Sosyal Politika Forumu araştırmacıları salgında çalışanlarla görüştü

Boğaziçi Üniversitesi’nden araştırmacıların sonuçlarını paylaştığı araştırmaya göre çalışanların büyük kısmı koronavirüs salgınında işini kaybetmese de riskten hala yeterince korunamıyor. Ayrıca salgın, gelir kayıpları, çalışanların tüketimlerini kısması ve borçlarını ödeyememesine neden olmayı sürdürüyor. Yakınların emekli aylıklarıysa bir kesim için pandemi döneminde kurtarıcı rol oynadı.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu araştırmacılarının Doç. Dr. Volkan Yılmaz'ın koordinatörlüğünde gerçekleştirdikleri "COVID-19 Salgınında İstanbul'da Çalışanların Deneyimleri" başlıklı araştırma raporu yayımlandı. Kayıtlı çalışanlardan küçük esnafa ya da yevmiyeli çalışanlara İstanbul’daki farklı grupların deneyimlerini bir araya getiren raporda Prof. Dr. Ayşe Buğra’ya göre çalışanlar bu durumdan şikâyet etse de, durumu kabullenmiş durumda.

Emeritus Prof. Dr. Ayşe Buğra’nın danışmanlığında ve Doç. Dr. Volkan Yılmaz’ın koordinatörlüğünde yürütülen araştırmada; Anıl GürbüztürkCemre CanbazerEkin EkiciOğuzhan HışılPüren AktaşRemziye Gül AslanSimla SerimTuğba Zeynep Şen ve Zeynep Kesici araştırmacı olarak yer alıyor. Rapordan öne çıkan bulgular şöyle:

Farklı mesleklerden 61 katılımcı

İstanbul’da çalışanların COVID-19 salgınının ilk döneminden (2020 Mart ortası ile 2020 Mayıs ortası arasında) nasıl etkilendiklerini inceleyen rapor, salgının hemen öncesinde çalışan toplam 61 kişi ile telefon veya internet yoluyla yapılan mülakatlardan toplanan verilere dayanıyor. En genci 23, en yaşlısı ise 56 yaşında ve aktif çalışma hayatında olan görüşmeciler arasında güzellik uzmanı, öğretmen, doktor, kurye, ofis çalışanı, işletme sahibi, kasap, tezgahtar ve aşçı gibi farklı meslek gruplarından kişiler yer alıyor.

Güvenceli kesim işini ve gelirini koruyabildi

Rapor, 61 görüşmeci arasında çalıştığı sektör salgından olumsuz etkilenmiş olsa da işini ve gelirini koruyabilmiş kişilerin çoğunlukta olduğunu gösteriyor. Araştırmacılara göre bu durumun nedeni kendileri de evden çalıştıkları için İstanbul’daki çalışan profilinin ancak güvenceli bir kesimine ulaşabilmeleri, çünkü ani yaşanan gelir kaybının çalışanların önemli bir bölümünün tüketimlerini kısmasına, ebeveynlerinin evlerine dönmesine ya da borçlarını ödeyememesine neden olduğu da raporun önemli bulguları arasında.

Salgından en çok etkilenen üç grup

"COVID-19 Salgınında İstanbul'da Çalışanların Deneyimleri" raporuna göre özellikle üç grup salgının ilk döneminde daha kırılgan bir durumda kalıyor: işten çıkarma yasağı yürürlüğe girmeden çalıştığı sektörün faaliyetleri durdurulanlar, kayıt dışı ücretli ve yevmiyeli çalışanlar ve kendi hesabına çalışanlar. Ancak bulgular kayıtlı çalışanların deneyimlerinin de çok değiştiğini ve işlerini kaybetme riskinden yeterince korunamadıklarını ortaya koyuyor. Borçlu olma ya da kirada oturup oturmama gibi değişkenler kayıtlı çalışanların salgın dönemi deneyimlerini şekillendiriyor.

Yakınların emekli aylıkları salgında kurtarıcı rol oynadı

Katılımcıların maddi durumlarında işleri dışındaki gelir kaynaklarının her zamankinden daha etkili olduğu da raporun bulguları arasında. Örneğin, çalışanların büyük bir bölümü yakınlarının evlerinin ya da emeklilik aylıklarının bu süreçte kurtarıcı olduğundan bahsediyor. Bunun yanı sıra zorla yıllık izin kullandırma, ücretsiz fazla mesai ve yan hakların kısıtlanması gibi hak kayıpları da çalışanların yaygın deneyimleri olarak ortaya çıkıyor.

“Asgari gelir desteği politikası olsaydı gelir kaybı sınırlanabilirdi”

Araştırmanın bugünkü salgın ortamıyla 2001 ekonomik krizi arasındaki farklılık ve benzerlikleri ortaya çıkardığını belirten Prof. Dr. Ayşe Buğra, şu değerlendirmeleri yapıyor: “2001 krizine kıyasla bugünkü kriz dönemlerinde insanları koruyan daha güçlü bir sosyal güvenlik şemsiyesinin var olduğu açık.  Ancak salgına karşı alınan önlemlerin zamanlaması ve uygulamasıyla ilgili belirsizlikler de söz konusu.”

“Bunların yanı sıra, sosyal sigorta desteğinden yararlanılamadığında devreye giren, ihtiyaç tespitine değil beyana dayanan ve miktarı belli bir düzenli asgari gelir desteği politikasının olmaması da mağduriyetleri artırıyor. Yürürlükte böyle bir politikamız olsaydı, kriz durumunda gelir kaybı ve tüketim düşüşü sınırlanabilir, kapanan işyeri sayısı daha az olabilirdi.”