Teknoloji sektöründe deneyimli bir mezunumuz: Tansu Yeğen

Boğaziçi Dergisi Mart 2016 sayısında Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunu, Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen ’89 ile profesyonel yaşamındaki deneyimler, mobil teknoloji sektörü ve üniversite dönemine dair öneriler üzerine konuştu…

Kariyeriniz boyunca HP, Microsoft, Apple, Turkcell ve şimdi de Samsung gibi sektörün en büyük markalarında görev yaptınız. Boğaziçi sonrası kariyerinizi planlarken bunları hedeflemiş miydiniz?

Gelişmenin ve ilerlemenin heyecan verici hızda devam ettiği ve hiç durmadığı teknoloji sektörü, bu yönleriyle hep ilgimi çekiyordu. Ben de bu sektörde yer almam gerektiğine karar verdim.

Hayatta hep işimde en iyisi olmaya çalışarak başarıyı hedeflediğim için; iş hayatıma kesinlikle bir teknoloji deviyle başlamalıydım. Böylece o dönem sunduğu teknolojiler ile adından çok söz ettiren Digital Equipment şirketinin satış ekibinde kariyerime başladım. Daha sonra HP, Microsoft, Apple, IBM gibi küresel şirketlerde de önemli pozisyonlarda kariyerime devam ettim. Şimdi ise teknoloji dünyasında doğu kültürünün yükselişini görüyoruz. Samsung’un sahip olduğu teknoloji, vizyonu ve ürünleri, dünyaya öncülük ediyor. Ben de Türkiye’nin dijital değişimine katkı sağlayacağını düşündüğüm bu heyecan verici vizyonun hayata geçmesinde payıma düşeni yapmak adına ekibimle çalışmalarıma devam ediyorum.

Bir dönem yurtdışında üst düzey yönetici olarak görev yaptınız. Bu dönemle ilgili, gerek profesyonel açıdan, gerekse kişisel gelişiminizle alakalı altını çizmek istediğiniz önemli başlıklar neler olabilir?

Kitap okumayı üniversite yıllarımda alışkanlık haline getirdim. Bu alışkanlığımı geliştirerek hem çok kitap okumaya devam ediyorum hem de özellikle işimle ilgili online yayınları ve araştırmaları takip ediyorum. Herkesin her yaşta öğrenecek çok şeyi olduğuna inanıyorum; bu nedenle özellikle insanlık tarihi ve mitoloji kitaplarına ayrı bir ilgi duyuyorum.

Hangi yaşta olursanız olun kendi eksik yönlerinizi bilip kabullenmeniz ve bunları değiştirmek için çaba göstermeniz gerekiyor, diye düşünüyorum. İnsanların sürekli kendilerini yenileyerek, öğrenerek ve yeni bilgiler edinerek; hayallerine ulaşabileceklerine inanıyorum.

Bu kapsamda da eğitime çok önem veren bir yönetici olarak; çalıştığım kurumlarda ekibimdeki çalışanlarımı da gelişime açık alanlarını verilen eğitimler ile tamamlamaları konusunda teşvik ediyorum.

Türkiye’de mobil teknoloji ve elektronik sektörüne bakışınız nedir? Dünya ile karşılatırıldığında, ülkemizde bu sektörleri nasıl değerlendirebilirsiniz?

Türkiye, hem genç nüfusu hem de gelişen bir ülke olması nedeniyle diğer sektörler için olduğu gibi
mobil teknoloji ve elektronik sektörleri için de oldukça dikkat çekici bir pazar konumunda.

Yapılan araştırmalar Türkiye’de tüketici ürünleri satışının hızlı ve ciddi bir büyüme gösterdiğine de işaret ediyor. GfK Temax’ın geçtiğimiz yıl ortasında yaptığı bir araştırma Türkiye tüketici elektroniği ürünleri pazarının; yılın ikinci çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,8 büyüyerek 10 milyar liralık ciroya ulaştığını işaret ediyor. Araştırma, elektronik cihaz pazarının en büyüğü olan mobil teknolojilerin, özellikle akıllı telefonlara olan yüksek talebin beklentilere paralel şekilde devam etmesiyle birlikte yılın ikinci çeyreğinin de yüzde 24 büyüme ile 3,86 milyar lira ile kapatıldığını belirtiyordu. Akıllı telefonlarda 5 inç ve üzeri ekrana sahip akıllı telefonların payının yüzde 32’ye, 4G uyumlu cihazların payının ise yüzde 50’nin üzerine çıktığı da yine araştırmanın açıklanan sonuçları arasında yer alıyordu.

Bu tip araştırmalardan da anlaşılacağı ve bu sektörde yıllardır yaşanan gelişmeleri bire bir deneyimlemiş bir profesyonel olarak şunu ifade etmek isterim ki Türkiye, özellikle teknolojiyi ve trendleri çok yakından takip edip kullanan genç nüfus oranı sebebiyle, oldukça hareketli ve hızlı büyüyen bir pazar. Buna ek olarak, kurumsal pazarda değişen iş yapış biçimleriyle birlikte, ciddi bir dijitalleşme sürecinden geçiliyor. Bu da tabii ki yine mobil teknolojiler pazarına ciddi bir etki yapıyor.

Boğaziçi günleriniz nasıl geçti? Kampüs ve yurt hayatından anılarınız var mı?

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki günlerimi okuduğum bölümün etkisiyle çok yoğun bir çalışmayla geçirdim diyebilirim. Aslında çok severek okumama rağmen, bu yoğun tempo sosyal yaşam için bana çok vakit bırakmadı. Herhangi bir kulüp aktivitesine katılamasam da üniversitemizin özellikle bahar döneminde düzenlediği Springfest kapsamındaki etkinlikleri ve şehir dışı turlarından hiçbirisini kaçırmadım. Boğaziçi Üniversitesi bize kariyerimiz anlamında çok özel bir gelecek de hazırladı. Geçtiğimiz günlerde dönem arkadaşlarımla bir araya geldik. Aramızda Nobel ödülüne doğru gidenlerden 15 tane kitap yazan ve global markalarda üst düzey yönetici olanlara kadar farklı birçok profil vardı.

Bugün profesyonel bir yönetici gözüyle, Boğaziçi eğitim hayatını nasıl buluyorsunuz? Üniversite, öğrenciyi kariyerine hazırlarken neler yapmalı?

Açıkcası Boğaziçi Üniversitesi’nin eğitim hayatını çok pozitif buluyorum. Okulda bir yandan iyi eğitim verilirken, bir yandan da öğrencilerin iletişim becerilerine önem veren bir eğitim sunuluyor. Bu da öğrencilerin tam donanımlı bir şekilde eğitim hayatını bitirmelerine yardımcı oluyor. İş hayatına baktığımızda, her yerde çok ciddi bir rekabet ortamı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu nedenle de öğrencilerin kariyerlerine hazırlanırken öncelikli olarak mutlaka stajlarını yapmalarını öneriyorum. Hatta mümkünse stajlarının en az birini yurt dışında yapmaları çok faydalı olacaktır. Bu deneyimler onlara üniversiteyi bitirdikten sonra kendilerini nasıl bir iş hayatı ve ortamı beklediğiyle ilgili ciddi fikir verecektir. Kendi yaş gruplarının temsilcileri olmak adına yapacakları çalışmaların da artık daha önemli olduğunu düşünüyorum. Üniversitede iz bırakmaya başlamak gerekiyor. Mesela sosyal medyada aktif olmak, kendi bloglarını kurmak, makaleler yazmak ve dönemsel profesyonel görevler üstlenmek gibi aktiviteler faydalı olacaktır. Ek olarak, iş dünyasını yakından takip etmelerini, iş dünyasının başarılı isimlerinin deneyimlerini paylaştıkları biyografilerini okumalarını ve kulüplerde aktif rol almalarını da tavsiye ederim.

Üniversite yıllarına ve kariyerinizin ilk adımlarına geri dönme şansınız olsa, değiştirmek ya da geliştirmek istediğiniz noktalar olur muydu?

Açıkçası az evvel bahsettiğim gibi, yoğun çalışma temposundan dolayı üniversitedeki sosyal yaşamdan çok fazla yararlanamadım. Ancak ben bunun da bir seçim olduğunu düşünüyorum.  Geriye dönmek gibi bir şansım olsa yine aynı bölümü ve aynı çalışma temposunu seçerdim; çünkü birlikte çalıştığım hocalarım çok değerli hocalardı ve onlardan çok şey öğrendim.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Boğaziçi Üniversitesi mezunları iş hayatından sanata, spordan edebiyata çok iyi konumlara geliyorlar. O nedenle ben Boğaziçi Üniversitesi mezunlarının birbirlerini desteklemelerini, daima iletişim içinde olmalarını önemle tavsiye ediyorum. Bugün bu iletişim ortamlarını kurmak, BÜMED altında toplanmak ise çok daha kolay. Yakın zamanda öğrendiğim enteresan bir bilgiyi de hemen paylaşmak isterim: Kore’de bir insan çocukluğundan itibaren 10 arkadaşla büyüyormuş. Hayatlarının her aşamasında bu arkadaşları ile bağlarını sıkı sıkıya korumaya devam ediyorlarmış.

Bizde de üniversite yıllarında kurulan arkadaşlıklar ömür boyu sürmeli. İnsanların hem iyi hem kötü zamanlarında birbirlerinin yanında olacakları bu arkadaşlıkları kaybetmemeleri lazım. Birlikte okuduğum arkadaşlarımla bunca yıl sonra bile hâlâ görüşmeye devam edebiliyor olmanın çok ayrı bir güzellik olduğunu düşünüyorum.

 

Tansu Yeğen Kimdir?

 

İstanbul doğumlu Tansu Yeğen, lise eğitimini Alman Lisesi’nde aldı. Alman Lisesi’nin kendisine kattığı “eğitimin ve gelişmenin yaşam boyu devam etmesinin gerekliliği” düşüncesiyle hayatı ve kariyerinin gidişatına yön veren Tansu Yeğen; lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Daha sonra ise Marmara Üniversitesi'nde işletme yüksek lisansı yaptı. Profesyonel çalışma hayatına 1991 yılında Digital Equipment'ta başladı. Sonrasında kariyerine 1994 yılında Hewlett Packard (HP) Türkiye'de Satış ve Pazarlama Müdürü olarak devam etti. Yeğen, HP Türkiye'nin; PC, dizüstü bilgisayar ve sunucu bilgisayarları pazarında, birinci sırada konumlanmasında rol oynadı. 1998 yılında Microsoft Türkiye bünyesine Pazarlama Müdürü olarak katılan Tansu Yeğen, bu şirketteki görevine 1999 yılı itibariyle Genel Müdür Yardımcısı olarak devam etti. Yedi yıl çalıştığı Microsoft Türkiye'de, ekibiyle birlikte gerçekleştirdiği KOBİ'lere yönelik “2000 Projesi” Microsoft'un dünya çapındaki 245 projesi arasından "en iyi uygulama" seçildi. Genç Yönetici İşadamları Derneği (GYİAD) tarafından 1998 yılında yapılan araştırmada "Türkiye'nin 50 başarılı işadamı" arasında gösterilen Tansu Yeğen, Capital dergisinin 2001 ve 2002 yıllarında gerçekleştirdiği iki araştırmada ise "Türkiye'nin en iyi 25 pazarlama yöneticisi" arasında yer aldı. Daha sonra sırasıyla Apple, Turkcell Ukrayna, Turkcell Avrupa ve IBM'de üst düzey yöneticilik yapan Yeğen, 2013 yılında Samsung Türkiye'ye Başkan Yardımcısı olarak atandı. Kariyeri birçok ödülle dolu olan Tansu Yeğen, 2008 yılında Stevie Awards tarafından da Avrupa’da yılın CEO’su seçildi. Çok iyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Tansu Yeğen, üniversite yıllarında alışkanlık haline getirdiği kitap okumayı yoğun iş temposuna rağmen halen sürdürüyor. Tansu Yeğen aynı zamanda film izlemeyi, müzik dinlemeyi, basketbol oynamayı ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almayı seviyor. Twitter hesabından (@tansuyegen) gelecek hakkında birçok paylaşımda da bulunuyor.

 

Söyleşi: Hakan Zihnioğlu ’91, Murat Öngör ’93, Emre Kazancıoğlu ’95