Ticari önemi hiç kaybolmayan bir başkent: Konstantinopolis

BU + Etkinlikleri kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Ofisi iş birliğiyle düzenlenen “Mezunlarla Açık Ders”lerde 20 Şubat Perşembe günü gerçekleşen dönemin dördüncü dersini Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Durak verdi. “Bizans Başkentinde Ticaret” başlığını taşıyan konuşmasında Doç. Dr. Koray Durak, Konstantinopolis ticaret hayatını Bizans imparatorluk ekonomisiyle paralel bir şekilde ele alarak 1100 yıllık Bizans tarihinde ticari anlamdaki devamlılıklar ve değişimleri antropolojik bir yaklaşımla özetledi.
Kenan Özcan

Bu dönem “Şehrin Halleri” başlığıyla gerçekleştirilen “Mezunlarla Açık Dersler”in dördüncü dersini veren ve konuşmasına Bizans dünyasında tacir ile üretici, zanaatkar ile satıcı arasında keskin bir fark bulunmadığını belirterek başlayan Doç. Dr. Koray Durak, Bizans’ta ticaretle ilgili belli başlı tarihi kaynaklara değinerek Erken ve Orta Bizans dönemlerinden devlet ve ticari arşivlerin oldukça az bulunduğunu bildirdi. Bizans ticari hayatına ışık tutan kaynaklarının çoğunun tarihler, kronik eserler, mektuplar, seyyahnameler ve yasalar olduğunu açıklayan Durak, tarihi kaynakların yetersiz kaldığı durumlarda arkeolojik kazıların önemine dikkat çekti.

“Byzantion için balık önemli bir ticari üründü”

Konuşmasının devamında Bizans tarihindeki belli dönüşüm noktalarının ticarete yansımalarını değerlendiren Koray Durak; 330 yılında Konstantinopolis’in kurulmasından önceki Antik Byzantion döneminde palamutların Boğaz yoluyla Haliç’e girdiğini ve insanların elleriyle balıkları yakaladıklarını anlatan yazılı kaynakların olduğunu belirterek balığın, şehir için önemli bir ticari ürün olduğunu açıkladı. Kentin asıl gelirinin ise stratejik öneminden dolayı gemilerden alınan gümrük vergileri olduğunu ifade eden Koray Durak, Byzantion’un Sirkeci’ye karşılık gelen alanda konumlanan Phosphorion ve Neorion isimli iki limanı hakkında dinleyicilere bilgi verdi.  

“Erken dönemden itibaren Akdeniz dünyasıyla yoğun ticari ilişkiler kuruldu”

Bu dönemi takip eden Geç Antik Çağ’da Doğu Akdeniz’de ekonomik refah görüldüğünü aktaran Koray Durak, Akdeniz’in canlanmasının hem Konstantinopolis’i etkilediğini hem de Konstantinopolis’in bu canlanmayı etkilediğini dile getirdi. Geç Antik Çağ’da kentin ana kaburgasını Hipodrom’a bağlanan seremoni işlevli bir ana cadde ve onun çevresine çıkan sokakların oluşturduğunu, bu ana cadde üzerinde forumların yani meydanların yer aldığını açıklayan Koray Durak şu ifadelerle konuşmasını sürdürdü:Geç Antik Çağ’da kentte yarım milyona yaklaşan bir nüfus mevcuttu. Hem yüksek nüfusuyla hem de siyasi elitinin alım gücüyle şehirde zengin bir marketten bahsediyoruz. Bu dönemde şarap, buğday ve bakliyat gibi ürünler Doğu Akdeniz’den başkente geliyordu. LRA olarak isimlendirilen ve Saraçhane kazılarında bulunan amfora grubunun Güney Akdeniz menşeli olduğu biliniyor. Yani Bizans başkentinin Akdeniz dünyasıyla ticari ilişkiler içinde olduğunu söyleyebiliyoruz. Yağ, şarap, buğday, bakliyat ve hayvan yağının vergi formunda İstanbul’a getirildiği bilinse de yapılan hesaplamalara göre vergi formunda gelen ürünler kentin %27’sini doyurabiliyordu. Bu da devlet görevlisi olmayan ancak anlaşma yapılmış tacirler aracılığıyla başkente ürün taşınmasının söz konusu olduğunu gösteriyor.”

Kentte Phosphorion ve Neorion limanlarına yakın konumlanan ve horreum olarak adlandırılan depoların olduğunu söyleyen Koray Durak, devletin getirdiği vergi formundaki ürünlerin horreumlarda depolandığını ifade etti. Ayrıca Geç Antik Çağ’da kamu ve özel fırınların kente dağılmış olduğuna ve bu dönemde kentin güney kıyılarının ilk defa kullanıma açıldığına işaret eden Durak, Theodosius ile Julian limanları ve Theodosius Forumu arasında kalan üçgen bölgenin yiyecek ürünleri merkezi haline geldiğini ekledi.   

Kentin içinde çeşitli atölyelerin konumlandığını belirten Koray Durak, bu atölyelerin Mese Caddesi boyunca uzanan portikolarda yer aldıklarını söyledi. Durak; ayrıca Cağaloğlu’na karşılık gelen alanda bakırcıların yer aldığını, gümüş işi ve kuyumculukla uğraşan zanaatkarların dükkanlarının ise Hipodrom ve saraya yakın konumlandıklarını ifade etti.  

7. Konstantin: “Parfüm dükkanlarından yayılan güzel kokular sarayımı doldursun!”

8. ve 10. yüzyıllarda ipekli endüstrisinin Bizans için önemli bir üretim alanına dönüştüğünü kaydeden Koray Durak, Orta Balkanlar ve Bitinya bölgesinin Konstantinopolis’in iaşesi için ön plana çıktığını vurguladı. 10. yüzyıldan kalma bir lonca kitabı sayesinde kentin ticari hayatına dair daha çok bilgiye ulaşıldığını belirten Durak, sözlerine şu şekilde devam etti: “Özellikle tekstil endüstrisi yani ipekliler, yarı ipekliler, ipekle karışık ketenler ve yünlüler bu dönemde Bizans’ın en sembolik imalat sanayilerinden birine dönüşüyor. Kuyumcular, bakırcılar gibi lüks ürün imalatları ise saraya yakın gerçekleştiriliyor. Hatta parfüm, sabun ve mumcular gibi gruplar hakkında imparator 7. Konstantin’in bir isteği olduğunu biliyoruz: Kendisi bu dükkanların saraya yakın olmasını böylece güzel kokuların sarayını doldurmasını istemişti.  

Bu dönemde ticarete baktığımızda ise özellikle deniz yolları aracılığıyla Ege, Bitinya ve Trakya şaraplarının ön plana çıktığını görüyoruz. Örneğin, Yenikapı’daki kazılarda bulunan Yenikapı 12 batığı şarap taşımaktaydı. Deniz yolları dışında ticari olarak öne çıkan karayolları da vardı. Örneğin, hayvanlar Bitinya bölgesinden daha çok Yalova taraflarından gemilerle getiriliyordu. Kente daha ucuz et gelmesi için kasapların şehir dışına çıkıp hayvan getirdikleri de bazı kayıtlarda yer alıyor. Dönemin uluslararası ticareti için ise İslam dünyasıyla kurulan dev ve karmaşık bir ilişki söz konusu. İslam dünyasından gelen tacirler Bizans’tan ipek, kitap, av kuşları satın alıyorlar. Bu coğrafyadan Konstantinopolis’e gelen ürünler arasında ise aromalar, baharatlar ve tekstil ürünleri var. Konstantinopolis aynı zamanda bir transit noktası. Örneğin; Bulgarlar, karabiberi ve ipeklileri İslam dünyasından Bizans aracılığıyla alıyorlardı.”

“Şehirde peynirin iyisi, şarabın kalitelisi tartışılıyordu”

11. ve 12. yüzyıllarda Konstantinopolis’te daha kozmopolit bir kent marketi olduğunun altını çizen Koray Durak, bu dönemde Konstantinopolis nüfusunun yeniden 400.000’lere yaklaştığını ve şehirde ürün skalasının genişlediğini söyledi. Taşra ve merkez ekonomi gelişiminin gurme referanslarıyla edebiyata yansıdığına işaret eden Koray Durak; ön plana çıkan, sevilen ürünlerin isimlerinin kaynaklarda belirtildiğini aktararak şu ifadeleri ekledi: “Tacirler normalde senatoya alınmazlardı, çünkü ticaret Roma’dan beri küçük görülüyordu. Ancak 11 ve 12. yüzyıllarda bazı tacirlere kısa dönemli senatörlük verildiğini görüyoruz. Bu dönemde refahın artması ve Haliç’in güney ve doğu kıyısına yerleşen şehir devletleri sayesinde tacirlerin konumlarının yükseldiğini söyleyebiliriz.”

“Konstantinopolis’te ticaret hiçbir zaman lokal düzeye düşmedi”

1260-1300 arası Geç Bizans Dönemi'nde Haliç’in kendisinin temel bir limana dönüştüğünü bildiren Koray Durak, Konstantinopolis’in ticaret merkezinin şehrin kuzey ve batısına kaydığını açıkladı. Dönemin tacirlerinin Venedik ve Ceneviz etkisi altında olduğunu ekleyen Durak, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Geç Bizans Dönemi'nde yerli tacirlerin uluslararası ticaret yapamadıklarını görüyoruz. Ancak bu dönemde aristokrasinin ticaretle olan ilişkisi olumlu hale geliyor. Aristokratlar ellerindeki parayı ticarete yatırmaya başlıyorlar. Bunun bir nedeni Bizans’ın büyük toprak kayıpları yaşaması. Trakya ve Batı Anadolu elden gitmeye başladığı için alternatifler aranıyor. İtalyanların sağladığı büyük bölgesel ticaret imkânları da bunun diğer bir sebebi. Bizans tarihinde kimi zaman uluslararası kimi zaman bölgesel olsa da ticaret hiçbir zaman lokal düzeye dönüşmemişti.”

Doç. Dr. Koray Durak 

Koray Durak 1998 senesi Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayıp 2008 yılında Harvard Üniversitesi Tarih Bölümü’nden doktorasını aldı. Koray Durak, Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin direktör yardımcısıdır. 2008 yılından itibaren Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde Bizans ve Akdeniz Tarihi üzerine lisans ve lisansüstü dersler vermektedir. Araştırma alanları Bizans ve Orta Çağ İslam dünyasında iktisadi ve ticari hayat, Orta Çağ Bizans ve Arap yazınında coğrafi imgelemdir. 2011 yılı Türkiye Bilimler Akademisi Genç Bilim Adamı Ödülü alan Koray Durak, Konstantinopolis üzerine birçok makale yazmıştır. Şu an Bizans ve İslam dünyası arasında gerçekleşen farmakolojik madde ticareti üzerine bir kitap yayınlama hazırlığı içindedir.