Sosyal Politika Forumu, SPA iş birliğiyle çalışmalarını uluslararası boyuta taşıyor

Bu yıl 15. yılını kutlayan Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu, geçtiğimiz günlerde sosyal politika alanının önde gelen kuruluşlarından olan Birleşik Krallık’taki Sosyal Politika Birliği (Social Policy Association) ile uluslararası kurumsal iş birliği yapan kuruluş statüsünü almaya hak kazandı. Bu sayede Sosyal Politika Forumu, Sosyal Politika Birliği ile kurumsal bağı olan Türkiye’deki ilk araştırma merkezi oldu.
Kenan Özcan

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu UYGAR Merkezi (SPF), Birleşik Krallık merkezli Sosyal Politika Birliği (Social Policy Association) ile iş birliği yapan kuruluş statüsünü alarak Türkiye’deki sosyal politika çalışmalarını uluslararası boyuta taşımaya yönelik önemli bir adım attı. SPF’nin Kurucusu Emeritus Prof. Dr. Ayşe Buğra ile SPF Merkez Müdürü ve Sosyal Politika Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Volkan Yılmaz hem Forum’un Sosyal Politika Birliği ile olan ilişkisi ve iş birliğinin kapsamı hem de Forum’un gelecek projeleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sosyal Politika Forumu ne zaman kuruldu ve nasıl çalışmalar yürütüyor?

Ayşe Buğra: Sosyal Politika Forumu 2004’te kuruldu. Aslında merkezin kuruluşunun ardında Çağlar Keyder’le birlikte yaptığımız bir yoksulluk araştırması var. Türkiye’nin 2001’de yaşadığı ekonomik kriz küresel piyasa ekonomisine entegre olunan bir dönemde gerçekleştiği için önceki krizlerden daha farklı sonuçlar doğurdu ve daha büyük bir kriz oldu. İşsizlik, yoksulluk gibi olgular farklı ve yeni biçimlerde karşımıza çıktı. O dönemde bunun üzerine çalışılması gerektiğini düşünürken Çağlar Keyder’le birlikte Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın desteklediği yeni bir yoksulluk araştırması yaptık. Bu araştırma İstanbul’da yapılan bütçesi küçük bir araştırmaydı; ama çok ilgi çekti ve ses getirdi. Sosyal politikanın öneminin Türkiye’de anlaşılmasına da bir miktar katkıda bulundu. Bu araştırma sonucunda Çağlar Keyder’le birlikte sosyal politika alanında daha fazla bir şeyler yapılması gerektiğini fark ettik, yapılacak çok şey vardı. Böylece dönemin Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Sabih Tansal’ın da desteğiyle 2004 yılında Sosyal Politika Forumu kuruldu. Hem Sabih Tansal’dan hem de ondan sonraki rektörler ve araştırmadan sorumlu rektör yardımcılarından çok destek gördük.

Anladığım kadarıyla Türkiye’de bir merkez çatısı altında sosyal politika çalışmalarının başlaması dünyadaki sosyal politika çalışmalarına göre daha geç bir zamanda oldu. Sizin eksikliğini gördüğünüz çalışma alanları nelerdi?

Ayşe Buğra: Türkiye’de sosyal politika alanında çalışma yoktu, demek doğru değil; vardı, örneğin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra 1950’lerde İstanbul Üniversitesi’nde İçtimai Siyaset Enstitüsü kurulmuştu. Orada çok ilginç ve dünyada yapılan araştırmalarla bütünleşmiş araştırmalar yapıldı; fakat daha sonraki dönemlerde sosyal sorunlara daha farklı bir yaklaşım olduğunu gördük. Sosyal politika alanı Türkiye’de daha çok çalışma ekonomisi, iş hukuku, endüstri ilişkileri gibi alanlara odaklandı ve Batı’daki sosyal politika çalışmalarına paralel giden bir araştırma çizgisi yerleşmedi. 2000’li yıllarda Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle olan ilişkileri de daha sıcaktı, dolayısıyla Forum’u kurarken hem Avrupa’da yapılan çalışmaları izlemek hem de Türkiye’ye özgü sosyal sorunları incelemek ve Türkiye’deki sosyal politika araştırmalarını Avrupa araştırma alanına entegre etmek gibi amaçlarımız vardı. Hedefimiz uluslararası literatürle bağ kurup uluslararası kurumların sosyal politika yaklaşımlarını da dikkate alan bir yaklaşımla Türkiye’de sosyal politika çalışmaktı; bu yaklaşım o dönem için yeni ve çok da ihtiyaç duyulan bir şeydi. Bugün sosyal politikanın gelişmiş ülkelerin ötesinde, daha geniş bir coğrafyada da eskisine göre çok daha önem verilen bir alan haline gelmiş olması, bu ihtiyacı daha da belirgin hale getirdi.   

SPF, sosyal politika alanında disiplinler arası yaklaşıma sahip araştırmacıları bir araya getiriyor

Sosyal Politika Forumu’nun yönetim kadrosuna baktığımızda disiplinler arası bir kadro görüyoruz. Farklı bölümlerden isimler var. Forum’un bu yönüyle bağlantılı olarak sosyal politika çalışmalarında farklı disiplinlerin katkısını nasıl açıklayabiliriz?

Ayşe Buğra: Sosyal politika zaten doğası ve yapısı gereği disiplinler arası bir alan, diğer disiplinlerden beslenmek ve onlarla ilişki içinde olmak durumunda. Disiplinler arası olma hali sadece yönetim kadrosuna ya da proje ekibine bakarak görülebilecek bir şey de değil. Hep söylerim 1970’lerde Nobel almış önemli bir iktisatçının, Gunnar Myrdal’ın, bir sözü vardır:  “Disiplinler arası araştırma araştırmacının kafasında başlar” diye. Yani bir sosyoloğu, bir iktisatçıyı, bir tarihçiyi bir araya getirince disiplinler arası çalışma kendiliğinden ortaya çıkmaz. Araştırmacıların kendi yaklaşımları disiplinler arası olmak durumunda. Bizim kadromuzun özelliği de bu. Kadromuzda farklı bölümlerde yer alan araştırmacıların hepsi zaten disiplinler arası düşünen ve çalışan insanlar.

Sosyal Politika Birliği’ne (Social Policy Association) gelecek olursak, Birlik sosyal politika çalışmalarında dünyada nasıl bir yerde konumlanıyor ve nasıl çalışmalar yürütüyor?

Volkan Yılmaz: Sosyal Politika Birliği 1972’de sosyal politika disiplinini geliştirmek amacıyla kurulmuş Birleşik Krallık merkezli bir akademik birlik. Birleşik Krallık sosyal politika çalışmalarının akademik düzlemde epeyce kurumsallaşmış olduğu bir ülke. Sosyal politika disiplini Ayşe Hoca’nın bahsettiği gibi disiplinler arası bir alan ve farklı ülkelerdeki üniversitelerde farklı biçimlerde kurumsallaşmış. Birleşik Krallık’ta sosyal politika alanı farklı sosyal bilimleri bir araya getirmekle beraber lisans ve lisansüstü programları da olan ayrı bir sosyal bilimler disiplini şeklinde ele alınıyor. Sosyal Politika Birliği de hem bu disiplin içinde çalışanları hem de farklı disiplinlerden sosyal politika üzerine çalışanları bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Birlik, aslında birçok farklı ve önemli işlev üstleniyor. Bunlardan ilki sanıyorum 50 yılı aşkın süredir her yıl düzenledikleri Uluslararası Sosyal Politika Kongreleri. Bu kongreler hem Birleşik Krallık’tan ve Batı Avrupa ülkelerinden hem de Çin, Hindistan ve Latin Amerika ülkeleri gibi ‘yükselen ekonomilerden’ sosyal politika araştırmacılarını bir araya getiriyor ve her bir kongrede genellikle 250’yi aşkın tebliğ sunumu gerçekleştiriliyor. Birlik aynı zamanda İngilizce alan yazında Sosyal Politika Dergisi (Journal of Social Policy) ve Sosyal Politika ve Toplum Dergisi (Social Policy and Society) gibi çok önemli yayınların da sahibi. Bu yayınlar sosyal politika alanında en çok referans verilen ve en çok tartışılan yayınların başında geliyor. Bunun dışında Birlik uluslararası iş birliklerine olanak sağlıyor. Örneğin Birlik geçtiğimiz yıllarda, Doğu Asya’da sosyal politika üzerine başarılı bir konferans düzenledi. Son olarak da Birlik sosyal politika araştırmalarına finansal destek sağlıyor ve alana önemli katkı sunan araştırmalara her yıl çeşitli ödüller veriyor. Kısacası Sosyal Politika Birliği alanın öncüsü olan ve alandaki temel eğilimleri şekillendiren uluslararası kuruluşlardan biri.

“İş birliği statüsü, uzun yıllara dayalı akademik ortaklığın bir sonucu”

Peki, Sosyal Politika Forumu’nun Sosyal Politika Birliği ile iş birliği süreci nasıl başladı?

Volkan Yılmaz: Sosyal Politika Birliği, Sosyal Politika Forumu’na uluslararası iş birliği yapılan kuruluş statüsünü 2018’in sonunda verdi. Ancak iki kurum arasındaki iş birliği aslında yeni değil. Ayşe Hoca’nın da bahsettiği gibi SPF Türkiye’deki sosyal politika tartışmalarını uluslararası ve karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele almak ve Türkiye üzerine yapılan çalışmaları da bu uluslararası tartışmalara eklemlemek amacıyla kurulmuştu. SPF bu amaç doğrultusunda ilk yıllarından itibaren Sosyal Politika Birliği ile yakın ilişkiler kurmuş durumdaydı. Birçok araştırmacımız Birlik’in kongrelerinde tebliğ sundu ve çıkardığı dergilerde alana önemli katkılar yapan makaleler yayımladı.

İki kurum arasında iş birliğinin yakınlaşması 2015 yılında Sosyal Politika Yüksek Lisans Programı’nın açılması ile oldu. Program kurulduğunda dönemin Sosyal Politika Birliği Başkanı Prof. Nick Ellison’ın ve Birliğin Uluslararası İlişkiler sorumlusu Prof. Theo Papadopoulos’un da katıldığı bir toplantı yapmış ve hazırladığımız lisans üstü eğitim programını onların da katkısına açmıştık. Bu toplantıda onlardan eğitim programımız ve yaklaşımımız hakkında çok olumlu geri bildirimler almıştık.

Bu toplantıdan 3 yıl sonra da Sosyal Politika Yüksek Lisans Programı öğrencilerinden ve Sosyal Politika Forumu’nun genç araştırmacılarından 4’ü Birlik’in uluslararası kongresinde tebliğ sunumu için kabul edildiler. Bu araştırmacılar ve tebliğlerinin konuları şöyle idi: Simla Serim (Türkiye’de yaşayan Suriyeli çocukların eğitimi), Çağla Gün (Sağlık hizmet sunumunda kamu özel ortaklıkları), Nazlı Avşaroğlu (Engelli çocuklara yönelik evde bakım aylığının ebeveynler gözünden değerlendirilmesi) ve Batuğhan Yüzüak (Emek piyasasında çifte prekarite).Yüksek lisans öğrencilerinin akademik kongrelere kabul edilmelerinin çok da kolay olmadığı düşünüldüğünde, onların bu başarısı Forum için de çok gurur vericiydi. Sanıyorum bu araştırmacılarımızın başarıları Forum ve Birlik arasındaki ilişkinin daha da sağlamlaşmasını beraberinde getirdi. Birlik’in 2018 yılı uluslararası kongresinde SPF’ye bu statüyü verme teklifi Birlik yöneticilerinden geldi. Bizim de uzun zamandır istediğimiz bu iş birliğine kurumsal bir çerçeve kazandırmaktı, dolayısıyla hızla süreci nihayete erdirdik.

Resmileşen iş birliği bundan sonra Sosyal Politika Forumu’na neler getirecek, Birlik ile ortaklaşa yürütmeyi düşündüğünüz eğitim programları gibi projeleriniz bulunuyor mu?

Volkan Yılmaz: Bundan sonra Sosyal Politika Birliği ile daha yakın çalışmayı ve hem SPF’nin araştırma kapasitesini hem de lisansüstü eğitim programımızı destekleyecek yeni iş birlikleri yapmayı planlıyoruz. Aynı zamanda bu ortaklığın yüksek lisans programına uluslararası öğrenci kabulünü de beraberinde getirmesini umuyoruz. Hem yüksek lisans programına hem de Sosyal Politika Forumu’na Türkiye dışından da araştırmacılar alabilmek zaten bizim en başından beri amaçlarımız arasındaydı. Bu ortaklığın uluslararası görünürlüğümüzü artırarak bu amacıma ulaşmamıza imkân sağlayacağını düşünüyorum.

Daha kısa vadeli planlarımız da var. Örneğin önümüzdeki sene Sosyal Politika Forumu’nun 15. yılı ve bu vesileyle uluslararası bir konferans yapmayı planlıyoruz. Bu konferans da umuyorum Sosyal Politika Birliği’nin de katkı sağlayacağı bir etkinlik olacak. Kurumsal iş birliğinin hemen ardından Birleşik Krallık’taki bir üniversite ile öğrenci ve öğretim üyesi değişim anlaşması imzalama sürecine girdik. Son olarak da Birlik uluslararası iş birliklerini kolaylaştırma işlevinden yararlanarak Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki ya da Latin Amerika ülkeleri, Güney Avrupa ülkeleri gibi benzer bağlamdaki ülkelerle tematik iş birlikleri oluşturmamıza da imkân sağlayacağını düşünüyorum.

“İş birliği Türkiye’deki sosyal politika çalışmalarının uluslararası görünürlüğünü de artıracak”

Peki, son olarak Forum’un gelecek projeleri ve hedefleri nelerdir?

Volkan Yılmaz: Gelecek projelere geçmeden önce izninizle son dönemde yaptığımız önemli bir işten bahsetmek istiyorum. Bu sene İletişim Yayınları’ndan SPF’ye de önemli katkılar sunmuş iki meslektaşım Mehmet Ertan ve Osman Savaşkan’ın derlediği Türkiye’nin Büyük Dönüşümü isimli bir kitap ortaya çıkardık. Kitap aslında Ayşe Hoca’nın emekliliğine bir armağan olarak kurgulandı ve Ayşe Hoca’nın farklı dönemlerden öğrencileri tarafından kaleme alındı. Tabi Ayşe Hoca’nın tüm öğrencilerinin yolu SPF’den geçmedi, fakat sanıyorum önemli bir kısmının geçti. Hem kitabın bütününe hem de kitap içerisinde yer alan bölümlere baktığınızda Forum’un benimsemiş olduğu inter disipliner yaklaşımın güzel bir örneğini görmek mümkün.

Gelecek projelerine gelecek olursak, önümüzdeki yıl için birçok plan var. Biri bu yıl gerçekleştireceğimiz, “Türkiye’de Kamuoyunun Sosyal Adalet ve Sosyal Politikalara İlişkin Algısı” adlı bir kamuoyu anket araştırması. Toplumların sosyal adalet ve sosyal politika algıları konusu aslında uluslararası literatürde farklı ülke örnekleriyle epey incelenmiş bir konu. Fakat Türkiye’de kamuoyunun sosyal adalet ve sosyal politikalara ilişkin kanaatlerini kapsamlı bir şekilde öğrenebileceğimiz araştırma sayısı çok kısıtlı. Biz de bu alanı daha derinlemesine keşfetmek ve farklı ülkelerle Türkiye’yi karşılaştırabilmek istiyoruz.

Bu çok güzel bir haber ve bu araştırma gelecek sosyal politika çalışmalarına yol gösterebilecek sonuçlar da verecektir değil mi?

Volkan Yılmaz: Umarım, evet, çünkü şu ana kadar bildiklerimiz sadece genel resme ilişkin şeyler, biz daha detaylı ve var olan kanaatlerin nerelerden beslendiğine yönelik bulgular ortaya koymayı planlıyoruz. Bu nedenle ben de alana katkısı olacağını umuyorum. Bunun dışında 2 yıldır UFUK 2020 Programı kapsamında yürüttüğümüz “Avrupa’da Sosyal Adaleti Yeniden Düşünmek” isimli kapsamlı bir araştırma projesi var. Bu çok üniversite ortaklı bir araştırma. Bu proje kapsamında geçtiğimiz yıl eğitim politikaları, kadın istihdamı, toplu çalışma ilişkileri gibi farklı alanlarda saha araştırmaları yürüttük. Önümüzdeki sene bu saha araştırmalarının bulguları üzerine düşünüp akademik üretim yapabileceğimiz bir sene olacak.

Son olarak da bu sene uluslararası bağlantılarımızı kuvvetlendirmek amacıyla Raoul Wallenberg İnsan Hakları Enstitüsü’yle bir ortaklık içine girdik. Bu ortaklık çerçevesinde engellilik çalışmaları (disability studies) üzerine 3 günlük bir güz okulu gerçekleştirdik. Güz Okulu Türkiye üniversitelerinde yüksek lisans ya da doktora yapan ve engellilik alanında çalışan sosyal bilimler öğrencilerine açık bir eğitim programıydı ve çok sayıda başvuru aldık. Farklı üniversitelerden meslektaşlarımızın da değerli destekleri ile başarılı bir Güz Okulu gerçekleştirdik. Aynı zamanda yine Raoul Wallenberg Enstitüsü’yle birlikte bu yıl ilk kez Engellilik Çalışmaları Lisansüstü Tez Ödülü verdik. Amacımız bu alanda yapılan çalışmaları özendirmek ve iyi çalışmaları ödüllendirmekti. Çok anlamlı bir iş oldu sanıyorum. Bu yıl bu çalışmaları da sürdüreceğiz.

 

 

Söyleşi: Gizem Seher / Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan