Sanatçı yapay zekâdan soyut tablolar

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nü bitirdikten sonra Bilgisayar Mühendisliği bölümünde yüksek lisans eğitimini sürdüren Batuhan Koyuncu, yapay zekânın ‘’yaratıcı’’ yönüyle ilgilenen bir Boğaziçi öğrencisi. 2019-2020 akademik döneminde 2232 TÜBİTAK programı ile Türkiye’ye dönen ve Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’ne katılan araştırmacı Pınar Yanardağ’ın verdiği ‘’How to generate almost anything?” başlıklı dersi alan Batuhan Koyuncu, yapay zekâyı kullanarak soyut tablolar üretiyor. Projesini Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Kubilay Turhan ile ortak bir işbirliğine dönüştüren Batuhan Koyuncu aynı zamanda Üniversite bünyesindeki BUMILAB'da araştırma yapıyor, derin öğrenme ve olasılıksal modeller üzerine çalışmalarına devam ediyor. Batuhan ve Kubilay ile sanat dünyasının güncel tartışmalarından biri olan sanat ve yapay zekâ ilişkisini konuştuk.

Pınar Yanardağ hocanın Boğaziçi’nde vermeye başladığı ‘’How to generate almost anything?” dersi kapsamındaki sunumunuzda yapay zekâ ile yapılan bazı tablolar sergilediniz. Bu projeyi nasıl oluşturdunuz? Nasıl bir yöntem izlediniz?

Batuhan Koyuncu - Projeye başlarken aklımda birden fazla fikir vardı. Görsel çıktılar yaratmayı seçmemin sebebi insanların ortaya çıkan ürünle herhangi bir bariyer olmadan etkileşebilecek olma ihtimaliydi. Yapacağım işin yaratıcı bileşenlerinin olması gerektiğine ve bu yaratıcılığı mümkün olduğunca az sınırlandırmak istediğime karar verdim. Bu doğrultuda, soyut sanat tabloları üretme fikri ortaya çıktı.

Yapay zekâ algoritmalarının öğrenme süreci, onları beslediğimiz veri üzerinden ilerlemekte. Bunun için de ilk adım ne tür bir veri seti kullanmak gerektiğine karar vermek oldu.  Yapay zekâ modelinin ‘yaratıcı’ kabiliyetini geliştirecek çeşitliliğe sahip bir veri seti kullandım. Bu veri seti, sadece soyut tablo örnekleri değil, birçok janrdan örnekler içeriyordu. Ardından bu veri seti içerisinden düşük kaliteli olan imajları eleyerek modelin yüksek kalitedeki imajlar ile eğitilmesini sağladım. Veri setini hazırladıktan sonraki adımlar yapay zekâ modeline karar vermek ve modeli eğitecek donanımı sağlamaktı.

Pınar Yanardağ hocanın da tavsiyeleriyle gerçekçi imajlar üretmek amacıyla yaygın bir şekilde kullanılan StyleGAN modelini kullanmakta hemfikir olduk. Model iki adımda eğitildi; ilk adımda herhangi bir janr sınırlaması olmaksızın tüm imgelerle ve ikinci adımda sadece soyut imgelerle eğitim sürdürüldü. İlk adımın amacı üretilen resimlerde kompozisyon varlığından emin olmak ve ikinci adımda ise bu kompozisyonları soyut bir hale getirmekti. Biraz da şansımın yardımıyla ilk adımdaki tarife uygun bir bicimde beş gün boyunca eğitilmiş kullanıma açık bir modele denk geldim ve ikinci adımda bu modeli soyut resimlerle üç gün boyunca eğittim. Son adımım da model ile ürettiğim soyut resimler arasından subjektif bir biçimde bir seçki yapmak oldu. Bu seçkideki kriter, üretilen resimlerin (bana göre) göze hitap ediyor ve özgün bir kompozisyon içeriyor olmasıydı.

Yapay zekâ tarafından yapılan sanat eserleri sanat dünyasının en tartışmalı konularından biri haline geldi. En önemli sorulardan biri eserin bir sanat eseri mi yoksa bir teknolojik ürün mü olduğu… Siz ne dersiniz?

Batuhan Koyuncu - Yapay zekâ modeli çıktısı tabloların üretim süreci esnasında bu sürece kendi sanat anlayışımızı da dahil ettiğimiz için bu tablolara teknolojinin yardımıyla elde edilmiş birer sanat eseri diyebileceğimizi düşünüyorum.

Hâlihazırda sanat anlayışımızı, yapay zekâ modelinin çıktısı olan tabloların üretim sürecine dahil ediyoruz. Kullanılan yapay zekâ modellerinin insan eliyle yapılmış tablolardan oluşan veri setleri ile eğitilmesi ve model ile üretilen her çıktının sanatsal değer taşımayıp kullanılabilir olmaması bahsettiğim dahil olma sürecine örnek gösterilebilir.

Kubilay Turhan- Sanat, tarih boyunca dönemin teknolojisinden etkilenmiş hatta yararlanmıştır. Örneğin 1800’lerde yağlı boyaları tüpte muhafıza edebilme teknolojisi, açık hava resminin oluşumuna olanak sağlamıştır. Günümüzde ise yapay zekâ bize sanatın gelişiminde farklı imkânlar sunmakta. Sanatçılar bu eserlerin estetik ya da düşünsel yönlerini öne çıkarıp başkalarıyla paylaşıyorsa artık bir sanat eserinden bahsediyor oluyoruz. Ayrıca, sanat mercileri tarafından sanat eseri olduğu kabul edilen her şey sanat tarihine girebiliyor. Sigara izmaritinin sanat eseri olarak kabul edildiği bir ortamda, insanlara estetik haz sunabilen hatta sanatın doğasını sorgulatan bu işlerin kesinlikle sanat eseri olduklarını düşünüyorum.

Yapay zekâ ve sanat tartışmasının bir başka boyutu da eserin sahipliği konusu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?  Esere kimin imzası atılmalı sizce?

Batuhan Koyuncu - Eserlerin takım çalışması sonucunda ortaya çıktığını düşünüyorum: Modellerin eğitildiği veri setindeki tabloların sahipleri, kullanılan modeli geliştiren kişiler ve model çıktıları arasından seçim yapıp sunan kişi. Eğer esere tek bir imza atmakta ısrarlıysak, eseri beğenen, seçen, toplumla buluşturan kişinin atması gerektiğini düşünüyorum. Yine de söz konusu eserin veri setindeki spesifik bir imaja ya da kullanılan modelin kapasitesine (tasarımına) bağlı olabileceğini unutmamak gerekiyor.

Kubilay Turhan - Belli bir görseli beğenip izleyiciye sunan kişinin eserin sahibi olduğunu düşünüyorum. Yapay zekâ günümüzde boya ve fırça gibi bir araç olarak kullanılıyor.  Bu araçları kullanıp bir son ürün sunan kişiler imzayı hak ediyor. Nasıl ki belli bir renk tonunu veya fırçayı yapan zanaatkâr bir tabloda söz hakkına sahip olamıyorsa, yapay zekânın programcısının da bir hakkı olmadığını düşünüyorum.

Yapay zekâ ise zaten şu an ne yaptığının farkında değil, belki de hiç olamayacak. Kabaca özetlemek gerekirse, yapay zekâ, hafızasına yüklenen binlerce resmi baz alarak her saniye yüzlerce farklı görsel oluşturuyor. Oluşan bu görsellere eleştirel bir gözle bakıp aralarından seçim yapmak ya da bir yöne doğru değişimini sağlamak sanatçının işi. Farklı bir programlama kullanılıp sadece bir eser çıkartması söylenseydi de durum değişmeyecekti bence. Çünkü bir şeyin sanat olabilmesi için öncelikle insan gerekli, en azından şimdilik.

Yapay zekâ ile yapılmış sanat eserleri sanatçının da varoluşunu kökten değiştirecek gibi görünüyor. Sizce gelecek 10 yıl içinde sanatçı yerini yaratıcı işler ortaya çıkaran algoritmalara mı bırakacak? Gelecek 10 yılda yapay zekâ bir Picasso veya bir Van Gogh kadar ustalaşacak mı ya da tümüyle farklı bir sanatçı profili mi ortaya çıkacak?

Batuhan Koyuncu -Bana göre 10 yıl bu öngörünün gerçekleşmesi için kısa bir süre. Uzun bir süre daha güncel sanatçı tanımının geçerli olacağını düşünüyorum. Fakat önümüzdeki 10 yıl içinde sanatçıların yapay zekâ algoritmalarıyla daha çok etkileşip, yaratıcı süreçlerine bu algoritmalarla üretilen çıktıları da dahil edeceklerini söyleyebiliriz. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde sanatçıların ve işbirliği yaptıkları yapay zekâ modellerinin birlikte anılmaya başlamasına şahit olabiliriz.

Kubilay Turhan -10 yıl bence bunun için kısa bir süre. Şimdi çalışan yapay zekâlar “Dar yapay zekâ” olarak adlandırılan sadece bir konuda “zekâsını” gösterebilmekte; yüz tanıma veya satranç gibi… Dar yapay zekânın sanat üretiminde bir araçtan ileriye gidemeyeceğini düşünüyorum ama zaman geçtikçe sanatçıların düşünce ve üretim biçimini kesinlikle değiştirecektir.  Genel yapay zekânın çıkışı için 2050’lerden 2200’lere kadar tahminler oluyor. Belki o zaman sanatçı bir yapay zekâdan bahsedebiliriz. Yine de insan olarak hikâye ve yaşanmışlığı seviyoruz. Van Gogh’un birebir kopyasındansa orijinalini, onun dokunmuş, yanında bulunmuş olduğunu isteriz. Yapay zekâdansa bir insanın dokunmuş olduğu bize daha sıcak gelecektir bu yüzden insan sanatçılara her zaman yer olacağını düşünüyorum.

Boğaziçi’nde başladığınız bu projeye devam edecek misiniz? İleride profesyonel anlamda bu alanda çalışmayı düşünüyor musunuz?

Batuhan Koyuncu - Evet, benzer çalışmalara devam etmek istiyorum. Kubilay ile de birkaç fikir üzerine konuşma fırsatımız oldu. Bu fikirleri gerçekleştirmek için gerekli fonu bulmamız durumunda dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkarabileceğimizi düşünüyorum.

Kubilay Turhan - Batuhan’ın projesinden çok etkilendim ve şimdiden bu konu üzerine yoğunlaşabileceğim yüksek lisans programları araştırmaya başladım. Bu çalışmaları yapmak için  tam olarak doğru zamanda olduğumuzu düşünüyorum. Batuhan’la da şimdiden aklımızda çalışmak istediğimiz birkaç proje mevcut. Fon bulabilirsek doğru verileri kullanarak Kübizmin yapay zekâ tarafından keşfedilip edilemeyeceğini denemek istiyoruz.