“Soma’yı Hatırlamak mı Unutmamak mı”…

Boğaziçi Üniversitesi Soma Dayanışması, 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayı masaya yatırdı. Soma benzeri faciaların bir daha yaşanmaması için; “Soma: Hakikat, Adalet ve Anma Sempozyumu” ile çözüm önerileri aradı.
Fikret Adaman

Zeynel Gül
Ayşe Buğra

“Soma’yı Hatırlamak: Hakikat, Adalet, Mücadele” sempozyumu, Boğaziçi Soma Dayanışması tarafından 24 - 25 Ekim tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Boğaziçi Üniversitesi çalışanları, öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından Soma’da yaşanan felaketin ardından oluşturulan Boğaziçi Soma Dayanışması,  Soma’daki maden ocaklarında çalışmış olan işçiler, aileler, sendika temsilcileri, Boğaziçi Soma Dayanışması gönüllüleri ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin konuşmacı olarak yer aldığı sempozyumda Soma’da yaşanan facianın  ardındaki sosyal ve ekonomik sorunlara dikkat çekildi.

Sempozyumun ilk gününde; Türkiye’de rejim ve sosyal politikalar açısından genel görünüm, emeğin esnekleşmesi: taşeronlaşma ve sendikal mücadele, tarımda serbestleşme ve çiftçilerin yoksullaştırılması konuları tartışıldı.

Prof. Dr. Fikret Adaman: Soma’yı büyüme ve kalkınma kavramları ile düşünmeliyiz

Sempozyum, Boğaziçi Soma Dayanışması gönüllülerinden Zeynel Gül’ün Türkiye’de iş kazalarının vahim tablosuna değindiği konuşmasıyla başladı. Türkiye’de büyüme ve kalkınma sorunlarına dair genel bir çerçeve çizen Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim görevlisi ve Rektör Yardımcı Prof. Dr. Fikret Adaman ise “Soma’yı incelerken iki kavramı masanın üzerine koymalıyız: Büyüme ve kalkınma. Türkiye son 12 yılda benzer ülkelerle karşılaştırıldığında rakamlara göre iyi bir büyüme oranı yakaladı. Ama bu noktada kalkınma çok önemli. Acaba kalkınabiliyor muyuz? Büyüdük ama bu büyümeden kimlerin yararlandığını irdelemek gerekiyor. Yapısal dönüşme, gelir dağılımı, yoksulluk, çalışanların yoksulluğu, sosyal harcalar, kamusal sosyal harcamalar, işsizlik, enformalite, çalışma koşulları ve çevresel tahripler aslında bir ülkenin nasıl büyüdüğünü göstermektedir. Büyüme tek başına bizlere bir şey söylemiyor. Büyüme işsizlik sorununu çözmüyor. Türkiye’de yoksulluk oranı yüzde 15-20 civarlarında. Yoksulluk beraberinde düşük eğitimi de beraberinde getiriyor. Bu da bir sarmal olarak devam ediyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Ayşe Buğra: Soma, bize Türkiye’nin sorunlarını gösteriyor

Sempozyumun konuşmacılarından Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Buğra da Soma’yı Soma’nın ötesinde düşünmek gerektiğine dikkat çekti. Buğra, istihdamın niteliği ve istihdam ilişkilerini, maden sektöründe istihdamın durumuna ilişkin istatiksel verilerle anlattı. Türkiye’de 2013 yılında işsizlik oranının %9,9 olduğunu fakat kentsel işsizlik oranının %12’nin üzerinde olduğunu söyleyen Buğra, “Önemli olan iş yaratmak değil, düzgün iş yaratmaktır ve bu da çalışma koşulları ve saatleri ile ilgilidir” dedi. Buğra,  ‘’Türkiye’de yardımseverlik seviyesi çok yüksek. Soma’da facia olur olmaz büyük bir yardım kampanyası başladı. STK’lar Soma’ya yardım akıttı. Böyle olunca da olayı inceleme ve hesap sorma süreçleri kötü etkilenmiş oldu’’ şeklinde konuştu.

Boğaziçi Soma Dayanışması Üyesi Fethiye Erbil ise,  “Soma’daki görüşmelerde madencilik sektöründe çalışanların büyük bir kısmının tarım sektöründe çalıştığını öğrendik. 2002’den sonra ise madencilik sektörüne yönlendirildiklerini ilettiler. Madenciler sürekli üretme baskısı altında çalışıyor. Bu da çalışma güvenliğini en alt seviyeye indiriyor.  En temel ihtiyaçların giderilmesine bile maden şartları izin vermiyor. Toplu ölümler olmadıkça iş kazaları fazla umursanmıyor” dedi.

PANEL: Emeğin Esnekleşmesi: Taşeronlaşma ve Sendikal Mücadele

Sempozyumun ikinci oturumuyla birlikte başlayan panelde kolaylaştırıcı olarak Zeynep Kadirbeyoğlu (Akademisyen, Boğaziçi Üniversitesi – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler) yer alırken, Alpkan Birelma, Erhan Bilgin(İktisatçı), Ethem Akdoğan(Dev-Maden Sen Eğitim Uzmanı), Nihat Çelik(Maden İşçisi) ve Osman Kapçak(maden İşçisi) ise konuşmacı olarak panele katıldılar.

Panelde ilk olarak Alpkan Birelma taşeronlaşmayı açıklarken, taşeronlaşmanın yardımcı işler adı altında alt işverenlik olarak yasalarda yer aldığından bahseden Birelma, taşeronluk sisteminin sendikalaşmanın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyledi. Kadrolu işçi ile taşeron işçi arasında büyük farklılıklarda olduğunu, kadrolu işçilerin kendilerini ayrıcalıklı gördükleri için taşeron işçiler üzerinde baskı kurduklarını, bu gibi sorunlarında işçiler arasında ayrışmaya sebep olduğunu söyledi.

Panelist Erhan Bilgin, Türkiye’de ve dünyada taşeronlaşmanın hızlandığına değinirken Ethem Akdoğan ise Soma, Savaştepe ve Kınık bölgesinin yaklaşık 13 bin madencinin çalıştığı çok büyük bir havza olduğunu; bölgede sosyal hayatın ve madencilik dışında iş olanaklarının eksikliğini gündeme getirdi. Maden işçileri Osman Kapçak ve Nihat Çelik ise madendeki “dayıbaşı” sistemini anlatarak dayıbaşları üzerinde herhangi bir denetim olmadığını ve bir karşı gelme durumunda işten atılmakla tehdit edildiklerini, bunun sonucu olarak kötü koşullara rağmen madende çalışmak zorunda olduklarını ifade ettiler.

“İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayet”

‘’Soma’yı Hatırlamak: Hakikat, Adalet, Mücadele Sempozyumu ikinci gününde “Yeraltında Çalışma Koşulları ve Olayın İncelenmesi” oturumuyla devam etti.  Oturumun ilk konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Öğretim Üyesi Nuri Ersoy, Soma Faciası’nı “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayet” olarak adlandırdığını çünkü tüm eksiklerin daha önce kayda geçirilmiş olduğunu ancak kimsenin ciddiye almadığını belirtti.

Acil Eylem Planı hala mevcut değil

Soma’dan gelen maden işçilerinden Murat Dinç ve Serkan Çaylak ocaktaki yangının öncesinde yaşanan ihmallere dikkat çekerek arama-kurtarma çalışmalarındaki eksikliklere değindiler. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel ise Maden Mühendisleri Odası’nın hazırlamış olduğu Ön Raporu’nu sunarak Soma’da yaşanan faciada taşeronlaşma, işçilerin yetersiz eğitim verilmesi, ocaktaki kapasiteden fazla üretim panosu bulunması, havalandırma problemleri ve madende ocağı bilen kurtarma ekibinin olmaması gibi faktörlerin etkili olduğunu belirtti.  

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ise Soma faciasında hem şirket hem de müfettişlerin sorumluluklarına dikkat çekerek yaşanan faciaya rağmen bugün hala ocaklarda bir Acil Eylem Planı olmadığına dikkat çekti.

Sempozyumun ses kayıtlarını dinlemek için:  https://soundcloud.com/bogazici_soma

Haber: Mehtap Demir, Orhun Arda Köksal, Ahmet Berkay Karakaş /Kurumsal İletişim Ofisi

  • Zeynel Gül
  • Ayşe Buğra