyorum, kürek takımıyla da ilgileniyorum, teknik işleriyle ilgili yardımcı oluyorum.

Utku Türkbey: Ben de kürek takımı kaptanıyım, aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümü’nde 3. sınıf öğrencisiyim. 

Hamdi Erkunt: Beden Eğitimi Bölümü başkanıyım.

Genel hatlarıyla, biz bugün neden buradayız?

RA: Boğaziçi Üniversitesi, eğitimi dışında öğrenci faaliyetlerinde de çok etkin bir üniversite. Spor da bunlardan bir tanesi. Okulda önemli bir yere sahip, başarılı bir takımımız olan kürek takımımızın yeni gelen teknesinin suya iniş töreninde birlikte olalım istedik. 

Yeni teknenin alım süreci, buraya gelme süreciyle ilgili bilgi alabilir miyiz?

RA: Üniversitenin uzun yıllardır bir tekne alma arzusu vardı. Ancak 6-7 yıl önce bütçelerde böyle bir imkan belirdi ve biz bu tekneyi almak için girişimlerde bulunduk. Önceki birkaç denememiz başarısızlıkla sonuçlandı. 2017 yılında Rektörlük kamu bütçesinden kaynak yaratmak üzere yola çıkıldı.  Mali anlaşmalar yapıldıktan sonra üretimi yapıldı ve en kritik kısım olan tekneyi buraya sağlam getirme macerası başladı.

Yeni gelen teknenin size sağlayacağı katkılardan ve teknik özelliklerinden bahsedebilir misiniz?

UT: Bize en büyük katkısı artık "dört çifte" kategorisinde yarışabilecek olmamız. Muadillerinden 10 kg daha az, bu da ciddi bir hızlanma avantajı sağlıyor. Teknenin değişebilir dirsekleri var, dolayısıyla hem "dört çifte" hem "dört tek" kategorisinde kullanabiliyoruz. Yani aslına bakarsanız iki tekne almışız gibi oldu. Teknenin bize toplam maliyeti 23.200 Euro oldu. Bürokratik engellerden ve fiziksel engellerden sıyrılmak bile 5-6 bin euro gibi ciddi bir bütçe gerektirdi.

Kürek takımının şimdiye kadarki başarılarından bahsedebilir misiniz?

UT: Bizim takımda herkes bu sporla üniversitede tanıştığı için ve üniversiteden sonra da iş hayatına atıldığı için en tecrübelilerimiz bir anda yanımızdan ayrılmak durumunda kalabiliyor. Bu sebeple dönem dönem inişler çıkışlar yaşanmakta. En son 2016 senesinde Akademi Ligi'nde şampiyon olmuştuk, "sekiz tek" birinciliğimiz vardı. Ancak daha sonra gelen jenerasyonlarda tecrübe sahibi çok az arkadaşımız kaldığı için takımı baştan kurma ihtiyacı doğdu. Bu sebeple önceki çizgimizi yakalanmakta zorlandık. Bu yıl, geçen sene kurulan takımdan tecrübeli arkadaşlarımızı koruyabildiğimiz için ve Recep Akıcı önderliğinde yeni antrenman metotları sayesinde güzel başarılar elde ettiğimizi düşünüyorum. Bu sene birkaç yarışa katıldık, bunlardan ilki Sapanca'da düzenlenen Türkiye Kupası oldu, burada ikinci olduk, Akademi Ligi'nde de ikincilik yaşadık. Daha sonra da katıldıklarımız arasında en önemlisi olan Türkiye Şampiyonası'nda takım olarak ikinci olduk. Daha sonra da Ünilig'de erkekler "sekiz tek" kategorisinde birincilik, erkekler "dört tek" kategorisinde birincilik ve kadınlar "iki çifte" kategorisinde birincilik yaşadık. Türkiye'deki üniversiteler arasında şampiyon olduk. Yeni gelen teknemiz bu turnuvada henüz elimizde değildi, bu sebeple "dört çifte" kategorisindeki yarışa katılamadık. Dolayısıyla genel tabloda ikinci olduk. Polonya’da Warsaw Head adında uluslararası bir yarışmaya da katıldık. Orada da altı üniversite arasında ikinci olduk. Uluslararası temsil bağlamında önemli gördüğümüz yarışlardan biriydi.  

Yeni teknenin kürek takımı için önemi nedir?

UT: Manevi anlamda 1991'den beri ilk kez yeni bir tekne alınıyor olması, bu desteğin sağlandığını görmek takım olarak bizi değerli hissettiriyor ve bize motivasyon sağlıyor. Ama maneviyatın ötesinde asıl teknik anlamda çok önemli bir gelişme. Kürek çok teknik, ekipmana dayanan ve pahalı bir spor. Şu ana kadarki imkânlarımız bu zamana kadar bize bir dezavantaj oluyordu. Bu tekne bu sorunu aşmamızı sağlayacak bir tekne. Olimpiyat düzeyinde bir teknoloji kullanıyor, kayıkhanemizde bundan önceki en yeni tekne 2007 yapımıydı. Gelen tekne "dört çifte" türünde ve bu bizim bu türdeki ilk teknemiz. Bunun getirisi ise artık dört kadın sporcumuzun aynı anda yarışabilmesine olanak sağlaması. 

 

Kürek sporunun üniversitedeki yeri, önemi ve takımdan beklentilerinizden bahsedebilir misiniz?

RA: Kürek takımı üniversitemizde disiplini en yüksek takımlardan biri. Çok sıkı ve bilinçli idman yapıyorlar, tahmin ediyorum ki dostlukları da çok güçlü. Bu etkenler başarılarına da yansıyor. Bu imkanları çoktan hak etmiş bir takım. Bugün kutlanması gereken bir gün.

HE: Birçok üniversitede kürek müsabakaları yapılıyor, bizim üniversitemiz için de çok önemli bir spor. Üniversitenin akademik yönden bilinen bir şöhreti var ama kürek takımı da az şöhretli değil. Oxford-Cambridge yarışlarının da etkisiyle, kürek sporu denildiği zaman yaşı uygun olan insanların aklına Boğaziçi gelir. Bu yarışlara dokuz kez katıldık, sonra bir ara verildi. Dokuz yıl boyunca bu yarışlar büyük ses getirdi. Dolayısıyla okulun önemli bir takımı. Yeni teknemiz ile ileride bu yarışlara tekrar katılıp Oxford ve Cambridge ile mücadele edecek noktada olabiliriz. Dolayısıyla sayın rektörümüz Prof. Dr. Mehmed Özkan bize çok önemli bir imkân sağlamış oldu. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. 

Kürek sporuyla ilgilenmeye nasıl başladınız? Boğaziçi Üniversitesi'nin bu yolda nasıl bir etkisi oldu?

UT: Kürek maalesef Türkiye'de çok bilinen ve gelişmiş bir spor değil. Tahmin ediyorum ki birçok arkadaşımız bu spor ile Boğaziçi Üniversitesi'nde tanışmıştır. Buradaki etken de oryantasyon günlerinde yapılan tanıtımlar. Bu sporla tanışmamız Güney Meydan'da oldu diyebiliriz. Boğaziçi Üniversitesi'nin yarattığı bu küçük denk gelmeler, kişiyi farklı alanlara ve hobilere yönlendirebiliyor. 

RA: Boğaziçi Üniversitesi'nde sporun okul içinde yapılıyor olması Türkiye'de örnek alınacak bir şey. Kampüs içindeki sportif faaliyetlerine katılım oldukça yüksek, bu ölçülmüş bir veri. Her sene yeni gelen öğrencileri spora yönlendirmek için onlarca etkinlik düzenleniyor. Bunun yanında okulun öğrenci faaliyetlerine verdiği önem de çok yüksek olunca spora katılım oranı Türkiye ortalamasına göre çok farklı oluyor. Okulda spor her zaman çok önemli olmuş, bu Boğaziçi Üniversitesi'nin bir özelliği. Diğer taraftan spor derslerinin de etkisi büyük. Her dönem 400-500 öğrenci burada tenis öğreniyor. Bunlar okulun öğrenci faaliyetlerine verdiği değerle alakalı. Bence üniversitemiz ülkemizde öğrenci faaliyetleri açısından en önde yer alan üniversite. 

 

Söyleşi: Oğuz Pançuk

Fotoğraflar: Kenan Özcan