Prof. Dr. Emine Erktin: “Salgında uzaktan eğitim konuşulurken, eğitimde nitelik ve içerik göz ardı edilmemeli''

Koronavirüs salgını eğitimi evlere taşırken, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Erktin, bu dönemde uzaktan eğitimde kullanılan teknolojilere odaklanılırken, eğitimin içeriğinin göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısı yapıyor. Boğaziçi’nin uzaktan eğitim sürecine iyi adapte olduğunu söyleyen Prof. Erktin, Eğitim Fakültesinin salgın sürecinde tüm eğitim düzeylerinde yapılan uzaktan eğitimleri izlemeye gayret ettiğini ve önümüzdeki dönemlerde eğitimde kullanılması olası yeni yaklaşımlar için çalışmalarını sürdürdüğünü de belirtiyor.

Koronavirüs salgını tüm dünyada öğrencileri zorunlu olarak okuldan uzaklaştırırken, yeni dönemde karma eğitim modelleri tartışılıyor. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi de salgın sürecinde okul öncesinden üniversiteye tüm düzeylerde uzaktan eğitim uygulamalarını dikkatle izliyor. Boğaziçi Üniversitesi Kurumsal iletişim Ofisi’nin sorularını yanıtlayan dekan Prof. Dr. Emine Erktin, bu dönemin eğitim teknolojilerinin kullanımı açısından önemli bir fırsat yarattığını söylüyor. Ancak akademisyen, özellikle ilk ve ortaöğretimde uzaktan veya yüz yüze eğitim yöntemleri konuşulurken, bu dönemde ortaya çıkan en önemli değer olan bilimsel bilginin öğretilmesinin ve tüm öğrencilere matematikle bilim okuryazarlığı kazandıracak içeriğin göz ardı edilmemesi konusunda uyarıyor ve ekliyor: “En iyi teknolojileri de kullansak bilimsel bilgi ve süreçleri göz ardı eden matematik, bilim okuryazarlığı kazandırmayan bir eğitim anlamsız olacak.” Prof. Dr. Emine Erktin Koronavirüs salgınının eğitime etkilerini değerlendirdi:

“TÜRKİYE HIZLICA ADAPTE OLDU”

Koronavirüs salgınına MEB ve üniversiteler hızlıca adapte olmak zorunda kaldı. Boğaziçi’nde de bu sürecin oldukça başarılı yönetildiğini düşünüyorum. Senatomuz hızlı ve yerinde kararlar aldı. Bahar tatili öne çekilip uzatılarak hazırlıklar için zaman tanındı. Mevcut kullandığımız sistemler teknik açıdan bu döneme uyarlanırken, biz akademisyenler de alanda çalışan teknoloji ve eğitim teknolojileri konularında uzman hocalarımızdan uzaktan eğitim aldık. 

“YENİ MODELLER İÇİN FIRSAT VERİYOR”

Şu an uyguladığımız eğitim, tam anlamıyla çevrimiçi değil. Eğitim teknolojileri konusunda uzman arkadaşlarımız bu konuda uyardı. Ama bu uzaktan eğitim uygulamaları, yeni açılımlara imkân da veriyor. Bu, ilerde karma eğitim modellerine geçişte yeni yollar açabilir. Bu anlamda salgın eğitim araştırmacıları için bir fırsat. Koronavirüs salgını eğitim konusundaki sorgulamaları hızlandırdı.Hepimiz farklı araçlar ve yöntemler deneme fırsatı bulduk. Farklı platformları görüyor, farklı birikimler elde ediyoruz. Eğitim bilimciler için erken çocukluktan üniversiteye kadar süreci izlemek, veri toplamak önemli. Her düzeyde uygulamalar ayrı, bununla ilgili çalışıyoruz. Teknik olanakların ve yeni içeriklerin çok disiplinli çalışmalarla ve bilimsel yöntemlerle geliştirilmesi lazım. Deneyimlerimizin neye yol açtığını anlamak ve buna göre yeni tasarımlar yapmak durumundayız

"BİLİMİN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA ANLADIK"

Eğitimde adaptasyonun her zaman yapılması gerekiyor. Fırtına, deprem olur, çevre ve koşullar değişebilir. Koronavirüs salgını ortaya çıkınca uzaktan ve yüz yüze eğitimin de buna göre uyarlanması gerekliliği doğuyor. Her zaman uzaktan eğitimde aynı verimi alamıyorsunuz. Örneğin okul öncesinde bazı kazanımlar eksik kalıyor. Yöntemlerimizin buna göre değişmesi lazım ama bunun kadar önemli bir nokta var. O da içerik. Eğitimin nasıl yapılacağı kadar, içeriğin önemini de görmeliyiz. Salgında sağlık bilimlerinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördük. Salgına karşı önlemek almak için matematik ve bilim okuryazarı olmanın önemini fark ettik. Eğitimin içeriği sayesinde bilim dilinin herkese -özellikle ilk ve ortaokulda- öğretilmesinin önemi bir kez daha ortaya çıktı. En gelişmiş teknolojiler de kullanılsa, bilime dayalı bilimsel bir eğitim içeriği yoksa matematik, fen okuryazarlığı kazandıramıyorsanız, bu eğitim anlamsız olacak. Son yıllarda eğitimde bilimden uzaklaşıldığını düşünüyorum.. Bilimsel bilgi ve yaklaşım zaman zaman arka plana itiliyordu. Böylesi bir vesileyle de olsa bilimin değerinin anlaşılması eğitimi de etkileyecek. Artık hem bilimsel bilgi ve süreçlerin eğitim programlarında  daha çok yer bulacağını hem de eğitim uygulamalarının daha bilimsel yöntemlerle yapılacağını umuyorum.

"BOĞAZİÇİ'NDE DE DAHA İYİ BİR EĞİTİM İÇİN ÇALIŞIYORUZ"

Boğaziçi Üniversitesi sürekli öğrenen akıllı bir sistem. Bu farklı eğitim sürecine nasıl iyi adapte olduysa, bunun devamı da gelecektir. Aslen eğitim ve öğretimin niteliğinin yükseltilmesi salgından önce de üniversitemizde uzun zamandır konuşuluyordu. Üniversitemiz yönetimlerinin kuruluşundan beri daha aktif kılmak için çalıştığı  Öğretme ve Öğrenme Merkezinin bu yeni teknoloji ve deneyimlerin ışığında önemli atılımlar yapacağını umuyorum. Eğitim Fakültesi 5-6 yıldır öğretimin niteliğinin daha da yükseltilmesi için çalışmalar yapıyor. Fakültemizde  geçtiğimiz yıl akreditasyon sürecinden başarıyla geçen ilk bölüm olan Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü birikimi ve yeni eğitim modeline katkıları ile bu dönemde daha da görünür oldu. Fakültemizin üniversitemize gerek öğretimin niteliğini arttırmaya , gerekse yeni yaklaşımların öğretime yansımasına yönelik  katkıları artarak sürecektir.