‘’Türkiye genç nüfusuyla Fintech’e hazır’’

Finansal teknolojilerin finans hizmetleri sektöründeki etkilerini analiz etmek amacıyla Boğaziçi Üniversitesi BSUYGAR bünyesinde, Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ceylan Onay Şahin tarafından kurulan Digital Finance Working Group (Dijital Finans Çalışma Grubu) finans alanında yeni teknolojilerin iş modellerini nasıl etkilediğinden finansal okuryazarlığın kripto para kullanımını nasıl etkilediğine dair çeşitli alanlarda araştırmalar yürütüyor.
Kenan Özcan

Cass Business School Emerging Markets Group  ve Queen Mary University Behavioral Finance Working Group gibi kurumlardan akademisyenler ile Boğaziçi’nden araştırmacılara birlikte çalışma imkânı sunan DFWG bünyesinde blokzincir, büyük veri, mobil hizmetler, nesnelerin interneti gibi yeni teknolojilerin finans sektörüne ve iş modellerine olan etkileri, çeşitli araştırmalar bağlamında interdisipliner yaklaşımla inceleniyor.

DFWG’un akademik danışmanları arasında Prof. Gülnur Muradoğlu (Director -Behavioral Finance Working Group, Queen Mary University) ve Prof. Kate Phylaktis (Director -Emerging Markets Group,Cass Business School), akademi dışı danışmanları arasında ise Ekrem Arıkan (MKK Genel Müdürü) ile Sinem Cantürk de (Bilgi Sistemleri Risk Yönetimi Bölüm Başkanı, Şirket Ortağı KPMG Türkiye) yer alıyor.

Digital Finance Working Group’un kurucusu olan Prof. Dr. Ceylan Onay Şahin, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünde, yüksek lisansını ise Koç Üniversitesi MBA’de tamamladı. Onay Şahin doktora derecesini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden finans dalında aldı. Prof. Dr. Onay Şahin’in başlıca araştırma alanları arasında Kurumsal Finansman, Bilgi Teknolojileri Yatırımları, Finansal İnovasyon, Finansal Entegrasyon, Bankacılık, Dogrudan Yabancı Yatırımları ve Verimlilik gibi konular yer alıyor. 2008 – 2009 yılları arasında Marie Curie Fellow ve misafir araştırmacı olarak City University of London Cass Business School’da Finans alanında çalışmalar yapan Onay Şahin, 2004’den bu yana Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Bilgi Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde yer alan Digital Finance Working Group kurucusu olan Prof. Dr. Onay Şahin’den DFWG (https://digitalfinance.boun.edu.tr/) hakkında bilgi aldık; finansal teknolojilerin hayatımızdaki yerini konuştuk.

Digital Finance Working Group neler yapar güncel çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Onay Şahin- Digital Finance Working Group Ocak 2019 itibariyle faaliyete geçti. Üniversitemizde bulunan Bilgi Sistemleri Uygulama Araştırma Merkezi’nin altında bir çalışma birimi olarak kuruldu. Amacı Finansal Teknolojiler özelinde araştırmalar yürütmek, bu araştırmalarla ilgili uluslararası akademik kurumlarla ve özel sektör işbirlikleri kurmak ve danışmanlık vermek. Bir danışma heyetimiz var. Akademik ve akademi dışı kişilerden oluşuyor.

Akademik işbirliklerimiz Fintech alanında önemli merkezlerden olan Londra’daki iki prestijli üniversitenin araştırma birimleriyle. Bunlardan bir tanesi Cass Business School EMG direktörü Prof. Phylaktis. Ben de bu grubun 2008 senesinden beri araştırma üyelerindenim. Marie Curie fellow olarak İngiltere’de bulunduğun dönemde bu grupta aktif olarak rol almaya başladım. Grubun amacı özellikle gelişmekte olan ekonomilerde finansal piyasaların gelişimi, foreks piyasaları gibi konularda derinlemesine araştırmalar yapıp danışmanlık vermek. Bu grubun Dünya Bankası, IMF, İngiltere Merkez Bankası ve diğer belli başlı finansal kurumlardan oluşan bir sponsorlar ve partnerler listesi, ayrıca çok geniş tabanlı bir akademisyen network’ü var. 

Diğer işbirliğimiz ise Queen Mary Üniversitesi’nden Prof. Gülnur Muradoğlu direktörlüğündeki Behavioural Finance Working Grubu ile devam ediyor. Bu grup da yine geniş bir uluslararası network ile davranışsal finans alanında çalışıyor ve uluslararası konferanslar düzenliyor.

Bu iki birimin araştırma konuları aslında Fintech ile çok ilintili. Örneğin kripto paralar ile ilgili çalışırken Foreks piyasaları, finansal piyasaların gelişimi, regulasyonu gibi konular devreye girerken öbür taraftan davranışsal finans, oyunlaştırma yöntemleriyle yatırımcıların finansal karar mekanizmalarını etkileme, finansal önyargılarını düzeltme yönündeki araştırmalarda etkin oluyor.  

Boğaziçi Üniversitesi dışında grubun Türkiye’de işbirliği içinde olduğu üniversiteler var mı?

İşbirliği anlaşması olarak henüz yok çünkü bu grubu kurarken hedeflenen biraz da Fintech alanında araştırmalar yaparken sahip olduğum uluslararası network’ü Boğaziçi Üniversitesi’ne kazandırmaktı. Grubun kuruluşundaki insanlar benim geçmişte beraber makaleler yazığım, araştırmalar yürüttüğüm isimler… Onlar buradaki araştırmalara, tezlere dahil olurken, oradaki bilgi ve teknoloji de buraya transfer oluyor. Halihazırda DFWG bünyesinde araştırmacı olarak birkaç önde gelen üniversiteden beraber araştırma yürütmekte olduğum çok değerli öğretim üyelerimiz mevcut ama elbette ileride Fintech alanında araştırma yapmak isteyen bütün üniversitelerimizle beraber çalışmaktan memnuniyet duyarız.

Bunun dışında özel sektör-üniversite iş birliği çerçevesinde KPMG Türkiye ile bir iyi niyet anlaşması imzaladık. Bu iyi niyet anlaşması da araştırmalar ve eğitimde işbirliğini kapsıyor. Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünde önerilen YBS tezli yüksek lisans ve “Business Information Systems” ikinci öğretim tezli/tezsiz yüksek lisans programlarında  2019 bahar döneminden itibaren Fintech dersi veriyorum. Bu derste Fintech başlığı altına giren tüm konularda akademik literatürü takip ediyoruz ve sektördeki uygulamacılardan sunumlar izliyoruz. Bu derse KPMG Türkiye uluslararası vaka örnekleriyle içerik sağlıyor. Konuşmacılarımızın ise özel sektör-üniversite işbirliği çerçevesinde akademik dünya ile özel sektör fintech uygulamalarını birleştirerek öğrencilerimize vizyon verebilecek isimler olmasına özen gösteriyorum.

Hangi konularda araştırmalar yapılıyor DFWG bünyesinde?

Yürütmekte olduğumuz araştırmalar blokzincir, mobilite, büyük veri, vb. teknolojiler ile KVKK, GDPR, PSD2 gibi regülasyonların finansal hizmetlerde iş modellerini ve değer zincirini nasıl değiştirdiği, şirketlerin performansını nasıl etkilediği, ve finansal okuryazarlıkla finansın tabana yayılmasına etkileri üzerine.

Mesela bir çalışmada kripto paralara yatırım yapan insanların finansal okuryazarlığının ne düzeyde olduğunu araştırıyoruz.  Yine kriptoparalarla ilintili olarak Bergamo Üniversitesi’nden ve SUNY FIT’den DFWG’a katılan öğretim üyeleriyle ICO’lar ve kayıtdışı ekonomi arasındaki ilişkiyi irdeliyoruz.

Başka bir tez öğrencimizle fiziksel şube ağı bulunmayan neobank’lara güven oluşumunu araştırıyoruz. Bir diğer araştırma konumuz ise dijital dönüşüm. Finansal hizmetlerde dijital dönüşüm üzerine DFWG’ye Kadir Has Üniversitesi’nden katılan öğretim üyelerimizle beraber çalışıyoruz.

Bunlar şu sıra aktif olarak meslekdaşlarım ve tez öğrencilerimle yürütülmekte olan çalışmalardan bazıları.  DFWG olarak Fintech alanında çalışmak isteyen doktora sonrası araştırmacılar aradığımızı da duyurmak isterim.

Finansal teknolojiler Türkiye gibi kırılgan ekonomiye sahip ülkelerde ne kadar yaygınlaşabiliyor? Hangi noktalarda iyileştirmeler gerekiyor?

Bu yeni teknolojiler henüz dünyada da oturmuş değil. Ülkelerin politikaları farklı olabiliyor, regülasyonlar farklı olabiliyor. Regülasyonların yeni teknolojiyi yakalaması lazım. Türkiye'de 60 küsur Fintech girişimi var, dolayısıyla gelişmekte olan bir ekosistem. Çok başarılı girişimlerimiz var. Örneğin geçtiğimiz aylarda İyzico PayU’ya 165 milyon dolara satıldı. Öte yandan akademik araştırmalar ise Fintech çözümlerini öncelikle genç nüfusun tercih ettiğini gösteriyor. Bizde de büyük bir genç nüfus ve yüksek oranda akıllı telefonlara erişim var. Kısacası Fintech’e hazır bir nüfus var. Ekonomik kırılganlık ise doğal olarak bu gelişmeyi yavaşlatıyor.. Keza ülkelerin ekonomik ve politik riskleri her zaman her yerde yatırımın önünde bir risk teşkil ediyor. Ne kadar bu riskleri indirgeyecek adımlar atabilirsek her girişim daha kolay yatırımcı bulur ve daha hızlı büyür. Bizde de ekonomik toparlanma ile birlikte bu projelere ayrılan bütçeler artacaktır.

Son olarak Facebook’un çıkaracağı Libra ile kripto paralar gündemde... Acaba yakın gelecekte hayatımızı sanal paralar ile mi sürdürüyor olacağız?

Bu soruya henüz net bir cevap vermek zor çünkü dijital paralar ve altyapısını sağlayan blokzincir teknolojisi gelişmekte olan bir teknoloji. Teknolojinin şu an en olgunlaşmış durumuna ulaştığını söylemek mümkün değil. Dolayısıyla gelişim sürerken bu teknolojinin artıları ve eksileri netleşecektir. Kripto paraların bir süre daha gündemimizde olacağını söyleyebilirim ama kağıt paraların yerini alıp almayacağını öngörmek zor. Bu alanda çok fazla araştırma var ve Facebook örneğinde olduğu gibi Libra ile çok daha büyük ölçekte yatırımlara giren özel sektör kuruluşları da olacaktır.

İnsanların fintech teknolojilerini kullanmaya ikna eden nedenler sizce nelerdir?

Akademik arastirmalara gore birinci sırada kullanım kolaylığı , daha sonra ise ekonomik fayda geliyor. İşlemlerin “peer to peer”, bireyden bireye aracısız olması ise kullanıcılar arasında beklenen faydayı ve değeri artıran bir başka etken. Fintechlerin kabul görmesinin önünü kesen risklere gelecek olursak finansal, yasal, güvenlik ve operasyonel riskler olmak üzere dört tip temel risk var. Bunların arasında yasal riskler ve güvenlik riskleri öne çıkıyor. Araştırmaları Türkiye’ye uyarladığımızda kullanıcılar için en yüksek fayda ekonomik fayda ve en üst seviyede olan risk algısı ise yasal risk, yani yasal belirsizlik. Dolayısıyla regülasyonlar netleştiğinde fintech çözümlerinin kullanım oranları da artacaktır.

Öte yandan Fintech dediğimiz zaman aslında hep akla gelen bankacılık dışı üçüncü parti şirketler. Halbuki bankalar da çok aktif. Akademik araştırmalarFintech girişimlerinin bankaları daha inovatif, daha proaktif olmaya, kendi çözümlerini geliştirmeye yönelttiğini söylüyori. Bankalar da kendi içlerinde artık çok daha girişimci ve Fintech’ler ile işbirliği içinde modeller geliştirmeye çalışıyorlar. Örneğin açık bankacılık bunun en önemli mecralarından biri. Türkiye’de de bu alanda faaliyet gösteren büyük bankalarımız var. Sonuçta amaç müşteriye en iyi hizmeti en makul şekilde ulaştırmak olunca birçok Fintech de bankayla işbirliği yapmayı tercih ediyor, bankaların hızlandırıcı kuluçka programlarında yer alıyor.

O halde bankacılığın Fintech girişimlerinin önünü açacak sektörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz?

Şu an PSD2 gibi Açık Bankacılık kavramını getiren regülasyonlar işbirliğini teşvik ediyor. Doğal olarak bankalar kendi pozisyonlarını kaybetmek istemezler. Bankaların da Fintech’lerin de önemli rolleri devam edecektir. Belli hizmetlerde işbirlikleri öne çıkacak, belli hizmetlerde başa baş rekabet edecekler. Bunları tamamen bankaların ve Fintech’lerin büyüme stratejileriyle ilgili verdikleri kararlar belirleyecek.

Söyleşi: Özgür Duygu Durgun, Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan