Türkiye’de “stand up” dünyaya Boğaziçi’nden açılıyor

Geçmişin meddahlarından bugünün “stand-upçı”larına canlı eğlence kültürü, eğlence sektöründe salonların en çok dolduğu alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Bu sektörde “İngilizce stand-up da nereden çıktı?” sorusu akla gelebilecek olsa da Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü son sınıf öğrencisi Taha Ercoşkun BKM Mutfak başta olmak üzere çok sayıda mekânda İngilizce stand up gösterileri yapıyor. 2014 yılından beri önce seyirci ardından da organizatör ve sahnedeki isim olarak stand-up kültürünün içinde bulunan Ercoşkun’la stand-up yapmaya nasıl başladığını ve kendini ifade etmenin bir aracı olarak neden mizahı seçtiğini konuştuk.
Kenan Özcan

Küçük yaştan itibaren internet üzerinden izlediği gösteriler sonucu İngilizce mizah anlayışına daha yatkın olduğunu ifade eden Taha Ercoşkun, 2014 yılının sonlarına doğru izlediği bir stand-up gösterisinden sonra stand-up yapmaya karar vermiş. İlk defa 2017 yılının başında sahneye çıkan Ercoşkun, o zamandan beri Türkiye ve yurt dışındaki farklı mekânlarda gösteri yapıyor ve mizahı “anlatacak şeylerini ifade etmenin bir yolu” olarak görüyor.

Stand-up’la nasıl tanıştınız, stand-up yapma merakı sizde nasıl oluştu?

Ben yaşıtlarıma göre internetle daha erken tanışmış biriyim, çünkü Bolu’da büyüdüm ve büyüdüğüm yerde çok fazla eğlence aktivitesi yoktu. Bu nedenle internet üzerinden içerik tüketmeye başladım. 2000’lerin başında internette Türkçe içerik de çok azdı, o yüzden yabancı kaynaklara yöneldim. Video içeriklerin yaygınlaşmasıyla birlikte de en çok hoşuma giden şeylerden biri HBO, Show Time gibi kanallarda yayınlanan stand-up gösterilerini izlemek oldu. Türkiye’de ise Cem Yılmaz, Ata Demirer ve Yılmaz Erdoğan'ın birer gösterisinden başka izleyebileceğim stand-up dahi yoktu. Üniversiteyle birlikte İstanbul’a yerleştim ve ilk canlı stand-up gösterimi aslında rastlantı sonucu izledim. 2014 sonunda Kadıköy Moda Sahnesi'nde bir tiyatroya gidecektik ama mekâna vardığımızda biletlerin tükenmiş olduğunu gördük. Onlar da “Bir alt katta stand-up gösterisi var, isterseniz ona bakın,” dediler ve biz de Deniz Alnıtemiz’in stand-up gösterisine gittik. Gösteriyi izlediğimde çok hoşuma gitmişti, salonda ancak 25 kişi vardı ama yüzlerce kişi varmış gibi harika bir performans izledik. O gün metrobüse yürürken demiştim ki “Bir gün bundan yapacağım,” fikir aslında aklıma böyle girdi. Çocukken de gösteriler izlerdim ama o zaman yapma hayalim yoktu. Sonra, tamam yapayım, dedim; ama nasıl yapacaktım? Çünkü bunun sinema ya da tiyatro gibi bir okulu yok. O yüzden o günden sonra küçük komedi kulüplerinde gidebildiğim ve paramın yettiği kadar çok gösteriye gittim. Her komedyeni en az 5-10 defa izlemiş oldum. Bir yandan da aynı gösterinin performansa göre nasıl farklılaştığını gözlemlemiş oldum. Aslında sahnede o anda düşünülen şeyler söylenmiyormuş, önceden bir metin yazılıyormuş ve bu metin bir tiyatro gibi sergileniyormuş, bunu öğrenmiş oldum. Bir yandan yavaş yavaş komedyenlerle de tanışmaya başladım. Böylece 2015 yılını hep komedi gösterilerine gidip hem de komedyenlerle tanışıp bir "super fan" gibi sahneleri takip ederek geçirdim.

“Söyleyecek şeylerim var ve bunları paylaşmak istiyorum”

Peki, ilk izlediğiniz gösteriden sonra size “Bir gün bundan yapacağım” dedirten ve stand up’ta sizi çeken neydi? Şöyle de sorabiliriz: Neden sinema ya da tiyatro değil de stand-up?

En önemli sebep stand up’ın “canlı eğlence” olması, sadece o gün, orada sergilenip bitiyor ve sadece o anda orada bulunan izleyicilerin tükettiği bir eğlence biçimi olarak kalıyor. Bunun dışında arkadaşlarım da hep komik olduğumu söylerlerdi ama bu yüzden stand up yapmaya başlamadım. Benim için çıkış noktası canlı eğlence kültürünün yanında “Söyleyecek şeylerim var, hatta bazı konularda sert düşüncelerim var ve bunları paylaşmak istiyorum,” demek olabilir.

Seyirci olarak çok sayıda gösteri izledikten sonra sahneye çıkma süreci nasıl gelişti?

Sahneye çıkmadan önce Karikatür ve Mizah Kulübü (BUKOMİK) aracılığıyla üniversitede stand up gösterileri düzenlenmesine öncülük ettim. İlk defa 2016 Mart ayında gösteri için tarih aldım ve tanıdığım komedyenlerle de konuşarak 9 komedyenin burada bir gösteri yapmasını sağladım. O gösteri 120-130 kişinin katıldığı kalabalık bir gösteri oldu ve güzel geçince bu alana bir ilgi olduğunu, aynı zamanda üniversitede bu konuda bir açıklık olduğunu fark ettim; çünkü Türkiye’nin en ünlü komedyenini çıkarmış üniversitede o zamana kadar hiç stand up gösterisi düzenlenmemişti. 2016 yılı boyunca gösteriler düzenlemeye devam ederek bir boşluğa cevap vermiş olduk ve sonrasında da İngiltere, Kanada, Amerika gibi yerlerden de komedyen getirtmeye başladık. 2017 başına geldiğimizde artık Boğaziçi Komedi Kulübü ismiyle küçük bir komedi kulübü haline gelmiştik. Organizatörler arasında da sahneye çıkmayan sadece ben kalmıştım ve ben de 2017 Ocak ayında Aslı Akbay’ın Kadıköy’deki sahnesinde ilk gösterime çıktım.

Peki, İngilizce stand up yapma fikri nasıl ortaya çıktı ve genel olarak İstanbul’da İngilizce stand up gösterileri kimlere hitap eder, kimler gidip bunları izler?

Aslında bu süreçte İngiliz stand up gösterilerine yönelik bir eğilim oluşmaya başladı; öncesinde Türkçe stand up bile yaygın değilken İngilizce hiç yoktu. Yavaş yavaş İngilizce stand up dolaşıma girdi. Bu süreçte ben İstanbul'daki yabancı organizasyonlarla da iletişime geçtim ve gösterilerimiz İstanbul'da yaşayan yabancılara yönelik bir etkinlik alanı haline de gelmiş oldu. Gösterilerimizden birine şans eseri BKM Mutfak Koordinatörü gelmişti ve gösteriyi izledikten sonra bize gösterileri BKM’ye taşımayı teklif etti. Böylece 2018 başı itibariyle üniversitede yaptığımız gösterileri BKM Mutfak'ta yapmaya başladık. Son 1,5 yıldır hem BKM Mutfak'ta hem üniversiteyle birlikte farklı mekânlarda Türkçe ve İngilizce gösteriler yapıyoruz. Kısacası üniversitedeki bir öğrenci kulübünün gösterisi BKM Mutfak'a taşınmış oldu. Kendi açımdan stand up’ı İngilizce yapmamın sebebini şöyle açıklayabilirim: Küçüklükten beri internet üzerinden izlediğim gösterilerle daha Amerikan mizahına endeksli bir üslup geliştirdim ve zamanla İngilizce şaka yapmak benim için daha kolay hale geldi, yani mizah anlayışım Türk ana akım mizahından çok Amerika ve Avrupa endeksli global İngilizce mizaha daha yatkın.

“Türkçe stand up’ta zaten yeterince kaynak ve yeterince komedyen var”

İngilizce stand up’ın Türkçe stand up’tan nasıl farklılıkları var?

Türkçe stand up daha çok hikâye anlatımı üzerinden gider: Başıma böyle bir şey geldi, ben bunu dedim, o da onu dedi ve kahkahalar… Amerikan tarzı stand up ise üçlü bir formülle ilerleyen bir mizah barındırır: Geçen gün şuradaydım, böyle bir şey oldu, ben de şunu dedim. Cümle yapısı, yüklemin yeri, hikâye anlatımı bile farklı aslında ve bu farklılıklar o şakayı Türkçeye çevirmeyi de zorlaştırıyor. Örneğin kelime esprileri de Türkçeye çevirince komik olmuyor. Diğer bir neden de Boğaziçi’ne geldiğimden beri İstanbul’da yaşayan yabancılarla ve onlara yönelik organizasyonlarla iç içe olmam. Onlarla tanıştıkça aslında Türkçe dışında bir etkinliğe nasıl aç olduklarını da gördüm, aslında buradaki gösteriler de en başında onlara yönelik başlamıştı. Bir yandan artık Netflix ya da Youtube gibi kanallardan stand up izlemiş ve İngilizce stand up gösterilerinin mantığına aşina olmuş insan sayısı da artıyor ve bu da yeni bir talep oluşturuyor. Türkçe stand up’ta zaten yeterince kaynak ve yeterince komedyen var. Ayrıca yüzlerce gösteri izleyince şunu fark ettim ki bir nesil farkı söz konusu, internet kültürüne ve uluslararası mizah anlayışına sahip insanlar buranın en iyi komedyenlerine gülmeyebiliyor. Amerikan bir komedyeni anlama ve ona gülme kriteri sadece dil bilmek olmuyor, ancak o kültüre aşina olan insanlar gülebiliyor. Aynı zamanda mizah çok dönemsel bir şey, örneğin bugün 90’larda yapılan mizaha gülmeyebilirsiniz ya da benim şu an güldüğüm komedyenlere de annem, babam gülmeyebilir.

Peki, izleyiciler sizin gösterinize geldiğinde neler görecek?

Biz 7-8 komedyenin yer aldığı grup gösterileri yapıyoruz ve izleyiciler farklı stilleri görebiliyor. Aramızda gazeteci, tiyatro oyuncusu, yazar-çizer de var, sadece komedyen olan da var. Farklı arka planlardan ve farklı stillerle mizah yapan kişiler hepsi. Güncel olaylarla ilgili komedi yapan da var, otobiyografik ilerleyen ve kendini anlatan da var, "one liner" dediğimiz tek cümlelerle komedi yapan da var. Gitarıyla çıkıp şarkı söyleyerek mizah yapan ya da her gösteride farklı bir karaktere bürünüp karakter çalışması yapan bir komedyenimiz de var. Ayrıca burada gezen komedyenler için de bir uğrama noktası oluşturmuş olduk, çünkü Avrupa’da ya da Amerika’da uluslararası bir komedyen geziyorsa ve her bölgenin “hub” denilen uğrak noktasında da sahneye çıkar. Örneğin ben de bu şekilde Çin’de sahneye çıktım. Biz de İstanbul’da böyle bir kültür oluşturmuş olduk ve global ağın bir parçası haline geldik.

Son olarak geleceğe yönelik hedefleriniz neler?

Benim en büyük hedeflerimden biri şu: Stand-up gösterisini canlıda deneyimlemek en ideal yöntem; fakat globale ulaşabilmek için dijitalleşmek de gerekiyor. Örneğin Netflix çok sayıda komedyeni dünyayla tanıştırmış oldu, aynı zamanda hem Türkiye'de hem dünyada video tüketim trendi hızla artıyor. O yüzden biz de istiyoruz ki uzun vadede Netflix veya benzeri platformlarda gösterilerimizi yayınlayabilelim ve dünyanın geri kalanıyla buluşalım.

Taha Ercoşkun’un da içinde yer aldığı Standup Türkiye ekibi, İngilizce stand-up gösterileriyle 6 Temmuz Cumartesi günü BKM’de olacak.