Royal Academy of Engineering ve Boğaziçi Üniversitesi ortaklığında afetlere dayanıklılık sempozyumu

İngiltere Royal Academy of Engineering tarafından her sene düzenlenen Frontiers of Development Sempozyumu bu yıl Boğaziçi Üniversitesi ortaklığında 2-4 Mart 2020 tarihleri arasında Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel’de gerçekleşti. Akademi, özel sektör ve sivil toplumdan genç araştırmacıları ve uzmanları bir araya getiren uluslararası sempozyuma 23 ülkeden katılımcılar davet edildi.

İngiltere Royal Academy of Engineering tarafından her sene düzenlenen Frontiers of Development Sempozyumu bu yıl Boğaziçi Üniversitesi ortaklığında 2-4 Mart 2020 tarihleri arasında Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel’de gerçekleşti. Akademi, özel sektör ve sivil toplumdan genç araştırmacıları ve uzmanları bir araya getiren uluslararası sempozyuma 23 ülkeden katılımcı davet edildi.

Sempozyumun öncelikli amacı farklı disiplinlerden gelen ve afet çalışmalarına odaklanmış akademisyen ve uzmanları bir araya getirmek, yeni araştırma ve proje ağları ve ortaklıkların kurulmasını teşvik etmek, ve çok yönlü ve çok paydaşlı projeleri desteklemekti.

Bu yıl beşincisi düzenlenen ve üç oturumdan oluşan Frontiers of Development Sempozyumu, afetlere karşı dayanıklılık konusuna odaklandı. Birleşik Krallık’ın sırasıyla mühendislik, sosyal bilimler, doğa bilimleri ve tıp alanlarında çalışmalar yapan dört ulusal akademisi The Royal Academy of Engineering, The British Academy, The Royal Society ve The Academy of Medical Sciences da sempozyuma destek verdi.

Farklı disiplinlerden ve sektörlerden gelen konuşmacılar ve katılımcılar, sempozyum boyunca afetlere karşı dayanıklılık konusunu çok yönlü olarak tartıştılar. Sempozyumda toplumsal, fiziksel ve yönetimsel kırılganlıklar, bu kırılganlıkların afetlerle başa çıkma kapasitesi ve toplumsal ve kentsel dönüşüm politikalarıyla olan ilişkisi ele alındı.

UK Research and Innocation (UKRI) tarafından desteklenen “Yarının Şehirleri” projesinin İstanbul yönetim ve koordinasyon merkezi olan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitütüsü Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı üç günlük sempozyumun Türkiye ortağıydı. Sempozyumun eş başkanlığını Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Şafak ve University College London Öğretim Üyesi Dr. Cassidy Johnson paylaştı.

“Afet risklerini azaltmak için toplumsal kırılganlıkları tanımlamak önemli”

Frontiers of Development Sempozyumu’nun yeni sistemsel kırılganlıklara ve kriz noktalarına odaklanan birinci oturumun eş başkanı olan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitütüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eser Çaktı sunuş konuşmasında kırılganlıkların farklı disiplinlere göre farklı anlamlar taşıyabileceğine dikkat çekti ve yeni ortaya çıkan kırılganlıkların ve bu kırılganlıkların yarattığı açmazların farkında olmanın afet risklerinin azaltılmasındaki önemine değindi. Birinci oturumda Sendai Çerçevesi’ni kabul eden ülkelerin afet risklerini azaltma süreçlerinde ulusal, bölgesel ve yerel seviyede geliştirilen uygulamalar değerlendirildi. Oturumda ayrıca afet riskini azaltmaya yönelik oluşturulacak iş birliklerinde göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu olan kırılgan toplumsal grupların durumu tartışıldı.

Oturumun ilk konuşmasını yapan Auburn Üniversitesi’nden Dr. Christopher Burton, “Challenges in Understanding, Measuring, and Communicating Emergent Vulnerabilities to Natural Hazards and Disasters” başlıklı konuşmasında afetler ve toplum arasındaki ilişkinin daha fazla tartışılması gerektiğini söyledi. Sosyal incinebilirliğin belirlenmesi ve ölçümü konusunda metodolojik yaklaşımlar öneren Christopher Burton, yeni ortaya çıkan incinebilirliklere dair bütüncül çalışmaların önemine dikkat çekti.

“Kendi kendini tahliye etmeye dayalı erken uyarı sistemleri sorgulanmalı!”

German Development Institute’tan Dr Irina Rafliana, “Understanding systemic vulnerabilities through the social lenses of technologies in warning systems: Case Study from 2018 Palu tsunami in Indonesia” başlıklı konuşmasında Endonezya’da 2004 yılında kurulan tsunami erken uyarı sistemini eleştirel bir bakışla değerlendirdi ve tsunami erken uyarısı için yapılan yatırımların riski ne ölçüde düşürdüğü sorusunu tartışmaya açtı. Geliştirilen teknolojilerin; yerel bilgi, algı ve inanışları göz önünde bulundurmadığını belirten Irina Rafliana sözlerine şöyle devam etti: “2018’de Palu’da meydana gelen tsunamide elektrik kesilmiş ve iletişim imkanları kapanmış, bu da erken uyarı sirenlerinin duyulmasını engellemişti. Böylece sosyal incinebilirlik yükselmişti. Bu şekildeki kendi kendini tahliye etmeye dayalı altyapıları sorgulamak ve afet riski azaltımı konusunda tüm toplumsal süreci takip etmek önemli.”

IUSS Pavia’dan Dr. Marcello Arosio, “GRAph-based Model (GRAM) to assessment disaster risk of complex systems” başlıklı konuşmasında afet riskinin küresel riskler arasında etki anlamında en üst konumda yer aldığını belirtti. Bugünün karmaşık dünyasında güçlü şehirleşme ve teknolojik akımların daha fazla sistemsel bağımlılığa yol açtığını vurgulayan Dr. Marcello Arosio, kentsel servisler ve altyapıya ilişkin toplu risk değerlendirmelerinde indirgemeci yerine bütüncül bir yaklaşım önerdi.

İkinci oturumda ise başa çıkma mekanizmalarının yönetimi ön plana çıktı. Afet risklerini azaltma konusunda çalışan çeşitli inisiyatif ve organizasyonların tartışıldığı bu oturumda afet risk planlamasında toplumsal ve ekonomik yaşamla birlikte çevresel faktörlere de değinildi ve çoklu afet risk yönetiminin önemine vurgu yapıldı.

Sempozyumun son oturumunda ise afet sonrası toplumsal çeşitlilik, iyi hal ve iyileşme tartışıldı. Konuşmacılar afet sonrası iyileşmenin çok boyutlu yapısına vurgu yaparak afet sonrası durumlarda disiplinlerarası bir yaklaşıp benimseyip durumun psikolojik, sosyal, kültürel ve sistemsel taraflarını incelediler.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nü ziyaret eden katılımcılar, Prof. Dr. Erdal Şafak’ın depremler ve deprem mühendisliği konulu  konuşmasını dinlediler ve Bölgesel Deprem ve Tsunami İzleme Merkezi’nde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldılar.