Tüm geliri Boğaziçi öğrencilerine burs olarak bağışlanacak kitap: Girişimciye Mektup

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Merck Group Türkiye’nin Genel Müdürü Şehram Zayer’in (BÜ’94) kaleme aldığı “Girişimciye Mektup” başlıklı kitap raflarda yerini aldı. Şehram Zayer’in çalışma hayatındaki yirmi beş yılından süzdüğü bilgileri ve tavsiyeleri içeren kitabın geliri ise Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’na bağışlanacak ve toplanan fon, vakıf tarafından öğrencilere burs vermek amacıyla kullanılacak.

Pratik bir anlatımla kaleme alınan “Girişimciye Mektup,” finansal okuryazarlık konusunda altın tavsiyeler içeriyor ve işletmelerin uzun vadedeki başarılarına katkıda bulunmayı hedefliyor. Şehram Zayer ile yeni çıkan kitabına ve Boğaziçi’ndeki yıllarına dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 

Şehram Zayer: Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü 1994 yılı mezunuyum. Profesyonel iş yaşamıma 1995 yılında BDO Denet firmasında, denetim ve danışmanlık alanında başladım. Uzun yıllar sağlık sektöründe yöneticilik yaptım. 2006-2014 yılları arasında Merck Group Türkiye’de CFO olarak görev yaptıktan sonra, 2014 yılı sonunda Genel Müdür olarak atandım. Merkezi ABD’de bulunan Institute Management Accountant (Yönetim Muhasebesi Enstitüsü)’ta CMA ve CFM (Finans Yönetimi ve Yönetim Muhasebesi) sertifika programlarını tamamladım. Ayrıca Institute Management Accountant İstanbul Şubesi ve AİFD’de (Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum.

"Girişimciye Mektup" başlıklı yeni kitabınızda çalışma hayatınızda uzun yıllar boyunca edindiğiniz bilgileri ve deneyimleri paylaşıyorsunuz. Kitabı yazma fikri nasıl ortaya çıktı? Yazarken nelerden ilham aldınız? 

Aslında hep aklımda olan bir projeydi ancak yoğun iş tempomdan ve seyahatlerimden dolayı bir türlü eyleme geçirme fırsatı bulamamıştım. 2020 yılının ilkbaharında hafta sonu sokağa çıkma yasaklarıyla beraber projemi hayata geçirecek vakti buldum. İlhamımı ise iş hayatında günlük olarak karşıma çıkan rutin konulardan aldım. Girişimcilere ve finans kökenli olmayan profesyonellere katkıda bulunmak amacıyla 25 yıllık çalışma hayatımdan süzdüğüm bilgi ve tavsiyeleri derledim. 2020 yılı hepimiz için zorlu bir deneyim oldu. Pandemi, ortaya ağır bir bilanço çıkardı.  İnsanlığın bu pandemiyi yeneceğine olan inancım sonsuz. Şirketler ve ekonomik aktiviteler de yeni düzende tekrar başarıya ulaşacaklar; bu da ancak bilim, inovasyon ve yeni durumlara hızlı adaptasyonla başarılacak.

“Girişimciye Mektup”u pratik bir anlatımla kaleme aldım. Finansal okuryazarlık konusunda da altın tavsiyeler içeriyor. Bu kitapla, işletmelerin uzun vadede başarılı olmasına az veya çok katkıda bulunabileceğimi düşünüyorum.

“Topluma ve bilime az da olsa bir katkıda bulunmak istedim”

Ayrıca kitabınızın tüm geliri Boğaziçi öğrencileri için bağışlanacak. Bağışın içeriği ve kapsamı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kitabımın ilk baskısı yeni yapıldı, şu anda belli bir miktarda satışın gerçekleşmesini bekliyoruz. Akabinde toplanan tüm gelir Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’na bağışlanacak ve toplanan fon, vakıf tarafından öğrencilere burs vermek amacıyla kullanılacak. Bu geliri, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine burs olarak bağışlayarak topluma ve bilime az da olsa bir katkıda bulunmak istedim. Bir üniversite öğrencisine destek vermek isteyenler, kitabıma online kitap satış platformlarından, web sitelerinden ve kitapçılardan ulaşabilirler.

“Finansal okuryazarlık” kavramını nasıl tanımlarsınız, sizce önemi nedir? Bu beceriyi geliştirme yolları neler olabilir?   

Son derece önemli bir kavram olduğuna inanıyorum, maalesef ülke olarak bu konuda çok iyi durumda olduğumuzu düşünmüyorum. Yapılan hesapsız yatırımlar neticesinde kapanan ve iflas eden işletme sayısının bu denli fazla olması bunun başlı başına bir göstergesi. Kavramsal olarak bakacak olursak, işletmeler büyüme planlarını ellerindeki kaynaklara göre yapmalılar. Fazla risk almak, işletmeyi kaçınılmaz bir başarısızlığa iter. Ayrıca tüm şirketlerin muhakkak kurumsal yönetim ilkeleri ve politikaları olmalı.

Kurumsallaşma, bu beceriyi geliştirmenin en önemli yollarından biridir. Bunu sağlamak için patron ve işletmenin iki ayrı kişilik olarak kabul edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda sistem yatırımlarının yapılması ve teknolojinin kullanılması da kaçınılmaz. Kitabımda son derece yalın ve sade bir biçimde tüm bunları anlatıyorum.

“Esneklik, çeviklik ve hızlı adapte olma yeteneği, başarı için vazgeçilmez koşul”

Pandemi döneminde pek çok kişi ekonomik anlamda zorluklar çekti. Bazı sektörler faaliyetlerini azaltırken, bazı sektörler adeta parladı. Pandemi dönemini fırsata çevirme anlamında girişimcilik hareketleri sizce nasıl bir boyut kazandı? 

Olayı yalnızca pandemi dönemi özelinde değerlendirmek doğru olmaz. Bence bir işletmenin başarısı, paydaşlarına yarattığı değerden ve en önemli paydaşı olan müşteri kitlesinin ihtiyaçlarını gidermek için sağladığı çözümlerden, yani sunduğu ürün ve hizmetlerden geçer. İşletmelerin, müşteri kitlelerinin değişen ihtiyaçlarına ve imkanlarına esnek çözümlerle cevap vermesi gerekir. Örnek verecek olursak, eskiden toplantılar plazalarda ve yüz yüze yapıldığından dolayı insanlar şık görünmek isterlerdi, şimdi ise toplantılar evde yapıldığı için rahat kıyafetlere duyulan ihtiyaç arttı. Özetle, müşteri kitlesinin ihtiyaç ve imkanları değişiyor; bu nedenle işletmelerin esnek ve çevik olmaları ve değişime ayak uydurabilmeleri önem kazandı. Fakat esneklik, çeviklik ve hızlı adapte olma yeteneği yalnızca pandemi döneminde değil, daima başarı için vazgeçilmez bir koşul olmuştur, pandemi süreci bunu hızlandırdı diyebiliriz.

Peki Boğaziçi'ndeki öğrencilik yıllarınız nasıldı? Boğaziçi'nde aldığınız eğitim, kariyerinizi belirlemede nasıl bir yol haritası çizdi? 

Öncelikle çok keyifli yıllar olduğunu paylaşmak isterim. Sosyal etkinliklerin ve arkadaşlıkların çok değerli olduğu senelerdi. Boğaz hattı o zamanlar yemyeşil ve nispeten bakirdi, düşünsenize Bebek’te oldukça salaş Bebek kahvesi ve bir pastane dışında gidilecek pek yer yoktu. Eğitim tarafına gelince, temel konular üzerine dolu dolu bir işletme eğitimi aldık. Benim görüşüme göre Boğaziçi eğitimi çok iyi bir temel atıyor ve vizyon kazandırıyor, tüm bunların üstünü nasıl dolduracağınız ise öğrenci olarak size kalıyor, bunu da son derece kıymetli buluyorum.