"Yol her seferinde insanlığa ve dünyaya inancımı tazeliyor"

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ve Sosyoloji bölümlerinden 2018’de mezun olan Yağmur Helin Aslan son 6 aydır Güney Amerika’nın farklı ülkelerini keşfediyor. Üniversite öğrencisiyken aldığı bursları biriktirerek çıktığı bu yolculukta onlarca farklı insan ve hikâye ile karşılaşan Aslan bugüne kadarki seyahatlerinde tam 39 ülkeyi tanımış. Yağmur Helin Aslan ile gezgin olmaya nasıl karar verdiğini, sınırlı bütçeyle dünyayı dolaşmanın nasıl mümkün olduğunu, yolculuklarında karşılaştığı kolaylıkları ve zorlukları konuştuk.

Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Ben Yağmur Helin Aslan. Son dönemlerde sosyal medyada "Pusula Dövmeli Kız" olarak var olmaktayım. Ankara'da doğup büyüdüm. Lisans eğitimimi, Boğaziçi Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Sosyoloji üzerine aldım. 2018 Haziran ayında mezun oldum. 2018 Eylül ayından bu yana Güney Amerika'yı geziyorum.

Boğaziçi’ne Türkiye 10.su olarak girmişsiniz, çift anadal yaparak bölümlerinizi birincilikle bitirmişsiniz. İdeal bir akademik kariyer seçebilecekken gezgin olmaya nasıl karar verdiniz?

Gezerken içime işleyen, beni evde hissettiren, ayrılırken bir parçamı gömüp ayrıldığım yerler oluyor bazen. Boğaziçi ise ayrılırken en fazla parçamı gömdüğüm yer olabilir belki. Bunda çok keyifli bir öğrencilik hayatı geçirmemin etkisi büyük. Okuldayken oraya öyle ait hissediyordum ki Çift Anadal kararımın arkasında da aslında okulda daha uzun süre kalma isteğim yatıyordu.

Gezme merakım ve akademik başarım arasında aslında tahmin ettiğinizden daha sıkı bir ilişki var. Girdiğim sene, İş Bankası'nın "Altın Gençler" projesi vardı, dereceye giren öğrencilere bir miktar nakdi para ve Interrail 30 günlük Global Pass bileti hediye ediyorlardı. İlk seyahatime 2014'te sırf bu bileti değerlendirmiş olmak için çıktım. Önce bir süre yol arkadaşı aradıysam da o planlar hep suya düşünce en son fakülteden arkadaşlarımın desteklemesiyle tek başına 43 günlük bir Avrupa turu yaptım. Okuldaki başarımın yeni seyahatlere kapı açması yalnızca bununla sınırlı olmadı.

Eğitimim boyunca hem KYK'dan ilk 100 bursu, hem de okuldan ücretsiz yemek, konaklama ve bir miktar nakdi burs almaya hak kazanmıştım. KYK'dan aldığım tüm bursu biriktirme şansım oldu. O burslar şimdi Latin Amerika bütçemi oluşturuyor. Bunun yanında, altı sene boyunca aldığım derslerde farklı ülkelerin siyasi tarihlerini öğrenmemiz, uzak coğrafyalara dair etnografiler okumamız da merakımı artıran unsurlar oldu. Hayatta hangi yolun sizi nereye getireceğini tahmin edemiyorsunuz. Tuhaf ama yukarda anlattığım sebeplerden ötürü, beni şu an olduğum yere, tam şu an Ekvador'da bir kulübenin verandasındaki bir hamağa mesela akademik geçmişim getirmiş gibi hissediyorum. Ya da böyle düşünmeyi seviyorum. Ben tıp ya da mühendislik değil, sosyal bilim okudum. İnsanların arasında var olduğum her gün, ben mesleğimle alakalı bir şey yapıyorum zaten. Tüm o emeklerin beni getirdiği yerdeyim bugün.

İtiraf edeyim, 2014'teki o ilk seyahate çıkmasam şu an master’da ya da doktorada olurdum kesinlikle. O kadar emindim ki bu kararımdan, hangi doktora programına başvurursam hangi hocalarla çalışabileceğime dair bir listem bile oluşmaya başlamıştı. Ama şöyle de bir şey var: Yalnızca ben değil, etrafımda tanıdığım ne kadar arkadaşım varsa hepsi akademi düşünüyordu o dönem. Hayalimiz akademisyenlik olduğu için değil de, en iyi bildiğimiz iş bu olduğu için istiyorduk çoğumuz. Derken, 2018'in ilk haftalarında, sanki bir gecede değişti tüm fikrim. Sanırım, kurumsal iş hayatını bırakıp dalış eğitmeni olan iki Avrupalının bloguna denk geldiğimde değişti. Onların hayatını okuduğumda hayatımın kalanını tek bir iş yaparak ve tek bir kariyere yatırım yaparak geçirmek istemediğimi, 20 yıl sonra olacağım insan adına bugünden böyle bir karar almaya hakkım olmadığını düşündüm.

Yine de şunu söyleyebilirim: Birçok gezginin hikayesi, eski hayatlarından çığlık çığlığa ve ardına bakmadan kaçma kararıyla başlıyor. Kurumsaldan istifa edenler, sistemin parçası olmak istemeyip kendine yeni hayat çizenler... Benimki tam olarak öyle değil. Akademi ardıma bakmadan kaçtığım, tüm köprülerimi yaktığım bir yer olamıyor. Olsun da istemiyorum.

Hangi ülkelere gittiniz? En çok beğendiğiniz, çok özel bulduğunuz hangileri oldu? 

Avrupa, Asya ve Güney Amerika olmak üzere üç kıtada 39 ülkeye gitmişim şu ana kadar. En çok beğendiğim yerler sorusuna cevap vermek o kadar zor ki... Yine de birkaç favorimi sayacak olursam Avrupa'da Norveç ve İzlanda doğasıyla, İtalya ve Yunanistan kültürleriyle defalarca gidebileceğim ülkeler oldu. Öte yandan, Erasmus yaptığım Paris hala dünyada en sevdiğim üç şehirden biri. Asya'da Vietnam'ın doğasına hayran kaldım. Kamboçya'daki Angkor Tapınakları hala nasıl olur da Meksika'daki Chichen Itza'nın ya da Brezilya'daki İsa Heykeli'nin girdiği Dünyanın Yeni 7 Harikası arasına giremez aklım almıyor mesela. Güney Amerika ise dünyanın en sevdiğim bölgesi olabilir. Özellikle Brezilya, Uruguay ve Arjantin'in her birinde hayatımın bir dönemini geçirmek istiyorum.

Gezi planlarınızı nasıl yapıyorsunuz?

Gezi planlarımı, o planlara uyamayacağımı bile bile, sadece uzak ülkeler üzerine hayaller kurmayı sevdiğimden yapıyorum. Hele de uzun yollarda planlar ve rotalar çokça değişiyor, evdeki hesap çarşıya hiç uymuyor. Ama bu beni günlerce rota çizip fotoğraflara bakarak uyumaktan alıkoymuyor. Çünkü dediğim gibi "nereyi gezsem" diye düşünmek dünyanın en tatlı derdi olabilir. Genelde her ülkeye girmeme bir hafta kala, orada ne kadar kalırım, nereleri gezerim diye kabataslak bir fikir oluyor aklımda. Ama esas rota o ülkenin insanıyla ve diğer gezginlerle konuştukça şekilleniyor.

 

Sınırlı bütçeyle dünyayı dolaşmanın yolları

Maddi zorluklar yaşıyor musunuz? Az harcama yaparak seyahat konusunda gezginlere neler önerebilirsiniz?

Maddi anlamda bu seyahati çıkarabilecek kadar birikimim olsa da ben biriktirdiğim paranın yarısını harcamak gibi bir hedef koydum kendime. Gezerken az harcamak kesinlikle zamanla edinilen ve geliştirilen bir beceri. İlk Interrail seyahatimde dünyayı harcamış olabilirim. Şimdiyse günlük 20-21 dolar gibi bir bütçeyle götürüyorum seyahatimi.

Gezginlere ilk tavsiyem, uzun seyahate çıkıyorlarsa her ülke için kendilerine bütçe sınırı koymaları. İnsan bu sınıra her zaman uyamıyor ama yine de varlığı bir nebze harcamaları frenliyor.

İkinci tavsiyem konaklama için couchsurfing kullanmak. Couchsurfing gittiğiniz bir şehirde yaşayan bir insanın evinde ücretsiz kalabileceğiniz uluslararası bir misafirperverlik ağı. Couchsurfing’de gezgin ağırlayan ev sahiplerinin çoğu da sizin gibi gezgin. Yani ne yaşadığınızı, ne zorluklarla uğraştığınızı biliyor, halden anlıyorlar. Bazılarıysa işinden veya ekonomik sıkıntılarından dolayı asla gezemeyen, bunun yerine bu uygulama sayesinde başka ülkeleri ve kültürleri kendi evine getirme fırsatı bulan insanlar. Couchsurfing’in referans sistemi sayesinde daha önce o ev sahibiyle kalan gezginlerin değerlendirmelerini okuyabiliyor, fikir sahibi olabiliyorsunuz. 

Bir diğer tavsiyem ise mümkün olduğunca otostop kullanmak. Her yerde otostop çekmeye cesaret edemesem de kesinlikle en sevdiğim ulaşım şekli diyebilirim. Ön camdan manzaraları izleyerek, istediğiniz yerde durup fotoğraf çekerek, kendi müziğinizi yolda tanıştığınız insanlara dinleterek yol gitmek paha biçilemez. Arjantin, Uruguay ve Şili'yi bu kadar ucuza gezmemde otostopun çok rahat işlemesi etkili oldu. Aynı şekilde daha önce İskandinavya'da otostop-çadır-couchsurfing üçlüsüyle günlük 10 euroya gezebilmiştim.

Bunlar dışında yolda konaklama ve yemek karşılığı gönüllü işler yapmak ya da sokaklarda müzik yaparak, takı satarak bir şekilde para kazanmak da az masrafla gezmek için ideal yöntemler.

 

“Uruguay Parlamentosu’na davet edildim”

Gezileriniz sırasında iyi veya kötü unutamadığınız bir anınız oldu mu?

O kadar çok ki! Yol her seferinde insanlığa ve dünyaya inancımın tazelendiği yer oluyor. En ilginç anılarımdan biri Uruguay'da başıma geldi mesela. Ülkedeki ilk günümdü. Otostopla Paysandu'dan Montevideo'ya gitmeye çalışıyordum. Beni yaşlıca bir kadın almıştı ve otostopla gezmeme de epey endişelenmişti. Bir saat kadar birlikte yolculuk yaptık ve o sırada bana neden Uruguay'a geldiğimi, ilgimi nelerin çektiğini sordu. Ben de özellikle siyasetine dair daha çok şey öğrenmek istediğimi, kıtada norm haline gelmiş yolsuzluklardan Uruguay'ın nasıl nasibini almadığını merak ettiğimi söyledim. Pepe Mujica'nın Türkiye'de de epey hayranı olduğundan bahsettim. Yollarımız ayrılırken Beatriz Montevideo'ya sağ salim vardığımdan emin olmak için telefon numaramı aldı, vedalaştık, ayrıldık. Montevideo'ya vardığımda ise beni bir sürpriz bekliyordu. Kendisi de uzun zaman aktivist olarak Frente Amplio'nun yanında ve siyasetin içinde yer almış olan Beatriz, benim için milletvekili arkadaşlarından biriyle konuşmuştu, beni parlamentoya davet ediyorlardı. Bir milletvekiline bu kadar kolay erişilebilen bir ülke!

Kötü çok fazla anım gelmiyor aklıma ya da ben onları unutmak konusunda epey iyiyim. Ama Vietnam'da gönüllü çalışırken gece üstümden fare geçtiği ve çantamı kemirdiği bir anım var mesela. Amazon turunda nehirde küçük bir kayıkla gezerken ve en yakın karaya 2 saat uzaktayken hastalanmak da çok eğlenceli olmamıştı. Bir keresinde Rusya'da takip edilmiştik ve nerdeyse soyuluyorduk ama 6 kişi olmamız biraz caydırıcı olmuştu sanırım, atlatmıştık.

Blogunuzda lisans eğitiminiz sonrası "hangi yöne gideceğim, nereye evim diyeceğim" sorularının sizi meşgul ettiğini belirtmişsiniz. Seyahat bir arayış, insanın kendini çözmesi için bir fırsat mı?

Seyahatin herkes için aynı şeyi ifade ettiğini düşünmüyorum. Kimisi için bir tatil, bir moladır. Kimisi içinse yorucu, tam zamanlı bir iştir ve asıl seyahat sonrası bir tatile ihtiyaç duyarlar. Bazen bir arayıştır. Bazen evde bıraktıklarından bir kaçıştır.

Bunlardan hangisi benim için geçerli, ondan bile emin değilim. Dönem dönem hepsini hissettiğime yemin edebilirim. Neredeyse altı aydır aralıksız yoldayım. Nereye evim diyeceğim sorusuna cevap bulduğumu söyleyemem. Ama buna cevap bulmak eskisi kadar önemli de gelmiyor doğrusu. Çünkü artık hangi yöne gittiğimden çok bir yön seçip ona gidiyor olmanın yeterli olduğunu düşünüyorum. Önceden hep evim diyeceğim bir yer arıyordum, bu anlamda evet seyahat bir arayıştı. Ama bulmak sanırım bu arayışın en olmasa da olur kısmıymış, yeni fark ediyorum.

 

“Kadın gezginler duvarları daha kolay yıkıyor”

Kadınları yalnız seyahat konusunda cesaretlendirmek için neler söylemek istersiniz?

Kadın başına yolda olmak zor, ama dünyanın herhangi bir yerinde ya da hayatın herhangi bir alanında olduğundan daha zor değil. Kadın olmak evde, iş hayatında, aile içinde, okulda, kısacası toplumun her alanında zor zaten. Nasıl tüm kadınlar evde ya da iş dünyasında sadece kadın oldukları için daha fazla sorun yaşıyorsa, aile içinde, az veya çok, farklı muameleye maruz kalıyorsa, toplum tarafından daha çok baskılanıyorsa benim de sırf kadın olduğum için yaşadığım sıkıntılar oluyor. Bunlardan birini yakın zamanda Facebook sayfamda uzun uzun anlatmıştım.

Rahatça söyleyebilirim ki, yol kadın olmanın dezavantajları ve zorlukları kadar avantajlarının da olduğu bir yer. Örneğin, tüm otostopçular bilir, kadın başına otostop genelde en hızlı yolculuk şeklidir. Kadın başına couchsurfing’de kalacak yer bulmak da bir tık daha kolaydır mesela. İşin aslı, normalde gezginlere yardım etmek isteyip de kendi tedirginliklerinden dolayı cesaret edemeyen o kadar çok insan var ki dünyada... Yalnız kadın gezginler işte bu duvarları en kolay yıkabilen, o yüzden de her yerde en çok yardım görebilen gezgin grubudur.

Gelecek için planlarınız neler? Kendinizi bir meslek kategorisinde görebiliyor musunuz?

Kendimi pek çok meslek kategorisinde görüyorum doğrusu... Bir mesleği ya da bir hayat tarzını seçtiğinizde seçmediğiniz tüm hayatlardan vazgeçmiş oluyorsunuz. Ben mümkün olan en az vazgeçişi içeren bir yol çizmeye çalıştım. Mümkün olduğunca farklı hayata açık kapılar bırakabildiğim bir yol. Kurulu bir düzenim, arabam ve evim, ya da terfi alıp yükseldiğim için bırakıp gidemeyeceğim bir işim olsun istemiyorum. Kendi hapishanemin duvarlarını kendim inşa etmek istemiyorum. Bir elim kapıda yaşamayı seviyorum.

Galeri 1 Fotoğraf