“Uzaktan eğitimde çocukla aktiviteden aktiviteye koşmak zorunda değilsiniz”

Koronavirüs önlemleri kapsamında okul öncesi eğitimle ilgili kararlar değişirken, ailelerin çocuklarına evde nasıl verimli bir eğitim verecekleri konusundaki endişeleri sürüyor. Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Zeynep Erdiller Yatmaz erken çocukluk eğitiminin sadece okulda olması gerekmediğini hatırlatıyor ve ekliyor: “Çocuğunuzla aktiviteden aktiviteye koşmak zorunda değilsiniz, duygusal olarak ulaşılabilir olduğunuz ve ona güven ortamı sunduğunuz sürece çocuğunuz zaten kendi kendine öğrenecektir.”

Gazeteci Pervin Kaplan’ın eğitim alanındaki güncel sorunları uzman isimlerle tartıştığı Instagram söyleşilerinin 23 Aralık 2020 tarihindeki konuğu, Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Zeynep Erdiller Yatmaz oldu. Doç. Dr. Yatmaz erken çocukluk eğitiminde ailenin önemi, okul öncesi dönemde çevrim içi eğitimin imkânları ve karantina günlerinde ailelerin çocuklarıyla nasıl zaman geçirebilecekleri gibi merak edilen pek çok konuda bilgi ve görüşlerini paylaştı.

“Okul öncesi eğitimi sınırlayıcı bir kavram

“Erken çocukluk eğitiminde çevrim içi eğitim olmalı mı?” ve “Ana sınıfları açılmalı mı?” gibi tartışmalardan önce okul öncesi eğitim ve erken çocukluk eğitimi kavramları arasında ayrım yapmak gerektiğini vurgulayan Zeynep Erdiller Yatmaz, şu sözleri kaydetti: “Okul öncesi eğitim sınırlayıcı bir kavram, erken çocukluk eğitimi ise doğum öncesinden başlayarak 8 yaşa kadarki dönemi kapsıyor. Anaokulu ve ana sınıfı çocukları da 36-68 ay arası ana okulu, 57-68 ay arası ise ilkokula hazırlık odaklı olan ana sınıfı dönemi olacak şekilde ayrılıyor. Çocuğun gelişimi bütüncül olarak ele alınmalı, bu nedenle doğum öncesinden 8 yaşa kadar erken çocukluk eğitimi kapsamında düşünmek daha doğru.”

“Erken çocukluk eğitiminde müfredat yetiştirme gibi bir paniğe gerek yok”

Erken çocukluk eğitiminin çok bilinen ve yeterince anlaşılan bir alan olmadığına dikkat çeken Yatmaz, salgınla birlikte anaokulu ve ana sınıflarının kapanıp kapanmayacağı konusunda yaşanan paniğin de bu bilgisizlikten ileri geldiğini açıkladı: “Erken çocukluk eğitimi diğer kademelerle karıştırılıyor, halbuki bu dönemde müfredat yetiştirme gibi bir panik yapmaya gerek yok. Okul öncesi öğrencisi yerine okul öncesi çocuğu dememiz de bu yüzden. Çocuk zaten doğası gereği doğumla birlikte öğrenme sürecine başlıyor. Ailesiyle güven ilişkisi varsa ve öğrenmeye elverişli bir ortamdaysa çevresinden duyarak, görerek zaten kendi kendine kolaylıkla öğreniyor. Erken çocukluk eğitiminde biz sadece çocuğun öğrenme sürecine destek oluyoruz, onun ‘öğrenen’ haline gelmesine yani öğrenmesi için gerekli becerileri kazanmasına yardım ediyoruz.”

“Erken çocukluk eğitiminin sadece okulda olması gerekmiyor”

Doç. Dr. Zeynep Erdiller Yatmaz, erken çocukluk eğitiminde ailenin öneminin pandemiyle birlikte yeniden hatırlandığına da dikkat çekti: “Normal şartlarda da işin büyük bir kısmını zaten aile yapıyordu. Çocuk doğduğu ailenin içinde güveni, öz yeterliği, değerli olduğunu hissederse öğrenmeye başlıyor ve sonrasında işi biz devralıyoruz. Pandemi, hepimize erken çocukluk eğitiminin aile ve eğitimciler arasındaki bir ortaklık olduğunu hatırlattı. Zaten merkez temelli yani bir anaokuluna ya da ana sınıfa devam edilen erken çocukluk eğitimi sadece bir yol. Aynı amaca ulaşmak için farklı kanallardan ilerleyebiliriz. Erken çocukluk eğitiminin üst kademelerdeki gibi sadece okulda olması gerekmiyor.”

Pandemi döneminde özel okullardaki erken çocukluk eğitimcileriyle yaptığı bir araştırmanın sonuçlarından da bahseden Yatmaz, şu ifadeleri paylaştı: “Herkes pandemiyi yaşadı ama erken çocuklukta çevrim içi eğitimde öğretmenler dışarıdan çok destek almadı, en çok desteği birbirlerinden aldıklarını söylediler. Veliler ise önce çocuklarını tanıdılar, bununla birlikte çocukla ‘kaliteli zaman’ geçirme kaygısına düştüler ya da farklı sorumlulukları arasında çocuğa yeterince destek olamama endişesi yaşadılar. Bu nedenle uzaktan eğitimde hedefi çocuktan önce aileye çevirmek gibi bir yol izleyebiliriz.”

“Çocuğu dinlediğiniz ve ona zaman ayırdığınız sürece öğrenme devam eder”

Yatmaz, eğitimcilerin çevrim içi eğitim konusunda ailelere nasıl destek olabilecekleri ve ailelerin çocuklarına nasıl yaklaşabilecekleri konusunda ise şunları paylaştı: “Önce aileleri eğitelim gibi üstenci bir bakış yerine eğitimciler ailelerle neler yaşadıkları konusunda konuşmalı, onlara destek olmalı. Aileler de şunu bilmeli ki çocuğuyla illa aktiviteden aktiviteye koşmak zorunda değiller. Çocuğu dinleyebiliyorsa, ona zaman ayırabiliyorsa, öğrenme süreci için ona güven ortamı sunuyorsa zaten üzerine düşeni yapıyor demektir. Öğretmenlerin aileleri bu konuda cesaretlendirmesi ve farkındalıklarını yükseltmesi gerekli.”

“Zaten çocukları desteklemeye yönelik programlanmış varlıklarız. Ağlayan bir bebek gördüğümüzde kendi çocuğumuz değilse bile yanına gideriz, onu sakinleştiririz. Herhangi bir engel yoksa ihtiyaçları karşılanan bebek bir müddet sonra çevresine yönelir ve öğrenmeye başlar. Duygusal olarak ulaşılabilir olduğunuz sürece çocuk zaten kendi kendine öğrenecektir.”

Söyleşinin tamamını izlemek için tıklayınız.